Menu

Portakal Çiçeği Kokusu ve Bir De Mehmet Tepebaşı*

Kazım Cumert Korona günlerinin insanları bunalttığı, evlerine tıkayarak cezalandırdığı günler. Sabah yatağınızdan kalkıp odanızdan aşağıya, mutfağa  iniyorsunuz. Saat ona gelmesine karşın karanlık gibi, pencerelerden içeriye gönül açan bir ışık sızmıyor, kasvetli bir hava var. Olsun diyorsunuz, bugün de sabaha çıktım ya, daha ne istiyorsun! Olsun diyorsunuz, evim sıcak içecek kahvem yapacak kahvaltım var ya, daha […]

Korona aşısını bulan Prof. Dr. UĞUR ŞAHİN ve Dr. ÖZLEM TÜRECİ’ye Sonsuz teşekkürler!

Kemal Yalçın 2021 Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 60. Yılı. 60 yılda Anadolu’nun evlatları Almanya’da büyük başarılara imza attılar. Korona aşısını bulan Türkiye kökenli iki bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci insanlığın umudu, Almanya ve Türkiye’nin onuru oldular. Onların başarıları Almanya’daki göçmenlere, Türklere, Anadolu’nun Evlatlarına da özel bir mutluluk, kendine güven ve […]

‘Kadınlık’ Bir Kurmacadır!

Çiya Andok Yaşamdaki her şeyi deneyimlemek bir insan ömrüne sığabilir mi? Bir başka şekilde soracak olursak; koca bir yaşamı deneyimlemek mümkün müdür? Sanırım  buna ‘elbette hayır’ yanıtını veririz. Öyle ya, bunca insanlık deneyimini öğrenme çabamızın amacı bu deneyimi öğrenmek isteğinden başka ne olabilir ki? Bir ömre sığmayacak kadar çok ve derin olan o bilgiyi Öte […]

URFA ARKEOLOJİ MÜZESİ

Hadi Neşe, bir fıkra ile girelim şu kapıdan. Bir gün bizim gibi gezmeyi seven üç arkadaş yola çıkmışlar. Çıktıkları o uzun yolda yamyamların eline düşmüşler. Yayamlar, üçünü de yemek üzereyken mühendis olan, teknik becerisini gösterip yenmekten kurtulmuş. Doktor da reisin karın ağrısına çare bulmuş, o da kurtulmuş. Sıra gelmiş bilgeye. Yamyamlar, onun becerisini sormuşlar. Doktorla […]

CUMHURİYET bir aydın-lanma hareketidir aynı zamanda

Avrupa’daki aydınlanma hareketini bilmeyen yoktur. 1650 – 1800 yılları arasında başlayıp, gelişip ve olgunlaşan bir harekettir. René Descartes, Baruch Spinoza, Rousseau, Montesquieu, Voltaire, Diderot ve Adam Smith aydınlanma hareketi kapsamında anılan ve tanınan isimlerdir. Aklın merkeze oturtulduğu, eğitimde ve bilimdeki gelişmelerin yanı sıra sosyal reformların hız kazandığı bir dönemdir. Bu dönemin en belirgin özelliği şüphesiz […]

AYASOFYA, YEŞİL BAYRAK VE KILIÇ

24 Temmuz, Cuma günü, Ayasofya’nın camileştirilmesi Türkiye’de yeni bir dönemin gösterisi oldu. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, elinde Osmanlı kılıcıyla, yeşil hilafet bayrağı altında, Cumhurbaşkanının önünde hutbe okudu. Mimbere ay yıldızlı kırmızı Cumhuriyet Bayrağı yerine yeşil hilafet bayrağı asılması, ele kalem yerine kılıç alınması, Mustafa Kemal Atatürk’ün adının ağza alınmaması ve dolaylı […]

Hasan Hüseyin’i Dinlerken

Türk edebiyatının en büyük ustalarından biri de kuşkusuz toplumcu-gerçekçi şair Hasan Hüseyin (Korkmazgil)dir. Kendisine has olan şiir üslubu ve şiirde yarattığı melodi unutulmayacak bir güzelliktedir. Şiirlerinde sürekli emekçilerin, ezilenlerin ve yoksullardan yanında olması, onu Türk siyasetinde pek sevimli kıldırmadığı da açıktır. 1950’lerde başlayan köylerden kentlere göç eden Anadolu halkının, fabrika işçilerinin ve küçük esnafın duygularını, […]

