Menu

Yusuf Ferhat’ın Yeni Şiir Kitabı Çıktı.

Yusuf Ferhat’ın ikinci şiir kitabı “Kış Sürgünü Günler”, Klaros Yayınları etiketiyle çıktı. Anılan kitap, yaşamın içinde barındırdığı hüzün, ayrılık, özlem, aşk ve sevda kokan dizelerden oluşuyor. Yusuf Ferhat, “Kış Sürgünü Günler” başlıklı kitabı hakkında şunları söyledi: “Şiir toplumun aynası ve hayatın güncelliğidir. Kitabımda yer alan dizelerde, toplum duyarlılığına ve sorunlarına estetik bir dille dikkat çektim. […]

Sabrın ve Yaratıcılığın Yalnız Şairi: Rilke

Bedriye Korkankorkmaz “yalnızlık benzer bir yağmura.yükselir denizden akşamlara; çıkar göklere,o ırak ve ücra ovalardan her zamanki yerine.ve dökülür gökten şehrin üzerine.tüm sokakların yüzü sabaha çevrilirken,bir şey bulamamış bedenlerbirbirlerinden hüsranla ve mutsuz ayrılırken;biri diğerinden nefret edenlerbir yatakta beraber uyumaya mecbur kalırkenaradaki o saatlere yağar: Yalnızlık sonra ırmaklarla akar.” Rainer Maria Rilke “Saf ve el değmemiş özelliklerini […]

Otuz Beş Yaş

Cahit Sıtkı Tarancı Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.Dante gibi ortasındayız ömrün.Delikanlı çağımızdaki cevher,Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar?Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan!Hangi resmime baksam ben değilim.Nerde o günler, o şevk, o […]

Aferin Virgül Sana

Ülkü Tamer Aferin virgül sana, sansara dikkat!Bekçi gibi düdüğünü uzaktan çalıyor,Uzaktan çiftliğe bir ölüm çiziyor,Çiziyor bir mezar, kazıcısı ibikten,Taşları tavuk tüyü, orduları ibikten,Bir manga sansar almış, kümesi kaçır;Çünkü aydede sansarı sevmiyor. Virgül sana aferin, bence çok önemlisin,Belki nokta değilsin, ama virgülsün;Ödevimin sonuna nokta koyarım;Sansarın boynuna ben silgi astımSilsin diye burnuyla pençerelerini,Sen çok cesursun virgül, saklanmıyorsun,Çünkü […]

Beraber Ayrı Yaşamak

 Abdullah Şanal ekilen düğün çiçeği kuşkuya uç verdi yaincili kaftan giyinsen dikiş tutmaz ipeği.astarı yalan dolandan, neresini tutarsındüşünmezsin öyle derin ve karanlık sularıgül yerine koklanır mı uzandığın bir çalı?!. deli dolu akıp gitmiş; kırık incecik dalımızuçkun sulara yazılmış sevdamızın izleri.sürgünlere kilitliyiz a başı gülmez yârimüzüldükçe düğümlenmiş soruların yumağıdünümüz var mıydı ki arkası yarın olsun?!. sürgüyü […]

Barış ve Kardeşlik

Özgür Metin Demirel doğruyu söylediğin içindokuz köyden de kovulsanonuncusuna girmenmümkün bile olmasahatta yüzüne bile bakılmadantutulsan da dışardaesir gibi, suçlu gibikabahatın faturasısana da çıksadoğru yine doğruyanlış yine yanlış oysakuşlar yine öteryürek atarduyulmasa da, kör karanlıktan sonragüneş yine dünyaya bakar sebebi unutulsa dabir de telafi edilmesi zor olmasapes edersen yaşam biter oysadurma, yılmayüreğin buram buram çığlıkeskiyi çiz,ölü […]

İs Karası

Fatma Kurnaz Arıkuşu Kızıl aleve dönmüş duman tütmekteBüyük yıkımdan aklımda kalanİs karası kareler Yanık yün kokusu geliyor burnumaOysa ne itina ile dizerdi yüklüğe anam Yerlere saçılmış yataklar yorganlarSavrulmuş dört bir yana kitaplar defterlerEğilip alıyorum yarısı yanmış defterimiGöğsüme bastırıp haykırıyorumHer yer is karası Salonun çökmüş tavanındanGökyüzüne bakıyorumKüme küme yağmur bulutları geçiyorYağacaksınız biliyorum Mutfağa kayıyor gözlerimDolapta satır […]

Zwerver gedicht

Ali Şerik Op het moment dat hij voor de plas water staat na de regenbui,kijkt hij met bewondering naar hoe die daar zo stil ligt.Zo klein dat er geen golven kunnen ontstaan,net te diep voor tinnen soldaatjes.Hij kijkt met eerbied hoe het water daar languit ligt,geduldig en onbevlekt,uit duizenden druppels hiernaar toe voortbewogen.Een kleine plas […]

Sana hüznümü vereyim

Muzaffer Yanık Sana hüznümü vereyimBir derdin olsun dünyadaYeşil ölümlerden uzakNefesin surdüdüğü Yakınmalar bitsinSuçlamalar, sızlanmalarKavgan olsunyaşama dair, aşka dairVe kendine dairSok elini yüreğineDeğ ciğerineAcısın herbir yerinDön kendine Ey benim içli yarimGözlerimdeki izanımAkan sen ol akıtan senSuyu sen ol yatağı senDağı sen ol dumanı sen Uzaklıklar çıksın lügatındanDerilecek çiçeklerin olsun mevsimlikUmutsuz sevdalar sende yunsunDokunduğun her yerde çocuklar […]

Kaç Yazmaz ki

Bektaş Tosun Doğanın en deli arısı olurumSayısız çiçeklerden sözcük dermeyeGönlümü kovan yaparım sarı bal dolusuBeklerim seni de kovanımdan içeri girmeye…..Bal kutusu kovan, dünya harikası peteklerDerilen çiçekler vızırtıya dönüşür sevinçtenGel gitler orkestra sesi gibi ruhu okşarkenKaç yazmaz ki kaslar ve damarlar sertleşmeye……Yeter ki aşk ile üfle nefesini bedenimeRakamlar yetmez kaç yazacağınaDudaklar ıslak, ten-tene uygunsaGönlümü dergah yaparım […]

Özgürlük Ateşi

Özgür Metin Demirel beyaz sayfaları kirletmeterk etme kara çizgilerin hıncınatanıyamadıysan aşkıuzak düşmüşsen sevdadan sevdalandım diyedolandırma dilindedeğerini anlamadıysan sevdanınanlamlandıramadıysan emeğiveremiyorsan acıya cevapmelhem olup dindiremiyorsanperçinlenen yürekleri yaşıyorum sanmapaylaşamıyorsan mutluluğusavaşlarda ölen çocuklar uğrunaakıtamıyorsan gözyaşıyüreğin oluk oluk kanamıyorsaaç kalan çocuklaraekmek özgürlük barış haykırmayavardıramıyorsan dilinimazlum halklar içinduramıyorsan dimdik savaşa karşıyükseltemiyorsan sesini avucunun içinde saklayamıyorsansığdıramıyorsan yüreğineözgürlük sevdasınıkoruyamıyorsan yaşamızalime baskıya göğüs geremiyorsanmahkum […]

