Menu

Kazım Cumert

Her pazar sabahı yapmaya çalıştığım kısa koşulardan biri için yollardayım gene. Çoğunlukla aynı güzahgâhı izlerim. Twitsvlietbrug’tan  Hasselterdijk’e çıkar, Masterbroekerbrug’a kadar Zwartewater’ı izleyerek koşarım. Oradan Staadshagen’a dalar ve yarım saat içinde tekrar evime dönerim. 

Uzun bekleyişten sonra hava bahar kokmaya başladı neyse ki. Sokağımıza dikilen bir yıllık fidanlara kuşlar konuyor artık. Onların cıvıltılarıyla uyanmak mutlu ediyor beni. Hasselterdijk rüzgârsız bu sabah. Sağ yanıma aldığım Zwartewater ise durgun, henüz uykuda gibi mağrur. Sol yandaki ilk ev ne zamandır satılık, 38 numara. Saz damlı, yeşil boyalı doğrama ve direkleriyle yaşlı bir ev. Etrafı çevrili bahçeli tipik bir köy evi. Satılmasın istiyorum, satılırsa onu bir daha hiç görmeyeceğim gibi tuhaf bir düşünceye kapılıyorum. Tarih var içinde onun, mazi var, anılar var, diye düşünüyorum.

Yepyeni bir evde oturuyorum, ama ben eski evleri daha çok seviyorum.

Karşı yönden bana doğru koşarak gelen biri var. Her pazar karşılaştıklarımızdan biri mi, bilmiyorum. Kendi temposuyla yaklaşıyor. Genç ve güzel bir kadın bu, kulaklarında ise kulaklık. Müzik dinleyerek koşuyor. Tam yanımdan geçerken bakışlarımız kesişiyor. Gök mavisi gözleri ışıltılı. Gülerek ‘günaydın’ diyor bana. Yüzündeki güzellik, gözlerindeki ışıltı yüreğime yayılıyor.

‘Günaydın’ diyorum.

Çok suratsız biriyim, ama ben gülen insanları daha çok seviyorum.

Suyun kıyısındaki söğütlerin dallarını kesmişler. Doğduğum köyü anımsatıyor bu. Bir süre sonra yeşerip tekrar dallanacaklar. Set boyunca sıralanmış topu topu beş ev var. Ortadakilerden birinde bir köpek iplerini zorlayarak havlıyor. Aldırmıyorum. Son iki ev arasında bana doğru koşan iki kişiyle daha karşılaşıyorum. Biri kadın diğeri erkek. Konuşmadan yanyana koşuyorlar. Tam yanımdan geçerlerken, selam vereyim mi diye yüzlerine kayıyor bakışlarım. Onlarsa beni görmezden geliyorlar. Gözlerimi geri alıyorum hayıflanarak. Az önce yüreğime yayılan güzelliği, ruhuma verilen positif enerjiyi silmelerine fırsat vermemeliyim. Sorunları vardır belki, diyorum. Ya da yabancılarla kötü anıları… Önyargılar oluşmuştur böylece. İnsanlar garip yaratıklardır çünkü.

Aslında ben de karamsar biriyim, ama iyimser insanları daha çok seviyorum.

Masterbroek köprüsünün altından sıra sıra kanolar geçiyor. Dalgalar simetrik izler bırakarak kıyıya ulaşıp parçalanıyorlar. Köprünün üstünde laflayarak koşan başka guruplar da var. Gözlerim gökyüzüne kayıyor. Bulutlar acelece kuzeye doğru akıyorlar. Güneş’in koyu bir bulutun arkasında kaybolmasına üzülüyorum.

Bahar geldi diye seviniyorum, ama ben GÜNEŞ’i bahardan da çok seviyorum.

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *