Menu

Kemal Yalçın

Ahıska Türklerinin 1944 yılındaki tehcirinin mikro tarih belgesel romanı.
Yazar Fırat Sunel’in Mikro Tarih Belgesel Roman tarzında Türk edebiyatına getirdiği yenilikler

Fırat Sunel

Büyükelçi Yazar Sayın Fırat Sunel ile 2012 yılında Düsseldorf Başkonsolosu iken, Emanet Çeyiz adlı mübadele romanım vasıtasıyla tanışmıştım. Daha sonra dostluğumuz gelişti, kardeş olduk.

Fırat Sunel sadece başarılı bir diplomat, başarılı bir büyükelçi değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı camiasından çıkan önemli bir yazardır. Fırat Sunel Türk Edebiyat dünyasına İstanbul’da, Profil Yayınları tarafından, 2011 Ocak ayında yayınlandı Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı romanıyla adımını attı. Salkım Söğütlerin Gölgesinde kısa zamanda altı baskı yaptı. Fırat Sunel, bu ilk kitabında roman kurgusu, üslubu, estetik güzelliği, tasvirleri, inandırıcılığıyla edebiyatçıların dikkatini çekti.  Daha ilk kitabında konusuna hâkim bir yazar, usta bir kalem olduğunu gösterdi.

Fırat Sunel Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı romanıyla Türk edebiyatına iki önemli yenilik getirdi. Birinci yenilik konu bakımındandır: 100 000 kadar Ahıska Türkünün 1944 Kasım ayında Gürcistan’dan Orta Asya’ya mecburi tehcirini ve bu tehcir sırasında 30 000 kadar insanın soğuktan donarak ölmesini ve katledilmesini ilk kez edebi anlamda Türk Edebiyatında Fırat Sunel romanlaştırdı.

İkinci yenilik roman tekniği ve roman tarzı bakımındandır. Fırat Sunel Salkım Söğütlerin Gölgesinde romanıyla Türk edebiyatına mikro tarih belgesel roman tarzını getirdi.  Roman tekniği alanında yeni bir çığır açtı. Fırat Sunel’in büyüklüğü Türk edebiyatına mikro tarih belgesel roman tarzını getirmesidir.

Mikro tarih belgesel roman tarzı ne demektir?

“1944 Kasım ayında 100 000 kadar Ahıska Türkü Gürcistan’dan Orta Asya’ya tehcir edilirken 30 000 kadarı soğuktan donarak öldü!” demek gerçekliği tam ifade etmiyor. Çünkü rakamlar soğuktur. Rakamların gözyaşı, rakamların yüreği yoktur! Mikro tarih, mecburi tehcire gönderilen 100 000 insandan 10 tanesinin, 20 tanesinin üzerine mercek tutarak onların insan olarak acılarının o dönemin siyasal ve toplumsal olayları içinde çok yönlü olarak ele alır. Bu tarih bilgileri tamamen gerçek olmalıdır. Mikro tarih ile elde edilen bilgileri yazar belgesel roman tekniği ile anlatır.

Mikro tarih, tarihi olayların tutanağını yazmak değildir. Mikro tarih kurgu değildir. Yazar genel ve özel tarihi gerçek bilgilere dayandırmalıdır. Mikro tarih esas olarak canlı tarihlerin anlattıklarına dayanılarak yazılır. Yazar canlı tarihlerin anlattığı gerçekleri değiştiremez. Mikro tarih belgesel roman tarzında yazar olayları kendi keyfine göre değiştirmez. Mikro tarihi belgesel roman tarzında yazarın ustalığı tarihi gerçekleri, canlı tarihlerin anlattığı gerçek olayları duygularıyla, acılarıyla, sevinçleriyle sürükleyici bir üslupla anlatabilmesindedir.

Yazar Fırat Sunel Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı mikro tarih belgesel romanında bu zorlukları ustaca aşabilmiştir. Başka bir yazar Ahıska Türklerinin tehciri ve katliamı konusunda mikro tarih tarzında belgesel iyi bir roman yazamazdı. Çünkü bu romanı yazabilmek için 1944 yılı tehcir belgelerine, tehcire gönderilen Ahıskalılarla yapılmış konuşmalara sahip olmak gerekiyordu. 

Türkiye Cumhuriyeti Tiflis Büyükelçiliği’nde görev almış ve Dışişleri Bakanlığı’nda Kafkasya Dairesi Başkanlığı yapmış olan Fırat Sunel, bu görevlerinin ona kazandırdığı bilgi ve tecrübe birikimiyle masa başından kalkmış, mesai dışındaki zamanını olağanüstü bir özveriyle bu konuda bilgi ve belge toplamaya harcamış,  kelimenin tam anlamıyla dağ tepe dolaşıp sürgüne tanıklık eden onlarca kişiyle görüşmüş, onların ses ve görüntülerini kaydetmiş, yıllar süren bu meşakkatli araştırmaları sonucunda bu romanı yazabilmiştir.

Arka planda ne var?

Yazar Fırat Sunel’in tehcirle, mecburi sürgünle bu kadar yakından ilgilenmesinin çok önemli bir nedeni, çok özle bir arka planı var. Çünkü Fırat Sunel’in ailesi, ataları 1924 yılında mecburi mübadele ile Yunanistan’ın Kavala bölgesinde koparılarak Ödemiş’e getirilmiş, iskân edilmiştir.

Fırat Sunel’in Sarpıncık Feneri adlı ikinci romanı, Pamukkaleli Yunan Filozofu Epiktetos’un “Bir insanın anavatanı çocukluğudur,” sözüyle başlar. Fırat Sunel’in çocukluğu annesinden, babasından, atalarından dinlediği mübadele öyküleri ve onların hasretle anlattığı anıları içinde geçmiştir. Bir mübadil evladı olan Fırat Sunel Ahıska Türklerinin tehcirini, mecburi sürgününü, mecburi göçünü yüreğinde duyarak yazmıştır.

Fırat Sunel mikro tarih belgesel romanını yazarken taraf tutmamıştır. Bu romanda nefret, kin yoktur. Salkım Söğütlerin Gölgesinde romanında Yazar Sunel  kendi düşüncelerini, değer yargılarını, yorumlarını açıklamıyor ve “tek doğru budur” demiyor. Bu kitapta karşılıklı hoşgörü, karşılıklı saygı ve sevgi esas alınmıştır. Kine, nefrete, ırkçılığa yer yoktur. Bu roman, Türkiye’ye yakın zamanlarda gelip yerleşen Ahıskalıları anlamak açısında da çok önemli bir işlevi yerine getiriyor.

Sayın Büyükelçi Fırat Sunel böyle bir roman yazarak Dışişleri Camiasının saygınlığını artırmıştır. Estetik kalitesi yüksek mikro tarih belgesel romanı yazan Fırat Sunel’e çok teşekkür ediyorum. Kalemine, yüreğine, aklına ve vicdanına sağlık.

Nüfusu bir milyardan çok Hindistan gibi büyük bir ülkeye Büyükelçi olarak atanmak büyük bir şereftir. Siz bu şerefe layıksınız.  Yeni görevinizde başarılar diler, yeni romanlarınızı beklerim. Sevgili Yazar Kardeşim Fırat Sunel Türkiye seninle birlikte daha güzel ve anlamlıdır. Kaleminin mürekkebi sevgi ve barış denizi olsun! İyi ki varsın!

Bochum, 17 Mart 2021

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *