Menu

Yalnızlık

Çürütmesin içindeki yalnızlık Dağıtarak gel Gülücükler açsın yanaklarında Uzat o mübarek ellerini Sıcaklığını gör dostluğun Bedenin değil istediğim Senin yalnızlığına tuz olmaktır amacım Ya da sen Benim yalnızlığımı dinle Yüreğimin atışlarında Belki o dudaklarından akan bal Derdime ilaç olur Bir nefesin Çok acılarımı unutturabilir Ben, senin olduğun kadar Merhem olmazsam da sana Gözlerine bir şey […]

Van Gogh ve Sen

O, bir renge bırakır özetini Sen, mesela bir şiire O, renklere, özellikle sarıya özenir Sen, takarsın kafayı karaya O, feyz alır renklerden artan zamanda Fransa’dan Sen, eline imge tutuşturan sözcüklerden O, kalem niyetine tutar fırçasını Sen, tutarsın mesela yıkılmış hayallerini O, bir kulakla duyar renkleri Sen, üçüncüsüyle de duyamazsın denilenleri O, doğmuş -şimdi yerinde yeller […]

Türk edebiyatında “gül ile bülbül” metaforu

Sözlü ve yazılı Fars-Arap edebiyatlarında ilk çağlardan beri yaygın olarak kullanılan “gül ile bülbül” sözcükleri, yazılı Türk edebiyatının erken dönemi olarak kabul edilen on birinci yüzyıl sonu, on ikinci yüzyıl başlarında Selçuklu/Türk edebiyatçıları tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. O zamanlar seçkinler edebiyatı olarak da bilinen divan edebiyatının nazım türleri olan gazel, kaside, beyit ve musammatlar Arap […]

Toprak Kokusu

Sokağın başında durdum, kederle sokağı izlemeye başladım. Evlerin çoğu çoktan dört-beş katlı apartmanlara dönüşmüştü. Çocukluğuma dair hiçbir iz kalmamıştı. Burnumun direği sızladı. Yavaş adımlarla yürüyüp sokağın öteki ucuna gittim. Kederle sağıma soluma baktım, sevindim birden. Elektrik direğinin dibindeki ev neredeyse hiç değişmemişti ve zamana karşı direniyordu; evi ve içindekileri hayal etmeye çalıştım. İlk sahibini anımsadım. […]

Taş Masa

O kirli masanın çevresine toplandığımızda olacaklardan habersizdim. Örtüsüz, üzerinde halka halka çay bardağı izleri olan, kollarımızı koymaktan çekindiğimiz o kirli masanın içimize ayna tutmak için oraya, o tenha köşeye özellikle çekildiğini her şey bittikten sonra anlayacaktım. Sadece iki kişiydik konuşmaya başladığımızda. Ben ve o. Sonra taşın suya düşmesiyle oluşan halkalar gibi genişleyip çoğaldık, ki bu […]

Somyadaki

Kapıyı art arda ve hızla çalan beş yaşındaki çocuğu içeri aldı. Kucağındakini hala pışpışlıyor, uyutmaya çalışıyordu. Eteğine yapışan iki yaşındaki çocuğun ağlaması ise yeni durmuştu. İçeriye giren beş yaşındaki kızı nefes nefese : −Anne, anne beni yıka, dedi. İyi de bugün banyo günü değildi ki. Şimdi ocağı yakmak, kazan kurmak listesinde yer alan işlerden değildi. […]

Röntgen Falı

“Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.” Kelimelerin üzerine fosforlu, kalın, keçeli kalemle uzunca sarı bir çizgi çekmişim. Solmuş unutulmaktan. Cümlenin altını unutmak için mi ya da hatırlamak için mi çizmişim, bilemiyorum. Tesadüfen, öylesine canım sıkkın olduğu için açtığım romanın sayfalarından şansıma bu yorgun kelimeler yığını çıktı. Kelimeler gerçeği açıklamaz, gizler sanırdım, yanılmışım. […]

Park Sesleri

parkta oturduğumuz yakut zamanları düşünüyorum başını göğsüme düşürdüğün gümüş rengi yazları gülüp gülüp daldığın ve sonra yeniden yeniden büyüttüğün, bensizliğin hüküm sürdüğü karakışları bir mayıs akşamı ayın gülen yüzüyle baktığı baharsın kalbin gül bahçesi, tenin kimliksiz bir ova ve ipince polis sirenlerinin sesi sarkıyor köşe başını dönünce sonra el fenerlerinin donuk ışığı vuruyor alnımıza gülümsüyor […]

Orhan Kemal’in Türk Sineması’na Bakışı

“Sanatımın amacı, insanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat.”                                Orhan Kemal Orhan Kemal’e göre sanatın genel olarak işlevi, herhangi bir olayı düpedüz anlatıp, seyircileri, okuyucuları ya da dinleyicileri heyecandan heyecana sürükleyip, ağlatmak ya da güldürmek değildir. Sanatın, toplumsal sorumluluğu vardır, dolayısı ile sanatçı topluma karşı sorumludur. Sadece eğlendiren ya da ağlatan eserler yapılmasının […]