“Ay”ın Gölgesi

Nuray Sevgi Nevizade Herkes bilsin kiKatil uşak değil bu hikâyedeGüneşten sebep“İçim”in buz sarnıçlarıZevk vermiyor cicimÖpücüklerin paslıÖpücüklerin tatsızDonduruyor içimiMevsim sımsıcakBir oğlak dönencesiGurur ayakta vakurAğustosta karBundan sebepAşkın dizleri çamurYitiriyor masumiyetini bir kadınGecenin kollarındaŞehvetin sesiKöhne bir acıHep aynı şarkıyı çalıyorSokakta laternacıİki nefes bir bedenYıldızlar altındaDudaklarda demleniyor mey gibiKızarıyor utancındanDüşüveriyor “ay”ın gölgesi Nuray Sevgi Nevizade göçmen bir ailenin kızı. […]

Bugün de Böyle Geçti Diyemem

Muzaffer Yanık Anlaşılmaz duygularda bir sır yumağıAçıldıkça uzanır yollarımaDışarıda kış ayazıTürküler donar dudaklarımdaBugün de böyle geçti diyememGeçen ömürden giden benden olurSayarım kırılıp düşen danelerimiAramak geri çevirmek gibi geçmişiUmutları boşluğa sarkmış kalamam Olmuyor sevmeden serzenişler notasızUzamıyor gündüzler baskın çıkar karanlıkYazılmamış çok şey var dağarcıkta sözcük yokHer elde bir tokmak var vuruşlar hep sedasız Bugün de böyle […]

Kırlangıç Mezarı

Kırlangıç mezarıdır şimdiOdaları boşalan evlerÇığlığına uyanırKurşuni hayallerinÜzerine titreyen gölgeler Sevda ateştir fitilin ucundaBir kadın konuşur hüznün lehçesindeGözleri çukurSin dağını gömecek kadar derinde Dinmez hayat sancısıGöğsü sancakElleri ayaz yarasıSarar şimdi kan içindeZeytin dalı kırıklarını

Gidersen ölürüm ben

Gidersen ölürüm benBir duman gibi çekilirim sokaklardanSessiz kalır bu şehirAşk ağlarGidersenDamla kurur susuz kalırGül ağlar Dönüşün olmaz bilirimBeklemek biterKoşmalar biterIssız kalır yol ağlarHasretin ateşim olurYürek yanar kan ağlar GidersenYarım kalır öykümüzKavgamız biterKapanır kapılarZaman dururGün ağlar 29 Kasım 2019 . Dordrecht

Anadolu

Dopdolu tarihin küpüÇayönüGöbekliTroyaBak nasıl da silmeÇatalTuşpaHattuşaİşte bu toprak Anadolu O haldeDüşmeden Ksenofon’un ardınaKapanmadan Assos’aÇık Çavuştepe’yeDinle Gordyos’un sırrınıYesemek’in kızdili’ndenVe bir de Azra’danDökülmeden aynanın sırıKesilmeden Midas’ın sazları Ki kadındır Anadolu Kibele’den Artemis’e hep doluİştar’dan Afrodit’eO tomur diri meme“Meğer yârin düğmeleri çözülmüş” (1)Ay doğuyorAni’den Knidos’a Bak, gecikmeden er vakitYine kaz yemliyorİda’da SarıkızİnandıkYazılıAlmina’yaVe şiirler demliyor yine telde“Çatalkaram” (2) ZeugmaHaydi […]

Tek Başına

Tek başına gidilmeli mezarlara, başbaşa olmak için topraktakiyle‘Ben geldim be hayırsız’ diyebilmeli seslice‘Sen uyu, sen hep uyu’ diye de yakınmalıSonra da yanıtını bildiğin o saçma soru sorulmalı:‘Nasılsın?’‘Ölüler nasılsa ben de öyleyim’ diye bir ses utandırmalı seniSahi, ölüler nasıldır ki, diye sormalısın kendineKaranlık gecelere konuşur gibi konuşmalı, aydınlık günlere bakar gibi bakarakOkşadığın topraktan, gözlerini görebilmelisin onun‘Niçin […]

Mühür Kitaplığı 2021 Şiir Ödülü

Mühür Kitaplığı Yayınevi, iyi şiire yeni bir alan açmak ve şiire gönül verenleri yüreklendirmek amacıyla, “2021 Şiir Ödülü” düzenledi. Ödüle, 01Mart-31 Ağustos 2021 tarihleri arasında başvurulabilecek. Sonucu 5 Ekim 2021 tarihinde açıklanacak olan ödülün seçici kurulunda Turgay Kantürk, Ersun Çıplak, Özlem Tezcan Dertsiz, Serap Erdoğan, İsmail Cem Doğru ve Mustafa Fırat yer alıyor. Mühür Kitaplığı […]

Gerek Kalmaz

Uzaklarda gök gürlemesirüzgarın ve bulutun elinde olduğuna göre kaderimçünkü duldalanacak yer yok bu şiirdeıslanacağım demek birazdan Güneş sıcaklığını mıhlar gölgenin etrafınaha bire kavrulan toprağı eşer tolgasıylaBahar tüm yeşilliğini yaza atar tohumunu saçarakkuraklık kökün içine saldırır, dağılır hüzünlenmekertenkele kaçar nöbetinden Yazlıktaki bahçenin içindeki çamın yarısı yeşildiğeri yarısı malumİnsanda genç yaşta bölünür özlemlerebirdenbire düğümlenir hava, çatallaşır yolBurkulur […]

Şiirler

PELİN MELTEM GÜNEYLİ aralıksız birpazarsabahıkahvemiyudumlarkenruhum,çocukyaşımadalıyor…özlediklerinekoşuyordurmaksızın,senligünlerimeçıkmazsokaklaragötürüyor…dönüşüolmayan,hasretdolumevsimlerebugitmelerasılmavidevrimlere…beyazıniçersindeki,sonsuzmavilere…

Gelincik

YÜKSEL ŞAHİN Kaldığım Şehirde Yalnızım Yokluğunu en çok hissettiğim günlerdir bu soğuk günlerYalnızlığında kaldığım bu şehrin kalabalığında tek başıma Sessizce Bir gün en ummadığın anda ölebilirimArkamda en güzel şiirlerimi miras bırakarak, sana aitGiderken seni de öldürebilirimSessizce içimde Anam Kadar Durup dururken sordu; “beni ne kadar seviyorsun”Ben birden kala kaldımNe diyeceğimi bilemedim bir anÇok desem az […]

Ciğerparem

öyle üzüntülü olma ciğerparembugün deverdiği sözü yine tutmadığı içinöyle üzüntülü olma ciğerparemömrümüz kum gibiparmaklarımızın arasından aktığı için tanrı çoktan zil zurnasaat onikiye beş varartık aldırış etmiyorumyelkovan yürüdükçeçarklar işledikçeher şey mümkün öyle üzüntülü olma ciğerparemömrümüz kum gibiparmaklarımızın arasından kaydığı içinöyle üzüntülü olma ciğerparembizden bir iz kalmasa da geriyeyarışıyoruz saate karşı soluklanmadan koşuşturmaktayızzıkkımlanabilmek içinkorkaklar gibi labirente sıkışanhâlâ […]

Şiirler

FEDERİCO GARCİA LORCA Anış Ben ölüncegömün gitarımla benikumlara. Ben ölünce,portakallarlananeler arasına. Ben ölüncegömün istersenizrüzgâr gülüne. Ölünce ben! Hoşça Kalın ÖlürsemAçık bırakın balkonu. Çocuk portakal yer.(Balkonumdan görürüm onu.) Orakçı ekin biçer.(Balkonumdan duyarım onu.) ÖlürsemAçık bırakın balkonu! Çeviri: A. KADİR, Afşar TİMUÇİN Atlının Türküsü KurtubaUzakta tek başına Ay kocaman at karaTorbamda zeytin karaBilirim de yollarıVaramam Kurtuba’ya Ovadan […]

Nihat Kemal Ateş’ in kitapları üzerine…

Raci Helvalı İlk çıkan kitabını elimde olmadığı için okuyamadım. Fakat, hakkında okuduğum yorumlara göre; Şiir kulvarında bir yüzücü, paylaşıldıkça çoğalan, çoğaldıkça daha da paylaşılan bir şair olduğunun ayrımına yeniden vardım… Şiir okyanusunda yüzüyor sevdalı şair!‘’Zarfa koymuş gülüşünü ve Gurbete göndermiş’’ biriktirmiş olduğu seçkin sözcüklerden oluşan şiirleri altınla kıyaslanacak derecede güzel…Şiirlerinin imgelerinde yüzüyor Nihat Kemal Ateş. […]

Gördüm

”Devir, eski devir değil” diyorlarDumanı gam tüten bacalar gördümİlimin önünde eğil diyorlarAmeli çok başka hocalar gördüm Kimi ağır ayak kimi süratlıZengin çalımlanıp geçti kıratlıKiminin derdi az kiminin katlıYetimin karnında acılar gördüm Sevgisiz eliyle taze yarayıDostuyla gitgide açan arayıBucaktan çıkınca sırma sarayıKümese çeviren bacılar gördüm Nefsi tımar etmek gelince ağırÖlüsü sırtında taşındı ağırFelaket tellalı beklerken sağırZulmü […]

Umutlarını İnci İnci Suya Düşüren Delikanlı

Oyhan Hasan Bıldırki Selâm gözlerimizde parlayan ilk gülümsemeydiGece gündüz duymak istediğimizÇiçek çiçek dal uçlarında açmış muhteşem tomurcukSanki yine Kafdağı’nın ardında tutuklanmışDolunaya bakamıyorum şimdiSeni göremezsemÜzülmeyesin diye Kaç yıl oldu biliyor musun güneşimiz ortalıkta görünmüyorPenceremiz açık olsa da kalbimize sızmıyorZamanın haramîleri sıralanmış yolumuza dizilmişTutuklayıp Kafdağı’na gönderecek birini arıyorİlk sabahta güneşe bakamıyorum şimdiSelâmını alamazsamÜzülmeyesin diye Çılgın deniz kudurmuş […]

Şair Onur Şahin

Şu sızlayan sancılı coğrafyandasıkıntı diye bir iklim var dört mevsim,gidilemeyen şehirsin hep kendine,telde diken, yarada dikiş, sözde yemin,aksak sabrınla yürüdüğün yol incinir,kasaba hüznü, dağ yolları, geçitler,yüzünde doğum lekesi gibi durur. 2015 yılında yayımlanan ilk kitabı Gamdan Kale ile büyük ilgi gören Onur Şahin’in yeni kitabı “Bun” kitap satış sitelerinde ve raflarda. Mustafa Fırat’ın genel yayın […]

Al beni, ey ezeli gece, kollarının arasına

Al beni, ey ezeli gece, kollarının arasınave oğul de bana, kralım benkendi isteğiyle terk etmişdüş ve yorgunluk tahtını. kılıcımı, yorgun kollarıma ağır gelen,yiğit ve serinkanlı ellere teslim ettim;asam ve tacım, bekleme odasında,un ufak edip bıraktım. örme zırhım, tamamen yararsız,tıkırtılı mahmuzlarım öyle işe yaramaz,cilalı merdivenlerde bıraktım hepsini. çıkarıp attım, bedenimden ve ruhumdan, krallığı,ve yeniden kavuştum antik […]

BAZI

Bazı şeyler senindirMesela bir rüzgâr sana aittirYalnız seni üşütürBir yıldız senindirYalnız sana yol gösterirYoksa kaybolup gidersinKaybolup gidersinVe o zaman anlarsınOnun ışığınıAcılarda öyledirBir acı yalnız seni yakarAnladım derlerAnlayamazlarAcılar çoğul değildirOnların çoğul ekleri yokturTakınmazlarVe bilmezlerVarlığında yalnızlık vardır acınınBundan sonra açılmaz kapılarÇalan olmazBazı şeyler senindirMesela şimdi yaşadıkların gibiGözlerinden akıp gidenler gibiHayat da senden gidecek bir günAnlattığın gibi

Al Beni ve Gönlüne Sor

Al BENİ Al beni ister tel yap sazına tak ister mizrapçalalım en güzel melodileriİkimizde, kendinden geçsin sevenler. Al beni ister gül yap başına tak, ister buketrengarenk olsun saçalım en güzel kokularıİkimizde, kendinden geçsin sevenler. Al beni ister kendine yabancı yap, ister sevgilidillere destan olsun, yaşayalım en güzel aşkıİkimizde, kendini bulsun sevenler. GÖNLÜNE SOR Sevgini anlatan […]

aşkı şahanesin ve yola güzel (sicilleme)

87 aşkı şahanesin sen Aşk bana sormuştu söyle ben kimimDemiştim ki aşkı şahanesin senYürekleri birbirlerine ipsizSıkıca bağlayan bahanesin sen Baktım aşk herkeste var çeşit çeşitBazen karşılıksız kendin de eşitHiçbir aşk birine değildir eşitAnlamadımki ben daha nesin sen Ansızın sessizce gönüle akarGirdiği gönülü köz olur yakarSonrada çekilip karşıdan bakarBazen sahip bazen sahibesin sen Temelim bende bir […]

SUSMUYOR

bugün yine bir garip hallerdeyimdilim sussa bile gönül susmuyorsanki sükut etmiş bir seherdeyimkelam sussa bile kalem susmuyor… zifri bir karanlık tatsız bir gecezihnimi zorluyor bir sürü tümcesisli hatıralar akla gelincedünüm sussa bile bugün susmuyor… yüreğim sılada beden gurbettebir yanım kal derken biri hicrettevarmak istediğim varılmaz yerdeaklım sussa bile saklım susmuyor… hüzün denizinde bir damla suyumsevda […]

Razıyım

Kadir mevlâm senden çok sey istemem.Her gün bir inciye bile razıyım.Bakır kazanımı alsan ver demem,Altın sürahiye bile razıyım. Komşuya eşek ver, pek asi olsun,Sütsüz inek, arık düvesi olsun.İğne yutmuş bir kaç devesi olsun,Bir tek ferrariye bile razıyım. Kanaatsız kullar olmazsa razı,Yüzlerce tavşan ver, bana bir tazı.Hakkıma düşmezse bin koyun, kuzu,Demir teyyâreye bile razıyım. Bütün paraları […]

