Menu
Urfa Arkeoloji Müzesi
(Fotoğraf: Neşe Çaylı, 6 Ekim 2019)

Hadi Neşe, bir fıkra ile girelim şu kapıdan. Bir gün bizim gibi gezmeyi seven üç arkadaş yola çıkmışlar. Çıktıkları o uzun yolda yamyamların eline düşmüşler. Yayamlar, üçünü de yemek üzereyken mühendis olan, teknik becerisini gösterip yenmekten kurtulmuş. Doktor da reisin karın ağrısına çare bulmuş, o da kurtulmuş. Sıra gelmiş bilgeye. Yamyamlar, onun becerisini sormuşlar. Doktorla mühendis hemen atılıp başlamışlar arkadaşlarını övmeye: “O, filozoftur, bilge adamdır; bizim yerimize hep o düşünür, hepimize yol gösterir…” demişler demesine, övmüşler övmesine de bunların hiçbiri, yamyamların aklına yatmamış. “Bizim aklımız bize yeter.” deyip, bilgeyi arkadaşlarının önünde kıtır kıtır yemişler.

Bu fıkrayı anlatarak söze başlamamı, sakın yanlış anlamayın. Öyle çok şey bildiğimi söylemiyorum. Yalnızca sözcüklere yem olmak istemiyorum. Yalnızca gördüklerimle, okuduklarımla yetinenlerdenim.

Ancak şu da bir gerçek; felsefe / bilgi, yalnızca yamyamların sorunu değil. Bir düzey sorunu.

İşte bu müzede de yalnızız. Biraz ötede bir babayla kızı var. Öbür salonlar da bu salondan farklı olmamalı. Öteki yol arkadaşlarımız Gümrük Han’da ya da çevresinde alışverişteler. İsot, mırra, nar pekmezi, dövme bakır işi… alışverişi önemli!

Haleplibahçe’deki bu yapı, 34 bin metrekarelik kapalı alanıyla, Türkiye’nin en büyük müzesi olma özelliğini taşıyor. Yepyeni, gıcır gıcır bir yapı. 24 Mayıs 2015’te hizmete açılmış. Arkeoloji ve Edessa Mozaik Müzesi’nden oluşuyor.

Bu müze, Bereketli Hilal’in birçok höyük ve antik kentine ev sahipliği yapıyor. Uygarlık tarihinin mihenk taşları olan Göbekli Tepe, Nevali Çori, Akarçay Tepe, Hassek Höyük, Gre Virike, Lidar Höyük, Harran gibi nicesine. Atatürk, Birecik, Karkamış baraj sularının altında kalacak bölgelerde yapılan kurtarma çalışmaları, bu müzeyi zenginleştiren en temel etken.

Göbeklitepe Totemi
(Urfa Arkeoloji Müzesi, Fotoğraf: Tahsin Şimşek, 6 Ekim 2019)

Girişte bizi “Urfa Adamı” karşılıyor; yeryüzünün gerçek boyutlu ve en eski tarihli heykeli. 180 cm boyunda; neredeyse Göbeklitepe kadar yaşlı. MÖ 9500’den bir anı. İki adım öteden, Balıklıgöl’den gelmiş buraya. Balıklıgöl’ü gezenler, Hz. İbrahim’den önce buralarda yaşayan, buralarda gezip dolaşan bu yurttaşımızı niye merak etmezler bilmem!

Tarihin her dönemine, coğrafyanın her uygarlığına, “Asur, Babil,
Hitit, İslam…” uygarlıklarına ait kalıtlar ayrı ayrı salonlarda sergileniyor. Tarihe dört dörtlük bir yolculuk.

Yontma Taş Çağı – Paleolitik Çağ (avlanma, ateş yakma, toplayıcılık…)
Cilalı Taş Çağı – Neolitik Çağ (M.Ö. 8000-5000 – çakmak
taşından kesici aletler, deliciler, taştan idoller ve kaplar…)
Bakır Çağı – Kalkolitik Çağ (M.Ö.5000-3000 – pişmiş topraktan
yapılmış boyalı ve boyasız geometrik desenli seramikler, mühürler, ölü gömme küpleri (pithos), fayanstan yapılmış kolye taneleri, Lidar höyük oyuncakları ve düdükleri…)
Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000 – pişmiş topraktan mühür
baskılı küp parçaları, silindir ve damga mühürler, figürlü kap parçaları, hayvan figürleri, madeni eşyalar, takılar, idoller)
Etnografik ürünler: Yöresel giysiler, gümüş ve bronz takılar, el
sanatlarına ait örnekler, yöreye özgü oymalı kitabeli ahşap kapılar ve pencere kanatları, hat sanatına ait eserler, el yazması Kuran-ı Kerim’ler…

Cenin halinde gömülmüş bir ilkçağ insanı
(Urfa Arkeoloji Müzesi, Fotoğraf: Tahsin Şimşek, 6 Ekim 2019)

Dahası var. Burada, cenin halinde gömülmüş yurttaşımızla tanışabilir; Göbeklitepe ve Nevali Çori’nin imitasyonuyla / bire bir örneğiyle, iç içe olmanın coşkusunu yaşayabilirsiniz. Demir Çağı Salonu’nda bir Roma Caddesi’nde yürüyebilir, cam atölyesinde kendiniz için bir ürün seçebilirsiniz. İslami eserler salonunda peygamberlere yoldaş olurken Nemrut’la hesaplaşabilirsiniz.

Gezmek, gezilen yerle özdeşleşmektir kuşkusuz.

Edessa Krallığı dönemi (MÖ 132 – M.S.244) Urfa mozaik
sanatının en parlak dönemidir. O döneme ait ürünler Arkeoloji Müzesi’nin hemen bitişiğindeki Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nde. İki müze de tek biletle geziliyor zaten.

Urfa, Amazon kadınlarının, dünyada mozaiklere ilk kez
resmedildiği yerdir. O tek göğüslü Amazon kraliçelerinin av ve savaş sahneleri de doyumsuz bir güzellik. İşte birkaç örnek: Gülümseyen kız, keklik, aslan, ‘çocuk eros’…

Her bölgede olduğu gibi burada da kaçak kazılar yapılmış. 1950’li
Yıllarda yağmalanan Edessa mozaiklerinin en önemlilerinden biri olan Orpheus Mozaiği’dir. ABD’den dönüşü 2012.

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.