Menu
Halide Edib Adıvar

Türk Edebiyatı’nın Hollandacaya ilk çevrisi 1937 yılında Halide Edib Adıvar’ın romanı  ‘Sinekli Bakkal’ ile başlar. Bir yıl sonra Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’ adlı romanı Hollanda’da okurla buluştu.

O dönemde Hollanda’daki edebiyat dünyasının gözleri daha çok Almanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Rusya, İngiltere ve Amerika’ya odaklandığından Türkiye’den gelen edebiyat rüzgarı kısa sürdü. Bunun  birkaç nedeni vardı. Türkiye’deki edebiyat, Avrupa’daki edebiyatçıları heyecanlandıramamış, Anadolu’daki felsefe ve yaşam tarzı  batıyı meraklandırıp üstüne çekememişti. O dönemde Türkiye’de edebiyat yeni güçlenmiş, bir ağaç gibi yeni yeni ve güçlü köklerini toprağın içine salmaya başlamıştı.

1938 ile 1980 arası Hollandacaya bildiğim kadariyla altı eser daha çevrildi. 1961 yılında Yaşar Kemal’in  “İnce Memed”, Papatya Nalbantoğlu  1976 yılında “Murat” kitabı, 1977’de Fazlı Hüsnü Dağlarca’nın “Hollandalı Dörtlükler” ve çocuk şiir kitabı  “Balık ile Mandalina” 1979’da, 1979’da Yaşar Kemal ‘in “Ağrı Dağı Efsanesi” ve son olarak Murtaza Vural, 1979 Terim ile Suladım Hollanda Lalelerini adli şiir kitabı.  İlk romanlar Hollandacaya İngilizceden ve Almancadan çevrilirdi.

Türk Edebiyatı Hollanda’ya aslında 1980’den sonra geldi diyebiliriz. Hollanda’ya Türk Edebiyatı’nı getirenler Türkiye’den gelen işçiler ve 12 Eylül cuntasından kaçan siyasi mülteciler  oldu. Siyasi mültecilerin bir bölümü de akademisyenlerden oluşan ve Türk edebiyat dünyasına ilk adımlarını atmış genç bir nesildi.

Misafir olarak gelen Türkiyeli işçilerin aynı zamanda toplum içinde kendi yerlerini alamadıklarından edebiyatımızın temsilcileri de olamadılar. Tam tersine yerli işçiler  yapmak istemedikleri işleri yaptıklarından, toplumsal statüleri de yüksek değildi. Irkçılığın yükselmesi ile Hollanda’da yaşayan Türkiyelilere karşı bir önyargı ve küçümseme politikası, yayınevlerinden devlet dairelerine kadar yağ lekesi gibi dağıldı. 

Türk Edebiyatı’na olan düşük merakın aslında başka nedenleri de var. Bunlardan biri, Türkiye’de edebiyat üç sütun üstüne oturmakta: şiir, öykü ve roman.  Hollanda’da ise edebiyat tek bir sütun üstünde durmakta roman. Şiir ve öykü, aynı sütunun üstünde küçük kardeş gibi, romana sarılmışlar. Bundan olacak ki şiir ve öykü Hollanda’da, roman kadar itibar görmemekte. Böylelikle Türk Edebiyatı’nın iki sütün taşları olan şiir ve öyküye ilgi yok denecek kadar az.  Buna rağmen ‘İstanbul’u Dinliyorum’ adı altında 6 dev şairin  Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirleri 1988’de yayınladı. Ne yazık ki bu dev şairleri tanıyan Hollandalı okur zor buluruz.

Bir başka neden, Türk Edebiyatı’nın o yıllarda işlediği konuların ideolojik bir vizyonun olmasıdır. Anadolu’da yazılan edebiyatın büyük bölümünde bu vardı. Oysa toplumsal gerçeklik anlayışı Hollanda Edebiyatı’ndan uzaklaşmış, yayınevleri böylesi bir kurgu üzerine kurulan kitapları önemsemiyordu. Anadolu’nun kırsal yaşamına, köy edebiyatına, feodal psikolojik karakterlere, bir köy topluluğunun kollektif yaşamına Hollandalı edebiyatçının ihtiyacı yoktu, çünkü Hollanda feodal yaşamı çoktan geride bırakmıştı…

1970’lerde Türkçeden Hollandacaya bir sürü kaynak çevrildi. Bunların edebiyat değeri azdı fakat Türkiyeli insanları öğrenmek, onların kültürlerini, gelenek ve göreneklerini tanımak için önemliydi. 1980’den sonra Hollanda’da yaşayan Türkiyeli şair ve yazarların kitapları çıkmaya ve çevrilen eserler giderek çoğalmaya başlamıştı.

1980 ve 1990 arası Hollandacaya çevrilen yazarlar ve şairler:  Nâzım Hikmet (1981, 1984, 1986), Bekir Yıldız (1982, 1985), Fakir Baykurt (1982, 1986), Hüseyin Güney (1983), Nedim Gürsel (1984, 1986, 1989), Vasif Öngören (1984), Halil Gür (1984, 1986, 1988), Aysel Öz (1985), Yaşar Kemal (1985, 1988), Samim Kocagöz (1985), Sinasi Dikmen (1986), Yüksel Feyzioğlu (1986), Sevgi  Soysal (1986), Esref Okumuş (1986), Tezer Kıral (1986), Aysel Özakın (1985, 1986, 1987, 1989), Can Göknil (1987), Aras Ören (1988), Erdal Öz (1988), Şaban Güneş (1988), Nevzat Çelik (1989) ve Ahmet Sefa (1989). 1990′ dan sonra onlarca yazarın ve şairin eserleri Hollandacaya çevrildi. Türk edebiyatına olan ilgi çocuk kitaplarıyla da başlamıştı. 1979’da Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Balık ile Mandalina”  ve ” 1984’da Nazım Hikmet’in “Sevdalı Bulut”. Hollandacaya çevrilen son çocuk kitabı Sevim Ak’ın oldu, çeviren Hamide Doğan.

Türk Edebiyatı’na olan büyük merak aslında Orhan Pamuk Nobel ödülünü aldığında yaşandı, fakat bu büyük ilgi uzun sürmedi. 2016’da ise Türk Edebiyatı’nın iki büyük temsilcisi olarak Orhan Pamuk ve Elif Şafak… 2016’da son çevrilen kitaplardan biri de Yusuf Atılan’ın ‘Aylak Adam’ı. Bakalım 2017 ne getirecek….

Kaynakça:  Hanneke van der Heijden, http://www.umut.nl/, http://www. literatuuruıtturkije.nl

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.