MUSTAFA DEMİRCİOĞLU

GÜZ SOKAĞI BİLA NOLU EV Her zamanki teni vardı üstündeVe nakışlı düşleri yanındaRüzgârın akşam serinliğineGüzün sonunu silkeliyordu Suyun yüzünde ışıldayanEski bahçelerin hasreti gibiBitmemiş bir sevdanın ola kiSuskunluğunu mırıldanıyordu Ellerinin mevsiminde bir sarıRengârenk başlangıçlardan uzakHayıfla kirpiklenmiş gözleriniYalnızlığın sularıyla yıkıyordu Tek tük birkaç anısı boşluktaHüzün elbisesi giydirmediğiZamanın hallaçlığına karşıBir yanıp bir sönüyordu MUSTAFA DEMİRCİOĞLU: 1953 yılında Pazarcık […]

Gedichten in corona tijden

DE STILTE de stilte duurt lang,verzonken in de dieptebedwingt zij ongekende luikende angst om te verwerkende hoop om te delen een geliefde bezocht mij in mijn droommet een oogverblindend lachjefluisterde zij toverwoorden“voel de pijn van de medemens”dan pas kun jij je helen Muzaffer Yanık, Dordrecht, 21 maart 2020 DE PADEN NAAR HET BEGINPUNT een onzichtbaar […]

PORTEKİZ DÖRTLÜKLERİ

Kendini ömür boyuManastıra kapatan rahibeSanırsın Tanrı’nın elineErken düşmüş rehine Kölelerin kanlarıyla karılmışŞu gördüğün binaların harcıSana diyorum, duymuyor musunFatima’yı (*) yol eden hacı “Bütün güvencem bu” der gibiElindeki bıçağa bakıyor matadorBir zamanlar aynı gözlerle yurttaşlarına böyle bakmıştıŞimdi ismi lazım değil bir imparator Salazar’a-Bizim Kenan (**) da dahilHepsinin en sevdiği ağaç; elbette darağacıAncak “dar”lı bir ağaca talim […]

DOĞAN GÜNEŞE

İstanbul uzaklaşan bir vapurunTerkinde kaldıGüvertesindesin el sallıyorsunYalnızlıklarınaBıraktığın sevdanAcıtıyor içiniUnutursun zamanlaİstanbul şimdiUzak sana ve sevdanaVapurun açtığı yelkenArtık yeni bir hayataMerhaba de doğan güneşe

Saçlarına kışı takmışsın

gecenin kara gözlerindenyüzü aydınlık bir güne evriliyor zamansen saçlarına kışı takmışsın yabenden de bahari bir gülümseme istiyorsun… hüzün bakışıyorumhayatımdır diye özet diye geçiyorsunsus diyorum, konuşma !ay alnında mekan kurmuşgözlerin yanıp sönen iki yıldızsaçların sabahın yelidirkolların seni yarına vardıran kanatların,ellerinse hayatı anlatan kalemindir… sözlerini yüreğinle tanıştır anlat…hayat dediğin budur işte şiir anlatandırdüşlerdeki karşılığıdır gerçek hayatın yalnızlığındır […]

Hasan Hüseyin’i Dinlerken

Türk edebiyatının en büyük ustalarından biri de kuşkusuz toplumcu-gerçekçi şair Hasan Hüseyin (Korkmazgil)dir. Kendisine has olan şiir üslubu ve şiirde yarattığı melodi unutulmayacak bir güzelliktedir. Şiirlerinde sürekli emekçilerin, ezilenlerin ve yoksullardan yanında olması, onu Türk siyasetinde pek sevimli kıldırmadığı da açıktır. 1950’lerde başlayan köylerden kentlere göç eden Anadolu halkının, fabrika işçilerinin ve küçük esnafın duygularını, […]

yanıp kavrulan dünyamızda

Özgür Metin Demirel yanıp kavrulan dünyamızdakatledilen günün arifesinde,fabrika bacalarından yükselen zehirli gazlardenizlere akıtılan zehirli sularliman kentlere sürülen plastik çöplerçöplükten oluşan yeni dağları dünyanıntüm canlılarıbitkileri ve hayvanlarıyok eden ilaçlartek ellerin yaşamı yok eden tekelleridoğayı yok sayan iklimi değiştiren savaşlarparanın, servetin eliyle yorgun düşeniklimin nefesisavaşla, çarpık kentleşmeyle birlikteservete değişilen doğapazar kaygısıylaçarpık üretimi kutsayanlaryalnız kasaları dolsun diyeparmakla sayılabilecek […]

Şair Kemal Gürcan’ın şiirlerinin özellikleri

Kemal Yalçın Gelincikler yine gelin olacakÖzgürlük,Gözlerimde tüten Akdeniz! Şair Kemal Gürcan yerelden evrensele ulaşmak ister.Denizli’den havalandırdığı üç kanatlı kuşAnadolu’nun üstünde dolanır, öter, konarve sonra dünyaya doğru uçar gider. 1956 yılında Denizli’de Sırakapılar Mahallesi’nde doğan Kemal Gürcan, Denizli’de yaşayan bir şairdir. Kendisini “amatör şair” olarak tanımlar. Alçak gönüllüdür. Fakat bana göre Kemal Gürcan estetik değeri yüksek […]

Savaşsız bir dünya istiyorum hem de şimdi

Ali Şerik Savaşsız bir dünya istiyorum.Evin dış duvarı için,trafik lambası için, kaldırım taşları için,ağacın ince dalları için.Savaşsız bir dünya istiyorum.Susanlar için, korkaklar için, hainler için, çocuklar için.Biliyorum, birden olacak iş değil bu,ama istiyorum hem de şimdi.Yarınlar için, uzay çağı için istiyorum,yıldızlar ötesi için istiyorum.Savaşsız bir dünya istiyorum.Akvaryumdaki balık için,sahibini tekrarlayan papağan için,sırtımdaki çanta için,senin, benim […]

ustaya mektup

arsıza soysuza doğunca güneş üstüme gölgesi düşüyor usta olunca edepsiz vicdanca geniş içime korkusu düşüyor usta… manası sığlaşmış ahir zamanın kubbesi yıkılmış sırlı hamamın bacasını saran kirli dumanın burnuma kokusu düşüyor usta… sadece et kemik yığını kalan önüne geleni ediyor talan her şeyi kendinin sanıyor falan soframa tortusu düşüyor usta… dünyaya nam salmış vicdanı kara […]

YOLLARA ÇIĞ DÜŞMÜŞ

yine kar boranda dumanlı dağlarkaldım gurbetlerde yüreğim yanargözlerim çaresiz yaşla doluyorkırık hicran sazı ciğerim dağlar. yollara çığ düşmüş, sesin gelmiyorselamsız uçuyor allı turnalarsevdiğim, gün olur gelir ya baharhasret bağımızda güller soluyor. dertliyim, azığım ağı oluyorahımdan eloğlu saray kuruyorbağrıma çökmeyin imansız dağlaryıkmaya gözlerim yaşla doluyor. Abdullah ŞANAL

