Menu

Fransa’nın Başkenti Paris’te bir hastanede, uzun yıllardır halk arasında “yaş ilerledikçe unutkanlık” olarak algılanan beyin  hastalığı Alzheimer hastası olarak hayatta kalma ve yaşama mücadelesini sürdüren Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu, öğretmen-yazar Hasan Kudar; 19 Ocak 2017 tarihinde, 91 yaşında yaşamını yitirdi. Yaklaşık 56 yıldır Paris’te yaşayan ve yaşamının 10 yıla yakınını Alzheimer hastası olarak geçiren Kudar, 21 ocak 2017 tarihinde Paris’ten, doğduğu Edremit’in Tahtakuşlar Köyü’ne götürülerek anne ve babasının yanında toprağa verildi.

Kırsal kesimin eğitim-öğretim sorununu temelden çözmek ve öğretmen gereksinmelerini karşılamak için, bir Cumhuriyet projesi olan Köy Enstitüleri, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün desteği, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla kuruldu. Amaç, kırsal yerleşim birimlerinden ilkokul mezunu zeki çocukları bu okullarda yetiştirdikten sonra, yeniden kendi köylerine veya yakın köylere göndererk öğretmen olarak çalışmalarını sağlamaktı. İşte, Hasan Kudar’da 1940 yılında kurulan 14 enstitü içinde yer alan Balıkesir-Savaştepe Köy Enstitüsü’nün ilk mezunlarındandır.

Hasan Kudar, Türkiye’de uzun yıllar ilkokul öğretmeni olarak görev yaptı. 1951’de Güre İlkokulu’nda öğretmenken, Bursa’da cezaevinde yatan ve açlık grevine giren büyük şair Nazım Hikmet’in serbest bırakılmasıyla ilgili kampanyaya destek vermesi gerekçesiyle; kendi yandaşlarının dışındaki herkese baskı uygulayan ve onları sindirmeye çalışan, Adnan Menderes Hükümeti’nin hışmına uğramıştır. DP’li (Demokrat Parti) olmayan her devrimci, yurtsever, demokrat ve sosyalist gibi, Kudar’da siyasi iktidar tarafından baskıya tabii tutulmuş, tutuklanmış ve sonunda haklılığı ispatlanarak berat etmiştir.

 İlkokul öğretmenliği mesleğinden atılan Hasan Kudar, haklı olarak tekrar bu hakkı kazanmasına karşın öğretmenlik mesleğine bir daha dönmemiş, bir süre farklı işlerde çalıştıktan sonra; 1961 yılında kendi olanaklarıyla Fransa’ya gelerek Paris’e yerleşmiştir. Paris’te, kısa süre THA’nın (Türk Haberler Ajansı) Paris temsilciliğini yapan Kudar, bir süre çeşitli restoranlarda bulaşıkçı ve aşçı olarak çalışmıştır. Uzun süre Paris’in Madeleine ve Convention Meydanları’nda gazete bayiliği yaptı. Bu iş yerlerinde, farklı ülke yayınlarının yanında Avrupa’nın değişik ülkelerinde yayınlanan ve Türkiye’den gelen gazetelerin satışını da yaptı.

Hasan Kudar, yardımsever, barışçı, devrimci, yurtsever ve insancıl duyguları ağır basan bir halk çocuğuydu. Yaşamı boyunca da hep böyle kalmayı tercih etti. Kuşkusuz bunda Köy Enstitüleri’nde yetişmiş olmasının önemli katkısı vardır. Köy Enstitüleri’nin eğitim sistemimizdeki  başarısının altında  -ve kapatılmasının en büyük nedeni- “yeni tip” aydın bir kuşağın yetişmesi, kırsal kökenli öğretmen-yazarlarda sınıf değiştirmelerine yol açacak bir bilinçlenmenin gelişmesi yatmaktadır. Enstitülerin en büyük kazanımı, toplumsal yapıyı değiştirmede savaşım verecek olan bu “yeni tip” aydın insanın varlığıdır. İşte, örnek kişiliğiyle Kudar da burada yetişmiş önemli aydınlardan birisidir.

Hasan Kudar’ın Paris’te yazdığı ve benim de kitaplarının hazırlanmasında önemli katkı sunduğum “Tahtakuşlar’dan Paris’e” ve “Benden Selam Olsun Tahtakuşlar’a” adlı iki yapıtı yayınlandı. Yapıtlarında, bir alevi Türkmen köyü olan Tahtakuşlar köyünde başlayan ve Paris’e uzanan yaşam diliminde, enstitü yıllarını, Abidin-Güzin Dino’yu, Yunan kabare oyuncularını, Pigale ve Madeleine Meydanları’ndaki anılarını, De Gaulle ve İsmet İnönü’yle karşılaşmasını, Paris’teki göçmen emekçilerin yaşamlarını anlatıyor. Ayrıca, Kudar’ın mahkemeler, tutukluluk günleri, gazetecilik macerası, Paris’e gidişi, yaşadığı aşklar, aşçılık maceraları, Cabare Luxy günlerinin ilginç ve renkli öyküsünü bu yapıtlarında bulmak olanaklıdır.        

Hasan Kudar’ın, yazıya dökülmüş Köy Enstitüleri’ndeki yaşamına ilişkin pek çok anısı vardır. Hatta, bazı notlarını ve çeşitli yazılarını bana vermişti. Bir türlü zaman bulup kitaplaştıramadım. Kendisi, hep Paris’te yaşayan bir Köy Enstitülü olarak kalmayı yeğledi. Kendisini, fırsat buldukça hastanede ziyaret ediyor ve birlikte kahve içiyorduk. Son olarak  bir ay kadar önce ziyaret etmiş, koluna girip biraz gezdirmiştim. Ayrılırken, tekrar geleceğimi söylememe karşın, bir daha görüşemeyeceğimizi sezmiş olmalı ki, göz yaşlarına boğulmuştu. Yakın dostumu, yolarkadaşımı, meslektaşımı ve ağabeyimi kaybetmenin acısı içindeyim. Sevgili dostuma tanrıdan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Paris

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.