Menu

HERKESİN BİR RAHMİ OLMALI

Herkesin bir rahmi olmalı. İçinde bir duygu barındırmalı, bir fikir büyütmeli belki… Ya da duvarında bir resim durmalı, odalarından müzik sesleri duyulmalı ve Tanrılar girip çıkmalı… Tanrılar girip çıkmalı… Herkesin bir rahmi olmalı. Hele de bir kadına aitse o rahim bir dünya taşımalı. Kanamalı, parçalanmalı ve nefes almalı ve Tanrılar girip çıkmalı!

OĞLUMA

Bir bedenin içinde filizlenen taptaze bir bedendin. Umut ve güven yüklü bir suda kana kana nefes almayı seçmiştin. Seni bekleyen bir hayat vardı, sabırla hazırlanmaktaydı ve bir Kasım sabahı kulak ardı edilemeyecek güzellikteydi onun davetkâr çağrısı. İşte HER ŞEY senin için böyle başladı.

SARAYBOSNA’NIN ÇELLİSTİ

(“Kız Kardeşlik Güçlüdür” adlı romanımdan alıntıdır, s. 152.) Yıl 1945’tir. Almanya’nın Dresden şehri müttefikler tarafından ağır bir şekilde bombardımana tutulur. İçinde pek çok el yazması eseri barındıran Dresden Kütüphanesi de bombalardan nasibini alır. Savaşın bitmesinin hemen ardından kültürel mirası kurtarmak amacıyla şehre gelen ve kütüphanedeki el yazması eserler üzerinde çalışmaya başlayanlar olur. Aralarında İtalyan bir […]

GÜNLERDEN PERŞEMBEYDİ

(“Bulimik Sanat Manifestosu” adlı romanımdan alıntıdır, s. 248.) 28 Mart 1991, günlerden perşembeydi. Kerkük’ün 40 kilometre kuzeybatısında yer alan Altınköprü kasabası halkı güneşli bir ilkbahar sabahına açmıştı gözlerini. Güneş bir süredir olduğundan daha çok ışıldayıp ısıtıyordu havayı ve kerpiç evler ile doğaya hâkim olan sarı renk, yer yer çimen rengiyle örtülmeye başlamıştı. Ağaçlar çiçek açmaya […]

Mitolojik Şairin Ağıtı

Yalvardım Zeus’a heyhat! Tanrıların katından atılmak için. Bekliyordum elbet kaçınılmazdı, Gökleri delen o alaylı kahkahalar işittiğim. Dionysos’un elinden çıkmaydı göğsüme çarpıp bulutlara savrulan altın kadeh ve Ambrosia gölünü adımlamıştı Hera delirdiğimi söyleyerek her anında. Tanrıların hiç durmadan hatırlattıkları insan olmanın dayanılmaz acısıydı bana. Yalvardım Zeus’a heyhat! Bir bedeni duyumsamak için. Zehir de olsa tadında yaşamı […]

İzmir’in Güvercinleri

Gerdanında yer eden zümrüt yeşili tüylerini, takıların en pahalısını taşırcasına bir edayla havalandırır şehrimin güvercini. Ve takınarak o daimi zarafetini kanat çırpar ufka doğru göstermek istercesine güzelliğini.

Ekim Güneşi

Parıldıyordu Ekim güneşi sarı sonbahar yapraklarının içinde, yemyeşil çimenler arasındaki… Hem yerde hem gökteydi, ruhum gibi bir alçakta bir yükseklerdeki…