ŞEHİR MEKTUPLARI

Şehirlerin görüntüleri gölgeler gibi Yaprak yaprak değişiyor Varacağı yere gayretli bir otobüs Koltuğunda iken sen Şehir duruyor aslında giden sensin Seninle beraber yola devam eden Yalnızlığın Şehir el sallamadı sana arkandan Ve sen o şehirde Bırakamadın acılarını Şehirlerin görüntüleri Gölgeler gibi Yaprak yaprak değişiyor Kimi aydınlık kimi daha yeni yeşermede Şehirlerin de var olası yalnızlıkları […]

umut bizim

ey gökyüzü eyyy silikleşen samanyolu, yıldızlar özlem bulutları, esen yel yuvasından çıkan karınca dans eden kelebek, vızıldayan arı kabaran toprak, filizlenen çiçek eyyy devinimdeki doğa, yaşayan hücre dağları yarıyor güneşi kucaklıyoruz şafak atıyor düşlerimizde umut bizim! öpülesi nasırlı eller anılarda yaşayan yaşlılar yollardaki yolcu, direksiyondaki sürücü köprü altı tinercisi, sokaktaki bekçi fabrika düdük sesleri ve […]

ÖKSÜZ MISRALAR

Şadi Yıldız ve ÖZGEÇMİŞİ

1964 Erzurum doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Erzurum da tamamladım. 1991 yılında yüksek okul sınavını kazandım ve Erzurum İbrahim Hakkı Sağlık Eğitim Enstitüsü Toplum sağlığı bölümünden ‘’Sağlık Eğitimcisi’’ unvanı ile 1994 yılında mezun oldum. 32 yıl boyunca devlet memuru olarak devletime hizmet ettikten sonra 2019 yılı Ağustos ayında emekli oldum. Halen Erzurum’da yaşamaktayım. Evli ve iki erkek çocuk babasıyım.
Sanat ve Edebiyat ilgi alanlarım içerisinde olup,özellikle şiire karşı özel bir ilgim olduğunu söyleyebilirim. Amatör olarak şiir çalışmalarım bulunmaktadır. Müzik dinlemeyi çok severim (Özellikle Türk Halk Müziği). Az düzeyde ve amatörce bağlama çalmaktayım.

Şadi YILDIZ

gülümse

Turgay Usanmaz, 1961 yılında Posof’ta doğdu. Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsü ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde önce Sınıf Öğretmeni, sonra Beden Eğitimi Öğretmeni olarak çalıştı. 1990 yılında antrenörü olduğu Bursa Uludağ İlkokulu kız hentbol takımının Türkiye birincisi olmasının ardından Hollanda’ya yerleşti.

Hollanda’da önce çeşitli okullarda 12 yıl Türkçe Anadili Öğretmenliği yaptı. Daha sonra uzun yıllar;
– Hollanda Eğitim-Öğretim sistemi içinde (üstün zekâlı Hollandalı öğrencilerin sınıfı dâhil olmak üzere) Hollandaca sınıf öğretmeni,
– Hollanda Yetişkinler Eğitim-Öğretim sistemi içinde (NT2 – Yabancılara Hollandacanın ikinci dil olarak öğretimi) Hollandaca öğretmeni,
– Hollanda Dil Enstitüsü’nde (NTI) Türkçe öğretmeni olarak çalıştı.

Şiir Kitapları: Kutup Yıldızı (2000), Aşka (V)eda (2002)
Ders Kitabı: Türkçe Dersleri – 1 / DVD – 1 (“Türkçe Öğretim Metodu) 2009
www.turkcedersleri.net

Makale, öykü ve şiirleri internette bazı sitelerde; Türkiye’de ise bazı dergilerde yayınlanmaktadır.

Vesselam

Şadi Yıldız ve ÖZGEÇMİŞİ

1964 Erzurum doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Erzurum da tamamladım. 1991 yılında yüksek okul sınavını kazandım ve Erzurum İbrahim Hakkı Sağlık Eğitim Enstitüsü Toplum sağlığı bölümünden ‘’Sağlık Eğitimcisi’’ unvanı ile 1994 yılında mezun oldum. 32 yıl boyunca devlet memuru olarak devletime hizmet ettikten sonra 2019 yılı Ağustos ayında emekli oldum. Halen Erzurum’da yaşamaktayım. Evli ve iki erkek çocuk babasıyım.
Sanat ve Edebiyat ilgi alanlarım içerisinde olup,özellikle şiire karşı özel bir ilgim olduğunu söyleyebilirim. Amatör olarak şiir çalışmalarım bulunmaktadır. Müzik dinlemeyi çok severim (Özellikle Türk Halk Müziği). Az düzeyde ve amatörce bağlama çalmaktayım.

Şadi YILDIZ

İSYANKÂR RÜBAİLER

-1- şu garip dünyaya geldiğim günden beridir maviyi sancır düşlerim, yüzümde gül çiziği, filozof bir ebe kesmiş belki de göbeğimi karanlık sarmalında hüzne doğuyor ömrüm. ( 2 Ocak 2003) -2- yaktın beni ah kadınım, sorgusuz sualsiz yaktın çözdün saran kollarımı, beni umarsız bıraktın, yokuşa sürdün gidişi, elimizde beş benzemez resti çektik ve yitirdik sonunda her […]

Birgün

Sevda demde kalır böyle Bitmez deme biter birgün En sevdiğin can yarenin Gitmez deme gider birgün Hasretinden prangalar Kopmaz deme kopar birgün Bu dert beni bin acıya Atmaz deme atar birgün Hiç bir dosta bel bağlama Vurmaz deme vurur birgün Benim çiçek yeni açtı Solmaz deme solar birgün Hiçbir söze güven olmaz Satmaz deme satar […]

Kırlangıç Mezarı

Kırlangıç mezarıdır şimdi Odaları boşalan evler Çığlığına uyanır Dinmez karnının hayat sancısı Kurşuni hayallerin Üzerine titreyen gölgeler Sevda ateştir fitilin ucunda Konuşur hüznün lehçesinde bir kadın Gözleri çukur Sin dağını gömecek kadar derinde Göğsü sancak Elleri ayaz yarası Sarar şimdi kan içinde Zeytin dalı kırıklarını

İÇİNDE GEÇECEK

Şeytanın yatağından çıkarıyorum sevinçlerimi, Sağa sola döndükçe anlaşılmazlığın gece bekçileri Bardak bardak ter döküyorum Çoğaltmak için denizlerimi. Çoktan seçmeli haller sunuluyor insanlara Çok müzikli orta alkollü yerlerde. Onlardan birinde birinin burnundan Bütün hayatı geliyor durmadan, Yanağını sıkıyorum onun, gözünü öpüyorum, Diyorum, hepimiz nasıl benziyoruz birbirimize, Borç ve harç içinde geçti örneğin Görkemli halleri özlerken hayatımız. […]

