Menu

Cem Duman, 2003’te Hollanda’da 3C Yayınevi’ni kurdu. Türkçe’den Hollandaca’ya ve Hollandaca’dan Türkçe’ye güzel yapıtlar aktardı. Murat Tuncel, Hasan Kıyafet, Ömer Baytaş, Kemal Yalçın, Eşber Yağmurdereli gibi yazarlarımızın ve Kemal Özer gibi değerli ozanımızın şiirlerini; Hollanda’dan Jan Siebelink, J. Bernlef ve Türkiye’den Tahsin Yücel ve Adnan Özyalçıner gibi 10 önemli yazarın öykülerinden Türkçe-Hollandaca antoloji yayımladı. V. Van de Meer, J. Bernlef gibi Hollandalı yazar ve şairlerin yapıtlarını Türkçeye çevirtip yayımladı. Türkiye ve Hollanda’da düzenlediği edebiyat etkinlikleri de epeyce ses getirdi. Cem Duman edebiyatımızı en iyi tanıyan ve takip eden nadir aydınlarımızdandır.

Cem Duman

2003 yılında Femke Deen ile yaptığınız bir röportajda,“Türk edebiyatı Hollanda’da hak ettiği itibarı görmüyor” diyorsunuz. Şimdi durum nedir? Bir Hollandalı, Latin Amerika edebiyatına olan heyecanı, Türk edebiyatına karşı hissetmiyor. Bu gerçeğin arkasında ne yatmakta?

Edebiyat ve sanatımız Hollanda’da döner kebap kadar ilgi gördüğünü söylemek hâlâ olası değil. Birçok yazar ve sanatçımız bunu ‘‘önyargı’’ ile tanımlıyor ama bizlerin de yapması gereken çok iş olduğunu söylemeliyim. Ama ciddi bir çabanın da var olduğu, önemli yazar ve şairlerimizin de olduğu bir gerçekliktir.

Son yıllarda kitabı yayımlanan yazar ve şairler çoğaldı. Aralarında çok güzel yapıtlar da var. Hollanda’da yazılan edebiyatımızın kalitesini, edebiyat cetvelinin neresinde ve nasıl ölçüyorsunuz?

Hollanda’da kitabı yayımlanan yazar ve şair sayısı arttı. Bu olumlu bir gelişmedir. Çok önemli yapıtlar da üretildi. Önemli şair ve yazarlarımız da var. Hatta Avrupa ülkeleri arasında Türkçe edebiyatın en gelişkin ülkenin, Almanya’dan sonra Hollanda olduğunu söyleyebilirim. Ama genel olarak çıtanın yüksek olduğunu söyleyemem. Bunun başta tarihsel nedenleri olmak üzere, sosyal ve siyasal nedenleri vardır. Düzeyimiz bir sonuçtur. Nedenlerini de tartışmadan sonuçları üzerinden konuşmak yazar ve şairlerimize haksızlık olur.

‘‘Avrupa ülkeleri arasında Türkçe edebiyatın en gelişkin ülkenin Almanya’dan sonra Hollanda olduğunu söyleyebilirim’’ dediniz. Nedenlerini biraz açabilir misiniz?

Türkiye’den Hollanda’ya 1960’ların başında büyük bir işçi göçü yaşandı. Gelenlerin büyük kısmının eğitimi ilkokul düzeyindeydi, tıpkı diğer Avrupa ülkelerine giden işçiler gibi. Ama Hollanda’ya gelenlerin içinde Murtaza Vural, Sadık Yemni, Şaban Güneş, Papatya Nalbantoğlu gibi isimler, şiir, öykü ve romanlar yayımladılar ve sanatsal-yaratıcı faali-yetlerin gelişiminin önünü açtılar. Türkiye’den gelirken yanında sazını getiren Agop Yıldız gibi ozanlar da şiirleri ve müzikleriyle sanatsal alanda topluma moral kaynağı oldular. 1980’lere doğru veya darbeden hemen sonra ise eğitimli ve yazar kökenli insanlarımız Hollanda’ya geldiler. Bunlar da edebiyatımızın gelişmesine önemli katkıda bulundular. İbrahim ve Haydar Eroğlu kardeşler, Fehmi Eruçar, Halit Umar, Murat Tuncel, Ahmet Sefa, Kazım Cumert, Vedat Gültekin, Kamil Aydemir, Ali Şerik, Nilgün Yerli gibi şair ve yazarlar gençleri ve yazmak isteyip cesaret edemeyenleri ciddi biçimde motive ettiler. İsimlerini anmadığım, edebiyatımıza katkıda bulunmuş başkaca yazar ve şairler de vardır elbette. Ayrıca, kısa dönemli yayın yapan Homeros, Kırmızı Gül, Umut Dergisi ve uzun soluklu olabilen İlke Dergisi ve benim de içinde yer aldığım Sesimiz Gazetesi, yazar ve şairlerin çalışmalarını tanıtmasında ve Türkiye’den davet edilen yazar ve şairlerle tanışmalarına olanak sağladılar. Bir de sahibi  olduğum  3C Yayınları’nın edebiyatımıza katkısından bahsetmek istiyorum. Yayımladığı Türkçe ve Hollandaca    kitaplar, Türkiye’de ve Hollanda’da düzenlediği edebiyat etkinlikleri ve basında yarattığı etki ile Türkçe edebiyatının tanıtılmasında ve yazmak isteyenler için bir moral kaynağı oldu.

