Menu

‘Kadınlık’ Bir Kurmacadır!

Çiya Andok Yaşamdaki her şeyi deneyimlemek bir insan ömrüne sığabilir mi? Bir başka şekilde soracak olursak; koca bir yaşamı deneyimlemek mümkün müdür? Sanırım  buna ‘elbette hayır’ yanıtını veririz. Öyle ya, bunca insanlık deneyimini öğrenme çabamızın amacı bu deneyimi öğrenmek isteğinden başka ne olabilir ki? Bir ömre sığmayacak kadar çok ve derin olan o bilgiyi Öte […]

TROOSTELOOS LANDSCHAP

Op het achtuurjournaal aangespoeldeen dode walvis op de azuurblauwe golven,gescheurd door een boot.Twintigtal meeuwen op de walvisprobeerde hem op te schrokken.Ik dacht meteen aan Gulliver. Door de geur van rottend vleesmoest ik aan landen denken in oorlog,onder het puin van hun paleizenlichamen van bediendes.Met de walvis nog op het beeldschermstroomt bloed de oneindige zee in.In […]

Merih Günay ile Yazın Yolculuğu Üzerine Söyleşi

Zerrin Oktay -Merih Günay kimdir, bize kendi sözcüklerinizle anlatır mısınız? -Çocuk sayılacak yaşta İstanbul’a göçmüş İskenderunlu bir terziyle İstanbullu bir ev hanımının üç oğlundan ortanca olanıyım. Başarılı sayılamayacak kısa bir tahsil hayatından sonra ben de neredeyse çocuk sayılacak yaştan itibaren türlü diplomasız işlerle uğraşarak ayakta kalabilme mücadelesi veriyorum. Bu yönde de hatırı sayılır bir başarı […]

Direnenlerin Gülüşü/ Dar-ı Sır

Çiya Andok Sibel Ünal’ın Sabahın Ucu adlı öykü kitabıyla başlayan yazınsal yürüyüşü, Dar-ı Sır’a bağlanarak yoluna devam ediyor. Bir okur olarak, daha ilk satırlarda metnin dosdoğru ve hiç kuşku duymadan sizi elinizden tutup başka bir coğrafyaya götürdüğünü duyumsarsınız. Yalın, güçlü ve yeni anlamlar giyinerek ilerler sözcükler ve kendi mecrasını bulur. Bu, kendinden emin bir yürüyüştür. […]

MUSTAFA DEMİRCİOĞLU

GÜZ SOKAĞI BİLA NOLU EV Her zamanki teni vardı üstündeVe nakışlı düşleri yanındaRüzgârın akşam serinliğineGüzün sonunu silkeliyordu Suyun yüzünde ışıldayanEski bahçelerin hasreti gibiBitmemiş bir sevdanın ola kiSuskunluğunu mırıldanıyordu Ellerinin mevsiminde bir sarıRengârenk başlangıçlardan uzakHayıfla kirpiklenmiş gözleriniYalnızlığın sularıyla yıkıyordu Tek tük birkaç anısı boşluktaHüzün elbisesi giydirmediğiZamanın hallaçlığına karşıBir yanıp bir sönüyordu MUSTAFA DEMİRCİOĞLU: 1953 yılında Pazarcık […]

Halil Gür / Derwisj ben ik, dansende derwisj

Gaziantep Misschien ben ik één, misschien welduizend keer op aarde gekomen in dit leven,een spel van boven, zo maar naar benedennaar de aarde terug, met een planeen doel, een drang in onsdat uit te voeren en weer weg te gaan.Terwijl mijn ziel zich bevrijdde in de sema,vond ik in de eeuwige wieg van het heelaleen […]

Reisgenoten en wijn-schenkers

In het Osmaanse Rijk was de dichtkunst het meest beoefende literaire genre. Het was het middel bij uitstek om uiting te geven aan gevoelens en gedachten, en als men bijeen was werd er naar hartenlust gedeclameerd en gezongen. Rondtrekkende derwisjen dichtten over hun verlangen naar de eenwording met God, hun voornaamste geliefde en reisgenoot. Volksdichters […]

Kara Zambak dergisi

Edebiyat, sanat ve kültür dilin ve düşüncenin beslendiği ve geliştiği alanlardır. Hikayeler, romanlar, şiirler, düşünce, sanat ve kültür yazıları yazılması bu anlamda oldukça önemlidir. Hollanda’da öteden beri bu tür insiyatifleri teşvik eden kısa ömürlü kağıt üzerinde vaya sanal edebiyat dergileri olmuştur. Bu alandaki boşluğu bir nebze doldurabilmek amacıyla 2016 yılında kağıt üzerinde hayatına başlayan Kara […]

Kitap Tanıtımı

Yazarlar: Hüseyin Çakmak ve Seyfettin Elaldı Gönül gözünün kör olduğu, inancın sağır olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Ki Raa Haqi inancına göre waxte xızaniê dönemidir bu.Yaşadığımız bu dönemde genel olarak “Alevilik”in özeldeyse “Raa Haqi / Riya Haqi” inancının çeşitli ideolojik tartışmalarda fon olarak kullanıldığına, kişisel yorumların ve görüşlerin inancın yerine ikame edildiğine tanıklık ediyor; inancın kendisine […]

Hasan Hüseyin’i Dinlerken

Türk edebiyatının en büyük ustalarından biri de kuşkusuz toplumcu-gerçekçi şair Hasan Hüseyin (Korkmazgil)dir. Kendisine has olan şiir üslubu ve şiirde yarattığı melodi unutulmayacak bir güzelliktedir. Şiirlerinde sürekli emekçilerin, ezilenlerin ve yoksullardan yanında olması, onu Türk siyasetinde pek sevimli kıldırmadığı da açıktır. 1950’lerde başlayan köylerden kentlere göç eden Anadolu halkının, fabrika işçilerinin ve küçük esnafın duygularını, […]