SAMİMİYET PORTREM

Serin rüzgarlı bir ayışığında, Düşlere sıkı sıkı sarılmak… Kızgın güneşli bir gün ortasında, Umutla kucaklaşmak… Maviyle terleyip, Maviyle soluklanmak. Sahilde yürüyüp, Martılara yem atmak. Bir çoban kavalının yanık sesiyle, Yorgun göz kapaklarını kapatmak. Yoldaşlığın özlemini, İçten bir zılgıt sesiyle haykırmak. Halden bilmeze hal anlatmak. Kar yağınca kar topu oynamak. Komşunun bahçesindeki, Erik ağacından gizlice erik […]

Akdeniz Akar Gözlerinden

topuklarında kanat izleri nasıl da salınır sevinç teyzem havasından geçilmez haspamın üstünde yelek, altında etek: saten akdeniz akar teyzemin gözlerinden meraklı taze ya; üstelik de dilli bekleyecek hali yok bundan öte şöyle kendinden büyük, kerli ferli cebinde akrep olmayan, efendiden akdeniz akar teyzemin gözlerinden hiçbir şeyi takmaz asla, dürüsttür kalender yanını sever dostları çokça saygıda […]

HERKESİN BİR RAHMİ OLMALI

Herkesin bir rahmi olmalı. İçinde bir duygu barındırmalı, bir fikir büyütmeli belki… Ya da duvarında bir resim durmalı, odalarından müzik sesleri duyulmalı ve Tanrılar girip çıkmalı… Tanrılar girip çıkmalı… Herkesin bir rahmi olmalı. Hele de bir kadına aitse o rahim bir dünya taşımalı. Kanamalı, parçalanmalı ve nefes almalı ve Tanrılar girip çıkmalı!

OĞLUMA

Bir bedenin içinde filizlenen taptaze bir bedendin. Umut ve güven yüklü bir suda kana kana nefes almayı seçmiştin. Seni bekleyen bir hayat vardı, sabırla hazırlanmaktaydı ve bir Kasım sabahı kulak ardı edilemeyecek güzellikteydi onun davetkâr çağrısı. İşte HER ŞEY senin için böyle başladı.

ALDIRMIYOR, YIRTILMIYOR

Paket paket geçiyor zaman, Koltuğumun altında küçük bir manifesto Yürürlükte kalma kaygısında Bir türkü olup düşüyor ağzıma. Kalp sokulmayan buralarda Asi sözler tel boyunda vurulur. Sizin yüzünüz aldırmıyor onlara, yırtılmıyor, En gerçek haliyle eğilip kulağıma Karşı kıyıları anlatıyor, Bir türkü olup düşüyor ağzıma. O tarafların her dizesini ezbere bilen Geçmişimin yalancısıyım, Bir elimi kaldırmışım, Söz […]

Zehir Zıkkım Bir Soru

Ben marjinal zakkum Sen zorba manşinel Hangimizin sütü bozuk Ben farklılık ararım Sen dokunanı yakarken Aşkı sarmak benim işim Sigaramın dumanına, Akdenizli deli-şiir Bir Ezginin Günlüğü’nde Rengini keyfimce seçtiğim Ya sen Amerikalı manşinel Hiç merak ettin mi O yağmur damlasını Sıçramaktan ödü kopan Ve soluyanı boğduğun O kör zifir har sabahı Biz iyi biliriz iyi […]

Yüreğini Sevdaya Sal

Akşam evine dönerken yorgun Uğrayıp denize Bir tutam yakamoz al Gözlerini yerde Unutma sakın O güzel gülüşünü yollara sal İşveli bir kadının Yarı açık perdesinde Unut yüreğini sevdaya sal Biliyorum özlemek nefesten de ağır Çekersen içine Ölürüm sanırsın Üzülme bahar Yakındır sevdiceğim Tutma gözyaşını toprağa sal

VAR YA

Henüz saçları ağarmadan Çeyrek asırlık anılarıyla Zor sözcüklerin oynak manalarıyla Kendini vuranlar var ya Hani bir şiirin coğrafyasından Yeryüzüne düşenler Kanatıp ellerini Son satırlarda Sonsuza övgüler düzenler Hani bu hayat değirmeninde Öğüttükçe yalnızlığı Aç kalan benleriyle Kavga edip küsenler Hani bir şiirin sonunda Susarak ölenler var ya…

Üç Onluk Eski İki Boncuk

Yaşım üç onluk eksi iki boncuk Sayı sayıdır boncuklar Bizler, saymayı severiz. Boncuk boncuk işlenmiş bir marifet gibi yaşanır buralar Marifeti kendinden Her gün daha becerikli ellerle Arada biraz beceriksiz. Bir otopsi izledim, yakından. İp koptuğunda her yere dağılan boncuklar en umulmadık yerlere gider hani Evin bir köşesinde bucağında Beklenmedik günün birinde karşına çıkar Artık […]

PARİS

Konar konmaz çarkına gecenin uykuya varıyor kaybolanlar derinde gürleyen dehlizlerde, ama aydınlık olduğumuz her yer. Kollarımız pür çiçek yıllarca biriken küstümotu; altın yağıyor köprüden köprüye ırmağa soluksuz. Ayazdan bir ışık, daha da soğuk kapıda mermer, ve fiskiyelerin küvetleri inmiş yarıya çoktan. Ne olacak şimdi, biz, özlemden sendeliyorsak savrulan saç uçlarımıza kadar, orada durup sorunca: ne […]

OYSA

Şimdi geceyi yırtıp beyaz göğsüne Resmetmek umudumu Renginde sevdanın Solmak ince ince Bir dağın eteğinde Soyunmak yarına Sokulup koynuna baharın Koklamak vardı derin derin Şimdi bir türkünün yangınında Tutuşmak yüreğimden İnandığım her ne varsa Silmek vardı usul usul Oysa ben bu şehirde Sahipsiz bir özlemin Yasını tutuyorum Oysa ben bu şehirde Buz tutan kaldırım taşlarına […]

Ötesi

Ya günbatımı kırmızı kalbe nispet Ya telaşlı yakamoz ay tutulası Yağmur billur hatırlatır da yaprak kuş Dudak tam söz eksik Üşür aşk çırılçıplak ten ötesi Olmasaydı yasemin kokusu Düşmezdi rüzgâr aklıma Denizler var ya dalgalar sarhoş

ORHAN VELİ GİBİ

Şahadetparmağımı mercek yaptım unutmak istemediğim herşeyi görmek için olanları gördüm olmayan cenahında yağmurun at sürdüğü vadide tabutlar taşıyorlardı soluk benizli askerler yaralı sırtlarında ateşkes umutları bir sonraki ölünün kim olacağını düşünerek ulak gönderiyorlar gözyaşlarını sevgilerine sustum ağzımda bir dirhem tükürüğe hasret soluğum çöl rüzgârı dağlara inat yaralı omzumda ben de bir tabut taşıyorum içinde ben […]

Neyleyim:

Arzuhal eyledim gurbet elleri Gönül yaralıdır gitmez neyleyim! Can ile canan da ayrı düşeli Gözüm ırmak seli oldu neyleyim! Gam gasvet atına bindim gezerim Topladım dertleri çare yazarım Yaram derin yerde kaynar kazanım Ateşten gömleğe girdim neyleyim! Bir viran bendine kurdum köprümü Bilmeden geçirdim bunca ömrümü Felek ardım sıra kesti yolumu Göz yaşı sineye döktüm […]

Nerede Başlar Barış?

Barış, önce içimizde başlar kendimize karşı. Barış, annenin dilinde, sütünün akında başlar. Barış, konacak isimde edilen duada başlar. Barış, oyunda, oyuncakta öğretilen şarkıda başlar. Barış, kundakta, kucakta barış, yuvada, okulda başlar. Barış, bayramda seyranda barış, giyimde kuşamda başlar. Barış, yazılan tarihte okutulan kitaplarda başlar. Barış, bilimde, teknikte barış, gerçeğin ölçüsünde başlar. Barış, komşunun evinde, toplumun […]

Langston Hughes: Şiirde bir ırmak serinliği

Kitaplığı karıştırırken parmağım Langston Hughes (1902- 1967) Seçme Şiirler kitabına dokundu. Şairin bende olan tek kitabı, tam yirmi yıl önce almışım. Ergin Koparan’ın Türkçeye çevirdiği şiirler benliğimde hiç kalmamış. Bir şiir sever olarak şiirleri tekrar okuyunca, yeni bir pencere açıldı. Şiir: sade, özü kirlenmemiş bir ırmak gibi. Lirik dizelerinde, Amerika’da ‘zenci olmanın’ zorluklarını ve hayatta […]

Gurk

kimse bilmiyor tarihini insanın insanı yemeye başlamasının el ele hesap sormayalı çok oldu ten etle kavgalı, kirpik gözle. beni kovalayan kasırga nicedir dölümün de peşinde sırtlan mayalı bir ekmekle doyurmak için güneşin gölgesinde yürüyen iz’sizlerle el ele. oysa sıcak kanın kokusu aynıdır bütün haritalarda her toprakta kederin yankısı ayırır tufanla bayramı nasılsa siz değildiniz Ali […]

EMPATİ

’14 Şubat’tan sonra hızlı geçelim bu ayı. Ayıp olmasın, sırada kediler var; ‘Mart’ı bekleyen. Soğumasın sevgilerine ayırdıkları çatı uçları…

Ciğer Parem

öyle üzüntülü olma ciğer parem bugün de verdiği sözü yine tutmadığı için öyle üzüntülü olma ciğer parem ömrümüz kum gibi parmaklarımızın arasından aktığı için tanrı çoktan zil zurna saat on ikiye beş var artık aldırış etmiyorum yelkovan yürüdükçe çarklar işledikçe her şey mümkün öyle üzüntülü olma ciğer parem ömrümüz kum gibi parmaklarımızın arasından kaydığı için […]

ÇEŞİT

Çeşit çeşit ayrılıklar Hangi zamanda hangi çiçek mülteci, Hangi toprak baldıran zehiri. Ey şiiri yurt tutan yalnız, Sen ayrılık dersin, özlem dersin Şarkılara gömersin kederi Ama yıldızlar göçüyor Ayevi’nden Gökyüzü senden daha yalnız. Dünya yuvarlak değil artık Işıksız barakalarda her şey dikdörtgen Bak tuzağa düşmüş devir Küçük ellerde diken diken Ve çeşit çeşit ayrılıklar… 8 […]

BİR SEN VARDIN ANLADIĞIM

Ölüm kokulu limanlarda Çocuk âşıklar saklanırdı Dolup taşardı tapınaklar Unutturmak için aşkı Sokak çeşmeleri kan kusardı Nergisleri sulardık Sen dem tutardın ben keman Gizli gizli ağıt yakardık Söz vermişçesine susardık Kimseye bir şey soramazdık Belki anamız kırmıştı kalbimizi Belki zamansız ölmüştü birileri Arkalarına Bilmediğimiz uzaklardan Not düştüğümüz Vesikalık fotoğraflarımız vardı Haberimiz yoktu batı duvarlarından Gül […]

BİR ETEK GAZEL /II

Ne saçımım dökük olması ne sakalımdaki kır; Ne zaman görsem seni yeşeriyor içimdeki bozkır! Felekten bir gün çalmışsındır günahsa günah boş ver; Hakkındır hayatta Haydarî haydaaaaalarla haykır! Zehir yeşili gözleriyle salınıp gelir güzel; Kapadokya’dasındır, geçtir, gecedir, ay suda balkır! Bu, kaçıncı bağbozumudur ömrünün ey hayâl hanım, Aslı astarı yok yaylasında ne güzel atlar yılkır! Kalbim […]

BİR DOLMUŞUN DİKİZ AYNASINDAN

Şahadetparmağımı mercek yaptım unutmak istemediğim herşeyi görmek için olanları gördüm olmayan cenahında yağmurun at sürdüğü vadide tabutlar taşıyorlardı soluk benizli askerler yaralı sırtlarında ateşkes umutları bir sonraki ölünün kim olacağını düşünerek ulak gönderiyorlar gözyaşlarını sevgilerine sustum ağzımda bir dirhem tükürüğe hasret soluğum çöl rüzgarı dağlara inat yaralı omzumda ben de bir tabut taşıyorum içinde ben […]

Aydemir Gürsoy’un ayağı kangren olan tavuğuna protez bacak yaktırması

Nereye götürdüysem kes bunu dediler. Valla ben minnettarım ya buraya, örnek bir yumurtasını da getirdim buraya. yaşamına devam etti Nereye götürdüysem kes bunu dediler. Bunun civcivleri vardı. Ayağı akse yaptı. Nereye götürdüysem kes bunu dediler. Ya şimdi hayvan sağlıklı ben bunun, bide hayvana et gözüyle bakmadığım için Nereye götürdüysem kes bunu dediler. Her hastalanan tavuğu, […]

Artık böyledir zaman

Avluda yürüyorum. Ve ansızın çileklere benzeyen yanaklarıyla altı yaşlında bir erkek çocuk üstüme doğru geldi. Elinde tahtadan bir tabanca. “Pat! Pat!” – benim istikametime ateş etti. Bunun ardından tabancasını cebine soktu. “Görev tamamlanmıştır” – dedi ve gitti. Hemen ailelimi uyardım. Dostlarımı. Polise telefon edin ve benim öldüğümü bildirin Fakat herkes omuzlarını kaldırdı. “Artık böyledir bu […]

ARAYIŞ

Nezahat Çelikaslan’a Gecenin ortası Kenti saran kuru bir kasırga Caddeler buz içinde Yaklaşmıyor yanıma uyku Yoruldum okumaktan Aldım fotoğraf albümünü Baktıkça Yığıldı bir bir masama anılar Gözüm ilişti masada açık Duran tablete Yazmış bir genç hanım “Neredesin Hocam İhtiyacım var sana” Çok acılar yaşamış Oğlumla yaşıt tatlı dilli bir hanım Kalacak yeri yokmuş bu yabancı […]

ANNA

birer birer eksilirken düşlerimiz neye yarar ki kupkuru uykular anna içimde uzak limanlar, yitik vapurlar bu saatte kalbimin kıyısında ne arar bölük pörçük zaman, unutulmuş sabahlar gece hala kirli bir el, yanar bedenlerimiz biz iki aşk haramisi, hüzün çiçekleri devşiririz sönük bir yıldız aldatır kendini yine de umuttur gökyüzünde süzülen ay beklenen sevgilidir, büyütür özlemlerini […]

