Menu

Her yaz Bodrum-Turgutreis  D- Marin’de  Klasik Batı müziği konserlerini dinlerim. Marinada, yıldızların altında,denizin kokusunu soluyarak birbirinden değerli bestecilerin yapıtlarını dinlemek daha bir etkileyici. Hele dolunay varsa, bir masal ülkesindesiniz demektir.

Resim:Yaprak Ayazoğlu

Geçen yıl  Temmuz’da Fazıl Say’ı büyük bir coşkuyla dinledim: “MEZOPOTAMYA SENFONİSİ” Dinlerken kimi zaman kanatlandım, kimi zaman ağladım, bir masal ülkesinde gezindim, Mezopotamya’da dolandım. Olağanüstü bir besteydi Mezopotamya Senfonisi. O coğrafyada Fırat Nehri’nin kenarında Erzincan’nın bir köyünde doğan babamı, Fırat’ı, Dicle’yi düşünerek, o coğrafyanın ölüm kültürünü, acısını, başkaldırısını, doğasıyla,gelenekleriyle, feodaliteyle savaşımını duyumsayarak ağlayarak dinledim konseri. Dinleyenler vardır belki,ben yine de kısaca özetlemek istiyorum.

On bölümden oluşan senfonide “Ovada İki Çocuk”la gezindim, gece kuşlarının seslerini dinleyerek.Dağların arasından akan “Dicle” alıp götürdü beni nice törelerin, ağıtların acıttığı mekanlara. “Ölüm Kültürü Üzerine” “Melodram” bölümlerinden sonra “Güneş” in hem aydınlatan, hem yakıcı ruhunu nefesli sazlar duyumsattı.İlk kez gördüğüm bir enstrüman “theremin” o melodramı, ölüm kültürünün mistisizmini, oryantal havasını çok masalsı nahiv çizgilerle içinize işletiyordu. Carolina EYCK adlı masal kahramanına benzer genç ve güzel bir kadın çaldı theremin’i. “Ay” sahnesinde en güçlü nefesli sazlar ayın hem romantik, hem de ürkünçlüğüne ruh verdi adeta.  Say’ın bestesi, “Kurşun” “Fırat” ve “Savaş Üzerine” de savaşın her çılgınlığını yaşattı o coğrafyanın gerçekliğinde. Salt insanın insanla olan savaşını değil, bestenin besteyle, sazların besteyle savaşıydı, bestecinin savaşıydı bestesiyle, sazların savaşıydı yıldırmaya çalıştığı seyirciyle. İnsanın doğayla savaşıydı, kuşla kurtla savaşıydı, akla gelebilecek denli gerçek, canlı,can acıtan, yıldıran bir savaşa ruh verilişti, Kurşunlar geçti kulaklarımızın yanından. Bas flüt ve bas blok flüt çok etkiliydi bu bölümlerde. Ağıtlar içimize aktı sonra,”Mezopotamya Ağıtı” son bölümdü. Sabaha kadar sürsün istedim konser.

        Ülkemizde böylesi yetenekli insanların olması beni gururlandırdı. Az sonra kara kara düşündürdü, bu genç insan için neler düşünüldüğünü anımsayarak. Dünyada 20’nin üstünde ödül almış bu müzik dehasının içeri atılmak istendiğini, müzik derslerinin bir saate indirildiğini, giderek kaldırılabileceğini düşünerek. Sanatın içine tükürüldüğü ülkede giderek bu tür konserleri izleyebileceğimizden kuşku duyarak “Mezopotamya Ağıtı” sarmaladı yüreğimi. İşte dostlar bir konserin ardından duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.

Yeni bir konser izlenimlerini paylaşmak dileğiyle.

2015 Haziran

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.