Menu

Yazar Murat Tuncel’in “Osmanlılar” üst başlıklı nehir romanları ve Türk Edebiyatı’na getirdiği yenilikler

Murat Tuncel “Osmanlılar” üst başlıklı nehir romanlarıyla Türk edebiyatına yeni bir tarihi roman tarzı ve anlayışı getiriyor. Yazar bu romanlarını 20 yıldan fazla süren bir araştırma ve  incelemeden sonra 2010 yılında yazmaya başlamıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1350-1850 tarihleri arasındaki 500 yıllık zamanı  tarihi belgesel roman tarzında işleyen yazar, aynı zamanda 500 yıllık zamanın romanını yazıyor. Her […]

Cansever’de Dramatik Monolog Düşüncesi

Edip Cansever’in ortaöğretim yıllarından beri dünya edebiyatıyla yakından ilgilendiği, bazı yakın arkadaşları tarafından zaman zaman ifade edilen bir bilgidir. Cansever, 1977’de yayımlanan “Yaşam Öyküsü” başlıklı yazısında bunu kendisi de dile getirir. Örneğin, bu yazıda 1940’lı yıllara denk düşen lise yıllarını anlatırken şu açıklamalarda bulunur: Ekmek karnesi ve karartma yılları.. İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyorum. [….] Artık […]

Orhan Kemal’in Türk Sineması’na Bakışı

“Sanatımın amacı, insanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat.”                                Orhan Kemal Orhan Kemal’e göre sanatın genel olarak işlevi, herhangi bir olayı düpedüz anlatıp, seyircileri, okuyucuları ya da dinleyicileri heyecandan heyecana sürükleyip, ağlatmak ya da güldürmek değildir. Sanatın, toplumsal sorumluluğu vardır, dolayısı ile sanatçı topluma karşı sorumludur. Sadece eğlendiren ya da ağlatan eserler yapılmasının […]

Kozmopolit Hafızanın Olanakları: Burhan Sönmez’in Masumları, Jamal Mahjoub’un Cinleri [0]

İstanbul İstanbul (2015) romanıyla Viclav Havel Ödülü’nün sahibi Burhan Sönmez’in Masumlar (2011) romanı şu etkileyici cümleyle başlar: “Benim vatanım çocukluğumdu ve ben büyüdükçe uzaklaştım ondan, uzaklaştıkça da o büyüdü içimde.” Masumlar, yirmi birinci yüzyılın katmanlı öznesi, maddi ve manevi sınırlar, Doğu ve Batı üzerine pek çok güncel sorular barındıran ve sürgünlüğün çeşitli hallerine gönderme yapan […]

Lorca’nın Öldürülüşü

20 Nisan 2011 Çarşamba sabahı daha güneş doğarken Endülüs’ün tarihin sisi içine gömülmüş şehri Granada’da,  Elhambra Sarayı’nın yer aldığı vadiye doğru ilerlemekteydik. Otobüsümüz yolun iki yanını kuşatan derin orman örtüsünü, aşağıda uzanan Vega vadisini ve çok uzaklarda mavi bir sis içinden seçilen Elhambra Sarayı burçlarını göstermek istercesine yavaşlamış, zorunlu olarak önümüzdeki onlarca tur otobüsünden oluşmuş […]

Genç Bir Şaire Mektup

Her şairin okuması gerekli olan yapıtlardan biri Rainer Maria Rilke’nin “Genç Bir Şaire Mektuplar”dır. Rilke bu mektupları 1903’de başlayarak birkaç yıl boyunca genç şair Franz Xaver Kappus’a yazmış, kendi şiir ve şairin dünyasını anlatmaya çalışmıştır. Sonra bu mektuplar genç şair tarafından kitaplaştırlmıştır. Aradan yüzyıl geçmesine rağmen değerinden hiçbir şey yitirmeyen mektuplardan kısa alınıtlar paylaşmaya çalışacağız: […]

Cumhuriyet Dönemi Romanında Kadın

Cumhuriyet dönemi romanında kadın olgusuna geçmeden önce Cumhuriyet’in kadına bakışına kısaca değinmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’da nüfus sayımına bile katılmayan “kadının” yurttaşlık haklarını sağlamış ve vurgulamıştır. Kadının hukuksal, toplumsal, eğitimsel, ailesel haklarını, çalışma hakkını, zekâsını, yaratıcı kişiliğini, devrimci Cumhuriyet’in örnek yurttaşı olarak görev ve sorumluluklarını vurgular. Kadına Osmanlı toplumunda verilen ikinci sınıf konumunu reddeder. Ancak […]

Sanat ve Ebediyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 3

Kuantum teorisi 19. yüzyılın sonlarında Max Plank’ın çalışmalarıyla ortaya çıkar. Plank ısı ve ışık radyasyonunun niteliği üzerine bir araştırma yapar. Deneylerinden yola çıkarak radyasyon enerjisinin sürekli bir akış değil kuantal denilen taneciklerden ibaret olduğunu ileri sürer. Yaptığı ölçümler sırasında her türlü radyasyonun ölçüm alanına kuantal biçimde verildiğini ama aynı biçimde alınamadığını saptar, dolayısıyla enerjinin ve […]