Anlat Be Derviş

ey karanlığın sultanı bilmez misin ki, ben bütün acıları yüzerek geldim eşiğine hayatın vardım saçağına oturdum sevginin, güzelliği işaret ettim istedim ki ustası olayım sevginin duvar örer gibi öreyim temelini, emek karayım içi pak oldu mu, gözleri ışıldarmış insanın, öğrendim. bozmak senin işin ey karanlığın sultanı bizde ise yılların sırrı hikmeti söz vardır tılsımını serpmek […]

Anadan Üryan

Ey barbar Yok oldum Yarattığımın haşmetinde Kul köle ve daim hizmetkâr Sana üfledim ruhumun suretini Ve sende unuttum bildiklerimi Sen, oldum dedin ey gaddar Yalnızsın şimdi ben ölene kadar Ey hünhar Kuşan kılıcını şimdi Düşmanız ebede kadar Emrettin ey cabbar Ben seni sen zulmü icat ettin Her şey mübahtı yaşamak Ve seni yaşatmak için Ey […]

Afacan

Bir sineğe binmiş içimden havalanan soğuk toz baharatım Tadıma karışıyor sonbaharın beyaz ceketli martıları Kayıtsızım kente akın eden şehvete karşı Gözlerimde masmavi iki kurşun yarası Vahşi hayvanların parçaladığı yüzümle yatıyorum Çocuğum. Okuldan kaçtım. Karatahtada unuttum coğrafyamı

Bulut gözlerimde dursaydı

Bulut gözlerimde dursaydı Nilüfer çiçeği açardım Yağmur ormanları üstünde Yanağına çarpar maviye akardım Şimdi gözlerim Çöl kumları kadar çorak Kaderin aramıza aldığı okyanus Uçsuz bucaksız boş bir serap Eğreti bir yalnızlık İçinde boğulduğum bir yudum şarap Bir kalem bir düş Muştusuz bir telaş Olmayacak bir sanrı Yorgun aşılmaz bir yılgı Ah bulut gözlerimde olsaydı Nilüfer […]

Yanar

Ufukta kızıl bir deniz Bulutlar yelken açmış sefere Renkler düşer güverteye  sarhoşluğunda akşamın Gözlerim kamaşır bu güzele Sonsuzluk yanar  akşamlar yanar Sapsarı bir sıcaklık düşer içime anlatacak laf bulaman Gözlerim yanar Yüreğim akar bu güzele Yanacaksa İnsan  bu ateşte yanmalı İçli bir akşamüstü Efkarın yağar içime Gölgeler düşer sevdama Yanışım tatlı Akışım tatlı olur bu […]

pay*

ekmeğin büyük parçası sana, küçüğü bana benden daha iyi yazasın diye senden daha aç halimi ikimiz de doymayacağız nasılsa * Yasakmeyve dergisinin 81. sayısındaki Erkut Tokman çevirilerinde yer alan Koyamparambath Sachidanandan’ın “Beş” şiiri üzerine. 11, 2016

GÜN BATIMI

Çırası tükenmiş bir günün ardından Yaşadıklarımızın toplamıdır günbatımına oturmuş güzellik Içli bir akşamın seyrinde açılır tonları kızılın Bulutlar yün yumağı boşlukta  Tutunur renklere Sonsuzluk yanar akşamlar yanar Efkar yağar Sapsarı bir sıcaklık düşer içime Gözlerim yanar anlatacak laf bulamam Akıp giderim bu güzele 17 mayıs 2019

Yalnızlık

Çürütmesin içindeki yalnızlık Dağıtarak gel Gülücükler açsın yanaklarında Uzat o mübarek ellerini Sıcaklığını gör dostluğun Bedenin değil istediğim Senin yalnızlığına tuz olmaktır amacım Ya da sen Benim yalnızlığımı dinle Yüreğimin atışlarında Belki o dudaklarından akan bal Derdime ilaç olur Bir nefesin Çok acılarımı unutturabilir Ben, senin olduğun kadar Merhem olmazsam da sana Gözlerine bir şey […]

Van Gogh ve Sen

O, bir renge bırakır özetini Sen, mesela bir şiire O, renklere, özellikle sarıya özenir Sen, takarsın kafayı karaya O, feyz alır renklerden artan zamanda Fransa’dan Sen, eline imge tutuşturan sözcüklerden O, kalem niyetine tutar fırçasını Sen, tutarsın mesela yıkılmış hayallerini O, bir kulakla duyar renkleri Sen, üçüncüsüyle de duyamazsın denilenleri O, doğmuş -şimdi yerinde yeller […]

Park Sesleri

parkta oturduğumuz yakut zamanları düşünüyorum başını göğsüme düşürdüğün gümüş rengi yazları gülüp gülüp daldığın ve sonra yeniden yeniden büyüttüğün, bensizliğin hüküm sürdüğü karakışları bir mayıs akşamı ayın gülen yüzüyle baktığı baharsın kalbin gül bahçesi, tenin kimliksiz bir ova ve ipince polis sirenlerinin sesi sarkıyor köşe başını dönünce sonra el fenerlerinin donuk ışığı vuruyor alnımıza gülümsüyor […]

Meline

Gözlerine ne zaman baksam Mavi bir su akar İstanbul şarkıları içinden. Senden duydum Bu şarkıların gizemli hüznünü, Senin şarkılarında gördüm Sessizliğin gözyaşını. Yüreğime köz düştü Yakar can evimin düşlerini. Sana hangi gülleri getireyim, Meline? Hangi renklerle donatayım evreni? Nakışlara, şarkılara, çiçeklere bile sinmiş Seksen yıldır dinmeyen O korkunç yaranın acısı! Kim kopardı ham meyveyi Ararat’ın […]

Bir Yol Hikayesi

(Yolun sonu Gözüküyor) Ah! Ah! Ahraz istek doldurdum Gün batımı heybeme Her sevdası El Kitabına düşmüş Zulası dilsiz memlekette…. Yol yorgunu Küskün kısrak Köprücük kemiğinden köprü Milsiz nehir gezerdi Ucuz ulaş bahanelerle.. Su nehrine soyunmaz Uğruna ser olmayınca Yatağından em alıp Dağları onmak gerek….. … Küf şehrinden geçerken Algımı yıkadım Durulmaz diktatör sağanaklarında Yola yolcu […]

Bir Kar Yağsa Diyorum

Bir kar yağsa yüreğim altında kalsaİhtiraslarım ölseSoğusa kızgınlığım bahara yalın çıksam Bir kar yağsaKapansa yollarÇocukluğum benimle kalsaZaman dursa Bir kar yağsa dolsa çukurlartuzaklar donsaHer yer sana gelen yol olsaYürüsem kar sesinde Kavuşma hevesinde Bir kar yağsa diyorumYüreğim altında kalsaSırlarım yansa 25 Aralık, Munster, Almanya

Ben Eskirim

Her şey eskiyor Kayalar dağlardan bitap Dağlar heyelandan, ben senden Düşüyorum. İçimdeki boşluk yutar sonsuz maviliği Bir yanım yardan düşer Bir yanım yare düşer Muhabbet eskir Aşk sarhoş Ve ben eskirim Gidiyorum 2016/Turgutreis