YA SEN

Ne olduysa o gün oldu.  O gün anlam kazandı yaşamak. Bir başka gözle gördüm doğayı. Ağaçların gülümsemesine, gökyüzünün beni  izlediğine, kuşların beni nasıl bir arzuyla  o senfoniye davet ettiğine, kapıların, pencerelerin bana açıldığına, renklerin  beni dansa  kaldırışına, bir adım mutluluğun  ne anlama geldiğine…  Unutulmuşluğun nasıl dile getirildiğine işte o gün tanık oldum. Bir  manavdan, bir işportacıdan, bir ayakkabı  […]

KÖY ENSTİTÜLÜ HASAN KUDAR

Fransa’nın Başkenti Paris’te bir hastanede, uzun yıllardır halk arasında “yaş ilerledikçe unutkanlık” olarak algılanan beyin  hastalığı Alzheimer hastası olarak hayatta kalma ve yaşama mücadelesini sürdüren Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu, öğretmen-yazar Hasan Kudar; 19 Ocak 2017 tarihinde, 91 yaşında yaşamını yitirdi. Yaklaşık 56 yıldır Paris’te yaşayan ve yaşamının 10 yıla yakınını Alzheimer hastası olarak geçiren Kudar, […]

Bizden edebiyatımıza

Türk Edebiyatı’nın Hollandacaya ilk çevrisi 1937 yılında Halide Edib Adıvar’ın romanı  ‘Sinekli Bakkal’ ile başlar. Bir yıl sonra Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’ adlı romanı Hollanda’da okurla buluştu. O dönemde Hollanda’daki edebiyat dünyasının gözleri daha çok Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Rusya, İngiltere ve Amerika’ya odaklandığından Türkiye’den gelen edebiyat rüzgarı kısa sürdü. Bunun  birkaç nedeni vardı. Türkiye’deki […]

BİR KONSERİN ARDINDAN

Her yaz Bodrum-Turgutreis  D- Marin’de  Klasik Batı müziği konserlerini dinlerim. Marinada, yıldızların altında,denizin kokusunu soluyarak birbirinden değerli bestecilerin yapıtlarını dinlemek daha bir etkileyici. Hele dolunay varsa, bir masal ülkesindesiniz demektir. Geçen yıl  Temmuz’da Fazıl Say’ı büyük bir coşkuyla dinledim: “MEZOPOTAMYA SENFONİSİ” Dinlerken kimi zaman kanatlandım, kimi zaman ağladım, bir masal ülkesinde gezindim, Mezopotamya’da dolandım. Olağanüstü […]

Ben Atila Kanbir

1955 yılında Ardahan’da doğdum. Yedi yasında Ankara’ya taşındık. İlk, orta ve liseyi Ankara’da tamamladım. Ortaokul yıllarında edebiyat ve çizgiye merak saldım. Ortaokul yıllarında, mizahi şiirlerim Akbaba Dergisinin, okurlara ayırdığı “sizin için” sayfasında yayınlandı. Yirmili yaşlarda karikatüre merak sardım. Ankaralı karikatürcülerle tanıştım. Beraber sergi ve yarışmalara katıldık. 1977 yılında Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür yarışmasında Disk özel […]

Türk edebiyatında “gül ile bülbül” metaforu

Sözlü ve yazılı Fars-Arap edebiyatlarında ilk çağlardan beri yaygın olarak kullanılan “gül ile bülbül” sözcükleri, yazılı Türk edebiyatının erken dönemi olarak kabul edilen on birinci yüzyıl sonu, on ikinci yüzyıl başlarında Selçuklu/Türk edebiyatçıları tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. O zamanlar seçkinler edebiyatı olarak da bilinen divan edebiyatının nazım türleri olan gazel, kaside, beyit ve musammatlar Arap […]

Anılardaki Reşit Galip

Çankaya sırtlarında oturan Ankaralılar, şehre Reşit Galip Caddesi’nden geçerek inerler. Pek azı bu ismin kim olduğunu bilir. Bu bilinmezlik belki Dr. Reşit Galip’in 41 yaşında, erkenden göçüp gitmesinden, belki de İnönü’yle yıldızının hiç barışmamasından kaynaklanmıştır… Rodos’ta doğan Reşit Galip, ortaokulu bitirince kardeşiyle bir sandala binip Marmaris’e gelmiş. Liseyi İzmir’de okumuşlar. Kardeşi Hüseyin Ragıp (Baydur) diplomatlığı […]