Kısa süre önce kurulan Balad Vakfı da edebiyatımızın gelişimine şimdiden önemli etki yapacak gibi gözüküyor. Belki bu söyleşiyi bir-iki yıl sonra yapmış olsaydık Kara Zambak’ın da etki ve katkılarını not etmiş olacaktık. Yukarıda saydığım isimler ve kurumlar Türkçe edebiyatın gelişiminde çok önemli katkıları olmuştur.

Neden hala Hollanda’da bir edebiyat eleştirmeni yetiştiremedik? Eleştirmensiz ede-biyatın kalitesi nasıl yükselecek?

Eleştiri-özeleştiri kültürünün gelişmediği toplumlarda nasıl eleştirmen yetişsin. Kitabında değil içeriğine, bir kelimesine bile dokunulmasını istemeyen yazarlarımız maalesef vardır.

Edebiyatımızın kalitesini nasıl korumalıyız ve genişletmeliyiz? Yazar ve şairlere neler önerebilirsiniz?

Okumayan kişi ve topluluklarda gelişimin sınırlı olacağını kabul edeceğinizi zannediyorum. Size, Türkiyeliler arasındaki kitap okuma oranlarını diğer halklarla mukayeseli paylaşmak isterim. Okuma oranın çok düşük olduğu bir toplumda yazar ve şairlere çok fazla bir şey önerilemez. Onlara haksızlık olur.

Türkiyeliler arasında kitap okuma oranı çok mu düşüktür?

Bu konuda yayınlanmış çok sayıda araştırma var. Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın bir araştırmasının bir kısmını hiç değiştirmeden aktarayım: ‘‘ … Türkiye, kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, Amerika’da yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca on binde 1 kişi kitap okuyor. Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 71 milyon nüfuslu Türkiye’de bu rakam 2-3 bin civarında kalıyor. Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’nda kitap okuma sıralamasında, Türkiye 86. sırada yer alıyor. Bir Japon bir yılda ortalama 25, bir İsviçreli 10, bir Fransız 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor. Türkiye’de, okuma alışkanlığına sahip 70 bin kişi bulunuyor. Rapora göre, Türkiye’de bir kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; bir Norveçli 300, Amerikalı 210, İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor. Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla. Birleşmiş Milletlerin yaptırdığı bir araştırmaya göre, kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçikalı ve Avustralyalı 100 dolar, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken, Türkiye’de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar harcıyor. ABD’de yılda 72 bin kitap basılırken, Rusya’da 58 bin, Japonya’da 42 bin, Fransa’da 27 bin, Türkiye’de ise 7 bin kitap basılıyor. Türkiye’de dergi okuma oranı ise yüzde 4 olarak belirlendi…’’ Benim Hollanda’da yapmaya başlayıp da sonuçlarından korktuğum için bırakmak zorunda kaldığım araştırmamın ilk verilerine göre ise durum çok daha kötü durumda.

Hollanda’da yaşamamıza karşın hep kendi dilimizde yazdık. Birkaç kişi dışında kimse Hollandaca yazmayı denemiyor. Neden?

Bu soru bana Hollanda edebiyat çevrelerinde ve basında sıkça soruldu. Hatta Faslı yazarların Hollandaca yazma oranlarının yüksek olduğu kıyaslamaları yapıldı. Başka çevrelerde bu soruya tam cevap veremiyorum ama sizinle düşüncelerimi kısmen paylaşayım:  Bir nedeni  Türk  eğitim sistemidir. Türk devleti başka dil ve kültürleri asimile etme adına yabancı dil eğitimini her zaman değersiz bırakmıştır. Bir yüksek okul ve bir fakülte mezunu olmama rağmen alt düzeyde İngilizce bile bilmiyorum. Bizim yabancı dil öğrenme kültürümüz gelişmedi. Yazar ve şairlerimiz büyük oranda Hollandaca yazacak kadar Hollandaca’ya hâkim değiller. Böyle olunca edebiyatın konuları da değişiyor. 40 yıl önce ayrıldığı köyünü kasabasını yazmak kolayına geliyor.

Yazar ve şairlerin daha duyarlı oldukları hep söylenir. Bir yayınevi sahibi ve bir aydın olarak bu ‘duyarlılık’ konusunda ne dersiniz?

Toplumsal duyarlılıktan bahsettiğinizi zannediyorum. Biz bu soruyu Aziz Nesin’e sormuştuk. Cevabı şöyle olmuştu: ‘‘Ülke kötü yönetildiği için bir yazarın kendi kabuğuna çekilmesi, yalnız edebiyatla uğraşmasını doğru bulmuyorum. Çünkü o bencillik olur…’’Ben de böyle düşünüyorum.

Yayıneviniz ne durumda, ekonomik krizden nasibini adlı mı? Yakında hangi kitapları gün ışığına çıkartacaksınız?

Teknolojideki gelişmeler ve ekonomik kriz, kitap okuma alışkanlığını epeyce azalttı. Büyük yayınevlerinin bile kapandığı böylesi bir süreçte işlerin iyi olduğunu söylemek olası değil. Ama yazar ve şairlerimizin kendi eserlerini yayımlama konusunda ciddi katkılar sunmaya devam ediyorum.

Bahar 2016

Söyleşen: ALİ SERİK

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.