Menu
Resim: Yaprak Ayazoğlu

Serin rüzgarlı bir ayışığında,
Düşlere sıkı sıkı sarılmak…
Kızgın güneşli bir gün ortasında,
Umutla kucaklaşmak…
Maviyle terleyip,
Maviyle soluklanmak.
Sahilde yürüyüp,
Martılara yem atmak.
Bir çoban kavalının yanık sesiyle,
Yorgun göz kapaklarını kapatmak.
Yoldaşlığın özlemini,
İçten bir zılgıt sesiyle haykırmak.
Halden bilmeze hal anlatmak.
Kar yağınca kar topu oynamak.
Komşunun bahçesindeki,
Erik ağacından gizlice erik koparıp,
O erikleri silmeden iştahlıca ısırmak.
Ağız dolsu gülmek.
Olabildiğince gezmek.
Sevdiğinle delice öpüşmek.
Serseri ıslıklar bestelemek.
Siyahın tozundan,
Beyazın sözünden uzak durmak.
Okulda hayat bilgisine kulak verip,
Matematiğe kafa yormak.
Velhasıl güzel sayılırdı herhalde yaşamak…
Lakin insanlar garipti.
Tuhaftı…
Yüzsüzdü…
Cambazdı…
Zalim ve de gaddardı…
Ne nefes alabildim,
Ne de soluklanabildim.
İnsanlardan kaçıp sessizliğe gömüldüm.
Bıyıklarımı soldan soldan kemirdim.
Sakallarımı olabildiğince uzattım.
İçimle konuşarak kendime hükmettim.
Kendi esmerliğimde kavruldum.
Kendi suskunluğumda pir oldum, yandım…
Sonrada, sonrada dizelere/şiirlere sığındım…

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.