NÂZIM HİKMET’İN ŞİİRLERİ

Nâzım Hikmet’in Edebî Hayatı ve Eserleri Nâzım Hikmet’in hayatı adeta edebiyat ve yazarlarla kuşatılmıştır. Çocukken çok okumaktadır, en çok sevdiği yazarlar ise Tevfik Fikret, Mehmet Emin, Ziya Paşa, Halide Edip Adıvar, Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Namık Kemal’dir. Genç yaşta farklı edebiyat çevrelerine girer, dergilerde şiir, gazetelerde yazı yazmaya başlar. Çok kısa zamanda şiir […]

Edebiyat’ın Entropisini Azaltmak

1865’te Rudolf Clausius evrenin toplam entropisindeki net değişiklik daima sıfırdan büyüktür dediğinde dönemin şartlarında üretilen lokomotif ve benzeri insan yapımı makinelerdeki verimsizliğin sebebini açıklamak istemişti. Bu zararsız görünen basit ve yalın bulgu Antik Yunan’dan bu yana insanlığın binlerce yıldır kurmaya çalıştığı ve günümüze kadar gelen sonuncu isi teorisinin temelini teşkil edecekti. Fakat ısıl değişiklikleri açıklamanın […]

Sanat ve Edebiyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 2

“Gerçek nedir,” sorusu aslında bizim ve dahası bütün bilimin en temel sorunu. Kendi inceleme alanımızdan yola çıkınca şöyle bir ‘gerçekle’ yüzleşiyoruz; gerçeklik her zaman için bir sanat eseri içinde kendini sübjektif olarak var ediyor. Hele ki bir sanat eseri ‘ne olmuş ve olmakta’ değil de ‘nasıl olması gerekir’ üzerine yoğunlaşıp bunu işliyorsa sübjektif olma durumu […]

Kuyucaklı Yusuf’ta Arzu Üçgenleri

Rene Girard, Romantik Yalan ve Romansal Hakikat (Edebi Yapıda Ben ve Öteki) adlı eserinde arzunun taklitçi bir doğası olduğunu belirtir ve bunu “üçgen arzu” kavramıyla açıklar. Bu yapıda üçgenin köşelerini; arzulayan özne, arzulanan nesne ve arzunun doğuşunda etken unsur olan arzunun dolayımlayıcısı oluşturur. Anlatı-roman türüne yönelik olarak tasarlanan üçgen arzu modelinde öznenin nesneye yönelik arzusunun […]

Türk- Alman Edebiyatına Tarihsel Bir Bakış

İlk işçiler Düselldorf Havaalanı’na indiğinden bu yana 56 yıl geçti ve bu süreçte hem Alman toplumu hem de göçmen işçiler birbirlerinden büyük oranda etkilendi. Bu durumu İsviçreli yazar Max Frisch’ın ünlü sözü “Biz işçi çağırdık, insanlar geldi.” en iyi şekilde ve tüm gerçekliğiyle özetlemektedir. Gelen bu insanlar, oraya sadece çalışma amacıyla gitmemişler, aynı zamanda kendi […]

Sanat ve Edebiyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 1

İşini ustaca yapan bir ……illüzyonistin gösterisini izler-ken yaptığı numaraların gerçek olmadığını bilmemize rağmen çoğu zaman büyük bir şaşkınlık yaşarız. Avucundaki yumurta bir anda kaybolur, boş görünen şapkadan tavşan çıkar, mendil bir demet güle dönüşür, boş kutuya kapatılan yardımcısı kutunun her yanından içeri sokulan kılıçlara rağmen oradan sapasağlam çıkar, birini belinden iki parçaya böler… İllüzyonist o […]

Hollanda’da Türk Edebiyatı

Hollanda’daki Türk edebiyatını ele alırken Hollandalı okuyucunun edebiyatımızla ne zaman tanıştığını da kısaca ele almak gerekir. Daha önceleri tacirlerin İstanbul’dan getirdiği yazma eserlerden yapılan alıntıların çevirisini bir yana bırakırsak Hollandalı okur ve edebiyat çevreleri ilk olarak  1937 yılında Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal adlı romanının  Dochter van den Pias adıyla İngilizceden Hollandaca’ya çevrisiyle edebiyatımızla tanışmıştır. […]

Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı

 Attila İlhan için “romancı, gazeteci, senarist, deneme yazarı, Mavi akımının kurucusu ve lokomotifi, bilhassa toplumcu şiirde teşkil ettiği konuma ek olarak, Türk Edebiyatı’nın bir dönemine yön vermiş ve yön vermeye devam eden, sayısız eser bırakmış bir kalem” çerçevesinde bir girizgah -eksik olmakla birlikte- yapılabilinir. Ama bu yazıda sıkıntımız başka: Attila İlhan’ın kaleminden bir cinayete tanıklık […]