Menu

kırık düşlerin
boğuk hıçkırıkların
karanlık düşüncelerin
soğuk bakışların
korkunun sırası mı şimdi
renkli cıvıltısını dinlemek lazım kuşların
hüzün, ağlama, yas havası değil
kara elbiseleri çıkarmak lazım
dört duvara demir parmaklıklara
soğuk ve burgun zindanlara
susmanın, somurtmanın
acını içine akıtmanın
ben vurdum sen duyma’nın
vurdumduymazlığın
kendi yağında kavrulmanın değil zamanı
hayata selama durmalı
zorbanın suratına bir gülücük
yarin yanağına bir öpücük kondurmalı
olağan gücünle haykırmalı
çıkmamıştır yerinden can
kesilmemiştir henüz nefes
soğuk kış çıkar bahara elbet
aydınlığa gebedir karanlık
çilingir sofrasına konulur toplum
sevdanın dizelerini karalar kalem
sevda yeşerir
sıkışan hasret büyür de büyür
sonunda şiddetle patlar
ve eskimiş, köhnemiş biter
sonunda yıkılıp, yok olur gider
canlanır yeni olan eskinin döşünde
büyür, yeşerir
yeniyi şiddetle tutmaya çalışınca meğer
yeni kabına sığmaz olur
sınırları zorlar, zincirleri parçalar
eskinin içinden kopar yeni
sınırlar yok olur
depreşir yürekler
depreşir yaşam
kurulur yeni dünya

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.