Okuma Notları #2

Arzuda Bir SapmaMehmet Erte Erte’nin Arzuda Bir Sapma’sı, 24 farklı öykü ile okuyucuyu çok da aşina olunmayan biçimlerde karşılıyor – özellikle zaman boyutunda. Kurgudaki zaman kavramı öykünün ve yazarın istekleri doğrultusunda esnetilerek her kopacak mı diye dönülüp daha dikkatli bakıldığında yeni bir formda dışa vuruyor kendini. Ayağı takılıp merdivenden aşağı düşenleri seyreder gibi değil de, […]

ŞİİR, KİR TUTMAYAN AKARSU/ DİNGİN SÖZLER AVLUSU

Üç sözcük bir yolculuğa çıkarıyor beni. Kitap adlarının önemini bir kez daha anlıyorum. Hele bu şiir kitabı ise… Üç sözcük, omuzlarında taşıyorlar beni, yorulmak nedir bilmeden. Tanışıyor, konuşuyorum onlarla… Bir yakınlık,bir sıcaklık hissediyorum. Üç sözcüğün beni nereye götürdüklerini anlamak için adıma imzalı kitabın ilk şiirini okumaya başlıyorum. Dingin sözler avlusundayım. Pırıl pırıl bir Türkçe karşılıyor […]

Bu Gün Hiç Umudumuz Olmazdı

Okumaktan çok yazmaya meraklı bir toplumun köpürttüğü yazınımızın, değerli yapıtlarını seçmekte bugün zorlanıyor olabiliriz. Ama bileceğiz ki altını en iyi sarraf bilir örneği, beğenisine güvendiğimiz birileri yoksa çevremizde, deneye yanıla ‘o iyi kitaplara’ ulaşacağız. Bileceğiz ki her okuyucuya göre bir kitap, her kitaba göre bir okuyucu vardır. (Kitap Anayasası) Bir kişiye kitap önermek, bir hastaya […]

3000 km Uzakta Dil

“Do you speak Turkish at home!?” [Evde Türkçe mi konuşuyorsunuz?!] sorusundaki şaşkınlıkla kendime gelmiştim. Yok, yok! Karşı tarafın şaşkınlığıyla kendime gelmekten ziyade, fersah fersah kendimden uzaklaştığım gerçeğinin fay hattı çatlamış, sarsıntının etkisiyle sokağa kendini don atlet atmış bir adamın dengesini kaybetmiş (ki bu sefer bir çok açıdan daha anlamlı) şaşkınlığıyla nihayet kendime doğru bir kaç […]

Okuma Notları #1

Sarı KahkahaMurat Özyaşar Coğrafyanın dağ dağ, akarsu akarsu, kuş kuş, bulut bulut yüzünü çizdiği öyküler kendini başkalaştırır, coğrafyanın kendisi için de bunun böyle oluğu gibi. Sadece doğal güzellikleri ve yeryüzü şekilleri değil, caddeleri, sokakları, kahveleri, berberleri de alnında birer çizgi olur bu tarz öykülerin. Bir adım ötesi (ki tehlikelidir, çoğu zaman gidilmez, çoklukça da sevilmez, […]

Okullar Gerçekten Açıldı Mı?

Kara Zambak… Bu başlık bana tersinden de olsa, Beyaz Zambaklar Ülkesinde Finlandiya adlı kitabı anımsattı. G. Petrov’un bu ünlü yapıtı, ilk kez Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye çevrilmişti. Kitapta, bir zamanlar bataklık ülkesi olan Finlandiya’yı, “Beyaz Zambaklar Ülkesi”ne dönüştüren kültürel ve sosyal başarıların öyküsü anlatılıyor. Köyü canlandırmak, köylüyü ayağa kaldırmak için bir çıkış yolu arandığı […]

Hoşgörüye Övgü*

Hoş bir fıkradır; öyle olduğu için de, tekrarında yarar vardır: Mevlevî dedesi ile Bektaşi babası sohbet ederlermiş. Biliyorsunuz, Mevlevî giysileri bol yenli, Bektaşi giysileri ise dar yenli olup kola yapışıktır. Bektaşi babası sorar:  “Dedem der, giysileriniz neden böyle geniş yenlidir? Ne yaparsınız bununla?” Mevlevî dedesi yanıt verir: “Biz der, insanların bir kusurunu gördüğümüzde, yenimizi şöyle […]

Edebiyat’ın Entropisini Azaltmak

1865’te Rudolf Clausius evrenin toplam entropisindeki net değişiklik daima sıfırdan büyüktür dediğinde dönemin şartlarında üretilen lokomotif ve benzeri insan yapımı makinelerdeki verimsizliğin sebebini açıklamak istemişti. Bu zararsız görünen basit ve yalın bulgu Antik Yunan’dan bu yana insanlığın binlerce yıldır kurmaya çalıştığı ve günümüze kadar gelen sonuncu isi teorisinin temelini teşkil edecekti. Fakat ısıl değişiklikleri açıklamanın […]

DOST ŞEREF’İN ARDINDAN

Şerafettin Muş ile tanışıklıǧımız otuz yedi yıllık bir zaman dilimini kapsar. Tanışıklıǧımız zamanla köklü bir dostluǧa dӧnüştü. O, pos bıyıklarını sıvazlayarak usul usul “ben bizden olan bütün insanların dostu” der gibi konuşur, bir dava adamı olduǧunu her zaman hissettirirdi. O da, her yoksul Anadolu insanı gibi daha çocuk yaşlarda düşmüştü ekmek derdine. Ölümünden kısa bir […]

Aydınlar Görevini Yapıyor Mu?*

İşçi arkadaşlarla yazınsal konularda söyleşirken sık sık ortaya atılan bir soru var: “Yurtta bunca acı olay yaşanıyor. Evler, köyler yakılıyor. Yargısız infazlar sıram sıram genci yere seriyor. Aydınlarda tıs yok. Acaba bunlar görevini niçin yapmıyor?” İşçi arkadaşlar kimi zaman siyasal konulara, kimi zaman kültürel konulara ilgili görünürler. Ama bu ilgi derneklerde yapılan söyleşilere sıkışır kalır. […]

Ahmet Sefa (Mavinin Yalnızlığı)

Yaşanılası dünyanın penceresinden bakıyor sevdalı sevdalı Ahmet Sefa. Lacivert gecelerini, elini uzatsan yakalayacağını sandığın yıldızı bol gökyüzünü, portakal çiçeklerinin kokularını taşıya sindire, yurt sevgisi için dövüşe dövüşe yol alıyor ve o dönemde kaçınılmazı yaşayıp, yurt dışına atıyor kapağı, yaralı bereli hiç şikâyet etmeksizin. Onun yaralı yalnızlığı, bir yıldızı bol Adana’nın gece lacivertiyle kesişiyor, bir Akdeniz’in […]

76 Yıl Sonra Emanet Çeyizleri Sahiplerine Verdim

Rum komşumuz Minoğlu Ailesi 1920 yılı Eylül ayında mecburi sürgüne ve ölüm yolculuğuna çıkacakları gün kızlarının çeyizlerini dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın’a emanet bırakmışlar. Ben bu emanet çeyizleri 1996 yılında Volos’ta sahiplerine geri verdim. Bu hikâyeyi dokuz yaşımda iken babam Ramazan Yalçın’dan tarlamızda mısır ekerken dinlemiştim. Benim doğduğum Denizli’nin Honaz bucağında 1920 yılına kadar 1000 […]

Türk Edebiyatındaki Avrupa Yolculuğu

Türk edebiyatının tarihi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanmaktadır. Bilinen en eski Türk yazıları 8. yüzyıldan kalma Orta Moğolistan’daki Orhun Irmağı vadisinde bulunan Orhun Yazıtları’dır. Türklerin İslam’ı kabul ettikten sonraki edebiyat metinleri lügatlar, fıkıh eserleri, peygâmberler tarihi, şecere türü eserlerdir. 15. yüzyılda Dede Korkut Kitabı ile başlayan destan türüne ek olarak, mektuplar, menakipler, tarihler, tezkireler nesir […]

