Menu

Yaşım üç onluk eksi iki boncuk
Sayı sayıdır boncuklar
Bizler, saymayı severiz.
Boncuk boncuk işlenmiş bir marifet gibi yaşanır buralar
Marifeti kendinden
Her gün daha becerikli ellerle
Arada biraz beceriksiz.
Bir otopsi izledim, yakından.
İp koptuğunda her yere dağılan boncuklar en umulmadık yerlere gider hani
Evin bir köşesinde bucağında
Beklenmedik günün birinde karşına çıkar
Artık işe yarayacağı bir yer yoktur
Tüm eşyalardan uzak
Tüm eşyalara uyumsuz
Uzaklardan gelen bir benzemez.
Geçmişten kopuşu pekiştiren
Birazdan daha hüzünlü bir tozlanmışlık.
Otopsi demiştim
Yüzler, ince bir keskiyle çizilen noktadan tutulup maske gibi soyulabiliyor
Maske, filtre misali bedende.
İçeriden dışarıya bakarız biz, filtreli
Sonra dışarıdan içeriye, sonra tekrar içeriden dışarıya
Git gide daha filtresiz.
Bir çocuğa karşıdan karşıya geçmeyi öğretmek gibi
Önce sola
Sonra sağa, sonra tekrar sola.
Bizler, saymayı severiz
Sayarak anlamayı da
Bir onu biliriz de ondan
Anlamamaksa hep bir huzursuz.
İp koptuğunda özgürlüğünü ilan eden o boncuk nasıl gitmiş oraya, hay allah!
Oysa ki, boncuk boncuk işlenmiş bir marifetin içinde
Saymayı unutmak bir hüner.
Bazen tüm boncuklar, bir ve bir…

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.