Menu

YA SEN

Ne olduysa o gün oldu.  O gün anlam kazandı yaşamak. Bir başka gözle gördüm doğayı. Ağaçların gülümsemesine, gökyüzünün beni  izlediğine, kuşların beni nasıl bir arzuyla  o senfoniye davet ettiğine, kapıların, pencerelerin bana açıldığına, renklerin  beni dansa  kaldırışına, bir adım mutluluğun  ne anlama geldiğine…  Unutulmuşluğun nasıl dile getirildiğine işte o gün tanık oldum. Bir  manavdan, bir işportacıdan, bir ayakkabı  […]

ÇIKIŞ

Ortası çukurca, bembeyaz bir yatakta açtı gözlerini. Üst bedeni çırılçıplaktı. Göğsünün bazı noktalarına siyah kablolar yerleştirilmiş, belirli aralıklarla sesler çıkaran pek çok cihazın ortasındaydı. Burası neresiydi? Doğrulup kendini beline kadar örten çarşafı açmak isterken kolundaki iğne izlerini fark etti. Hareket edemediğini anlayınca derin bir ızdırap ve şaşkınlık duydu. Hiçbir şey anlayamıyordu. Felç geçirmiş olabilir miydi? […]

Bayan Ester

Alnındaki teri silmeye çalışırken elindeki koliyi düşürdü. Zaten sinirleri gerilmişti. Bir de bu taşınma olayı ona ölüm gibi geliyordu. Yaser, otuzlu yaşlarda, boylu poslu, yakışıklı, kariyer sahibi efendi bir gençti. Bir gören kadın bir daha bakardı. Yeni işi için evini taşıması gereken Yaser, bir an önce her şeyi yerleştirip derin bir uyku çekmek istiyordu. “Başlayayım […]

Acıları bastırmak

6 Ağustos sabah Marmaris’e gitmek için İzmir otogarda, Bornova Devriye Ekipler Amirliğin yanındaki çay ocağında kahve içerken Ömer’i elinde bavulla geçerken gördüm. Tam otuzüç yıldır görmediğim çocukluk arkadaşımı görünce sevincimden yerimden sıçradım ve ona koştum. Birlikte yolculuk yaptığım eşim ve oğlum ne yaptığıma şaşıp peşimden geldiler. “Ömeeer!” diye bağırarak ona sarıldım,  o da bana sarıldı. […]

Ağlayanlar*

AĞLAYAN KIZ Aralık ayının iç karartan günlerinden bir gün. Yoo, doğruyu söyleyeyim. İçimi karatan hava falan değil. Suriye’deki savaşa ve onun mağdurlarına yeteri kadar ağladık. Ama sadece ağladık. Başka da bir bok gelmedi elimizden. Tam ona alıştık derken şimdi de güzel üklemin bazı kentlerinde  Kürtlere yapılan içkıyım başladı. Sokağa çıkma yasaklarıyla, ablukalarla bazı kentlerimizdeki insanlar […]

Toprak Kokusu

Sokağın başında durdum, kederle sokağı izlemeye başladım. Evlerin çoğu çoktan dört-beş katlı apartmanlara dönüşmüştü. Çocukluğuma dair hiçbir iz kalmamıştı. Burnumun direği sızladı. Yavaş adımlarla yürüyüp sokağın öteki ucuna gittim. Kederle sağıma soluma baktım, sevindim birden. Elektrik direğinin dibindeki ev neredeyse hiç değişmemişti ve zamana karşı direniyordu; evi ve içindekileri hayal etmeye çalıştım. İlk sahibini anımsadım. […]

Taş Masa

O kirli masanın çevresine toplandığımızda olacaklardan habersizdim. Örtüsüz, üzerinde halka halka çay bardağı izleri olan, kollarımızı koymaktan çekindiğimiz o kirli masanın içimize ayna tutmak için oraya, o tenha köşeye özellikle çekildiğini her şey bittikten sonra anlayacaktım. Sadece iki kişiydik konuşmaya başladığımızda. Ben ve o. Sonra taşın suya düşmesiyle oluşan halkalar gibi genişleyip çoğaldık, ki bu […]

Somyadaki

Kapıyı art arda ve hızla çalan beş yaşındaki çocuğu içeri aldı. Kucağındakini hala pışpışlıyor, uyutmaya çalışıyordu. Eteğine yapışan iki yaşındaki çocuğun ağlaması ise yeni durmuştu. İçeriye giren beş yaşındaki kızı nefes nefese : −Anne, anne beni yıka, dedi. İyi de bugün banyo günü değildi ki. Şimdi ocağı yakmak, kazan kurmak listesinde yer alan işlerden değildi. […]

Röntgen Falı

“Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.” Kelimelerin üzerine fosforlu, kalın, keçeli kalemle uzunca sarı bir çizgi çekmişim. Solmuş unutulmaktan. Cümlenin altını unutmak için mi ya da hatırlamak için mi çizmişim, bilemiyorum. Tesadüfen, öylesine canım sıkkın olduğu için açtığım romanın sayfalarından şansıma bu yorgun kelimeler yığını çıktı. Kelimeler gerçeği açıklamaz, gizler sanırdım, yanılmışım. […]

Batak

Az önce dövmüştü mahalleden arkadaşı Zebercet. Tam olarak arkadaşı da değildi. Kendinden on yaş küçüktü, yirmi bir yaşındaydı. Karısı Selin’le aynı yaştaydı. Volkan’ın ağzının içi kan dolmuş, akşam soğuğunda yokuş aşağı inen caddenin merdiven kaldırımlarının üzerinde yatıyordu. Böbrek boşluğuna defalarca vurmuştu Zebercet. Aynı teklifi kime yapsa aynı cevabı verirlerdi Volkan’a. Yerinden doğrulup yürümeye başladı turuncu […]