Almanya’daki Türkçe Edebiyata Kısa Bir Bakış

Ülkelerini terk edip  farklı bir coğrafyada ve kültürde yaşamak zorunda kalan, kitleler yabancı bir kültür ve dille karşı karşıya kalma olgusunu birlikte yaşarlar. Bu tek tek bireyler için kendi  kültürel dilsel ortamından bir kopuş, yeni bir kültür ve dilde yaşamda kalma mücadelesi anlamına gelir. Bu durum karşısında bireylerin gösterdikleri tepki, kendi kültürü ve dileri ile […]

Yunus Emre Ayral Şiirinde Toplumsal Değer

Tek bir şiiri inceleyip şair üstüne sohbet etmek mümkün değil, fakat tek bir şiirin edebiyata kattığı zenginlikten konuşmak elbet mümkün. Bu güne kadar Yunus Emre Ayral’ın hiç bir şiirini okumamıştım,  ta ki karşıma ‘Aydemir Gürsoy’un ayağı kangren olan tavuğuna protez bacak taktırması’ şiiri Hayat Memat Dergisi’nde karşıma çıkana kadar. Şiirin işlediği konu gerçek olmuş bir […]

Davut Yücel’de kelimeler kendi gerçeğinde

Davut Yücel’in şiirleri yeni bir pencere şiirde. Kelimeleri tarif etmek için değil göstermek için kullanıyor. Sade bir dille ve uzaklaşmadan; şiir severlerini zorluyor düşünmeye, anlamı başlangıcına geri götürüyor. Kelimeler somuttan soyuta ve şiirde tekrar somutta dönüşüyor. Enis Akın söyle tarif eder Davut Yücel’in şiirini: “Davut Yücel şiirinden kelimeleri atmıyor, nesneleri atıyor; duyguları; anlatıları atıyor. Behçet […]

Avrupada Türk edebiyatı

Yıllar önce gördüğüm bir karikatür beni çok etkilemiş, düşündürmüştür. Elinde tahta bavulu, yamalı pantolunlu, kasketli bir köylü yürüyor, önünde “Almanya” yazılı bir yön tabelası doğrultusunda. Sağ elinde bir değnek, sağ omzunun özerinde değneğine bağlanmış bir çıkını var … Çıkınından köyü dökülüyor. Sol ayağı önde, sağ ayağı arkada, ayakkabısının altından toprağa tutunmuş kökler… Almanya yönüne doğru […]

Atila Kanbir´in son çalışmalarɪ üstüne bir deneme

Kökü uzun yıllar öncesine dayanan büyük bir rüzgar esti seksenli yıllarda bütün dünyada. Zamanın moda deyimiyle periferide kalan ülkeleri derinden etkileyen bu dalgalanma modernizme bir çeşit başkaldırıydı aynı zamanda. Bizim coğrafyamızı da yakından ilgilendiren bu rüzgar çağdaş düşünürleri ve sanatçıları ciddi anlamda sarsmıștı. Postmodern durum olarak dillendirilen bu dalga giderek sığlașan, tektipleștirici, yerel değerleri küçük […]

ŞİİR KİTAPLARI NEDEN OKUNMUYOR!

Şiir kitabımı çıkartmadan önce, dostlarımın ‘şiir kitapları okunmuyor’ demeleri üzerine çok düşündüm, neden okunmuyor! Yanılıyor muyuz? Fuarlarda şiir kitapları çok büyük ilgi görüyor. Ciddi şekilde edebi bir merak var. Edebiyat dergilerine yeni şairler akın akın şiir yolluyorlar. Halkımızın şiir merakı, edebiyat merakı var, hem de çok. Tarihimize baktığımızda kültürümüzün temeli şiirdir, ağıttır, beyittir, rubaidir. Böyle […]

Canım

Bir ilkbahar sabahı, bütün hikâyeler bu tür satırlarla başlar ya, benimki de böyle başlasın, döndüm umudun ardından koşuşturmaktan. Habire ardından ‘sana ihtiyacı olan insanlarım var’ demekten, yorulana kadar koşuşturmaktan. Senin için koştum ardından, sadece bir şey getirebildim sana; yenik bir umudun ardında bırakabileceği en güzel sözü getirdim sana ‘sabret’. Yemenilerim yıprandı ardından koşmaktan, ayak parmaklarım […]