Menu

“Beyefendi, nereden geldiğimiz mi sorarsanız? Nasıl anlatacağımı da bilmiyorum ya, sordunuz bari cevaplandırayım. Adliye sarayından, sırtımızdan koca bir yük kalktı. Bundan on iki yıl önce eşimle birlikte el ele yürürken, o günlerde birbirini seven iki insanın el ele yürümesi hor görülmüyordu bizim mahallede, bir trafik kazasına tanık olduk. Hava güneşliydi, gökyüzünde birkaç bulut, sıcaklık tam Mart ayına ayarlanmıştı. Akasya ağaçları sarı çiçeklerini küre biçiminde açmış, kokuları kaldırımları dolduruyordu. Güneş yerini aya bırakmaya hazırlanıyordu, sokakta çoğu günler gibi bir huzur vardı. Öyle değil miydi canım? ”

“Evet, tam dükkandan çıktığımızda korkudan çığlık atıp kocama sarıldım, çaresizlikten elim ayağım titriyor ne yapacağımı bilemiyordum. On metre önümüzde beyaz bir araba yola çıkan bisikletliye vurdu. Firen sesi halen kulaklarımda çınlanmakta.  Çocuk havada savruldu, yol ve kaldırımın ortasına düştü. Gözlerimizin önünde on iki yaşında bir kız çocuğu can verdi. Kıza vuran araba sonunda kaçıp gitti. Ortalık bir kaosa dönüştü, sokakta bağırıp çağırmalar, polise ve ambulansa telefon edenler, kaçan arabanın peşine düşenler. Kimse cesaret edip kızı bir arabaya bindirip hastaneye yetiştirmeye yeltenmedi, zavallı kızın kafası çatlamış uzun saçlarının arasından  beyni görünüyordu, Aman tanrım ne korkunç görüntüydü. Öldüğünü beyan etmek için doktora ihtiyaç yoktu. Derken anası babası geldi, ortalık acıdan ve kederden geçilmez oldu. Polise ifade verdik derken aradan saatler geçti. Bir gün sonra tekrar karakola gidip kişilerin eşkalini belirlemeye çalıştık. Sonra arabanın çalındığı ortaya çıktı. Aranan kişiler bir türlü bulunmadı. ”

“Eşimin anlattığı gibi tüm çabalara rağmen tüm araştırma boşuna çıkmıştı, sanki yer yarıldı bu şahıslar içine gömüldü. Çevredeki tüm kameralar incelendi, kaza park eden bir kanyon arkasında olduğundan görüntüler işe yaramadı. Kazayı

yapan gençler yeryüzünden uçup gitmişlerdi, sonra bir sürü dedidoku yalıydı. Zengin çocuklarıymışlar, yok polise rüşvet vermişler, yurt dışına kaçmışlar, işin içinde bir çete varmış. Zamanla çoğu insanlar olayı yavaş yavaş unutmaya, hayatlarına devam etmeye başladılar.

“Bizler ilk önce bu kazayı akrabalarımıza anlattık, sonra yakın dostlarımıza, iki ay içinde anlatmadığımız kimse kalmadı çevremizde, sonra tesadüf sonucu yan yana geldiğimiz yabancılara da anlatmaya başladık.  Hatta yaş günlerinde, eğlencelerde, düğünlerde yaşadıklarımızı tekrarladı. Baktık ki herkes anlattıklarımızdan sıkılamaya ve usanmaya başladı, biz de bu olayı kimseye anlatmamaya karar verdik. Sonra başka sıkıntı ortaya çıktı.”

“Aradan bir yıl geçtikten sonra, kocam terler içinde uyanmaya başladı. Ne oluyor sorusuna, “Bir şey yok canım, sen uyumana bak” deyip geçirdi.  Kabus gördüğü açıktı. Ben de pek aldırış etmedim ilk zamanlar, olur böylesi aksilikler kim kabus görmez ki dedim kendi kendime. Fakat kabuslar sıklaşmaya başladı. Bir gece kabusun ne olduğunu açıkladı.  Canım kocacığım, her gece rüyasında o trafik kazasında ölen kızı görmeye başlamış. Çocuğun ölümü gözlerinin önünde her gece canlanmakta, daha kötüsü ölen çocuk, “Ağabey beni kurtar” diye yalvarmakta, yardım istemekte.”

“Baktım olacak gibi değil ve karımın ısrarı da kesilmeyince tedaviye başladım.”

“İlk başta hiç yanaşmadı tedaviye, yok geçermiş, olurmuş böylesi şeyler. Kendisini hasta hissetmiyormuş. Uykusuzluk yüzünden huysuzlanmaya, ufak tefek şeylere kızmaya başladı, evde her geçen gün huzur azalıyordu.  İşyerinde bile arkadaşları bir şeylerin olduğunu ve onlardan gizlediğini söyler olmuştu. Psikoloğa ne zorlukla götürdüm bir bilseniz.” 

“Abartma canım o kadar da değil… Evet, tam iki yıl tedavi gördüm ve kurtuldum bu kabustan. Bu kaza bizi maddi ve manevi  hırpaladı. Neyse ki o zaman çocuklarımız yoktu. Ondan sonra bu kazayı unutmayı başardık. Sohbet esnasında arkadaşların biri, bizlerin de bir kazaya tanık olduğumuzu söylediğinde, isteksiz isteksiz anlatır olmuştuk. Sonra çocuklar doğdu, bizim yeni dayanağımız oldular. Bu kazayı unutmuştuk ki bu belalı kaza bir ay önce tekrar karşımıza çıktı. Bir ihbarın sayesinde kazayı yapan şoför yakalandı.”   

“İhbar eden de boşandığı eşi. Kadın adamdan boşanmış fakat buna rağmen adam kadının her hareketine her yaptığı işe karışmaya devam etmiş. Kadını hala seviyor ve korkunç kıskanıyormuş, seni kimseye yar etmem, kimle konuşuyorsun, kimle görüşüyorsun, akşam ışıklar yanmıyordu nerdeydin diye hesap soruyormuş her gün. Kadın bakmış olacak gibi değil,  eski kocasından kurtulmak için telefonla aramış polisi. Adamı yakalayıp attılar içeri. Adam ben yapmadım demiş, Kuran’a el basarım demiş, çocuklarımın başı için yemin ederim demiş, şahidim var demiş,  polis yutmamış bunları. Arabanın içinde bulunan diğer kişileri de tutuklanıp atmışlar içeri. Arkadaşlarından biri hemen itiraf edince, her şey ortaya çıktı Beyefendi. Sonunda mahkemenin vereceği karara kaldı. Sonunda biz de kurbanı olduk bu kazanın, değil mi kocacığım.”

“Şimdi mahkemede tanıklık yapmaktan geliyoruz. Bizi teker teker hâkimin karşısına çağırdılar, savcının ve avukatların sorularını cevapladık. Artık bizim için bu dava kapandı ve hak ettikleri cezaları alırlar inşallah.  Yalnız şoför suçlu değil Beyefendi. Şoförün yanındakiler de suçlu. Kız bisikletle birden sokağa çıkınca araba zamanında firen yapamadı, bisiklete vurdu. Bisikletten fırlatılan kız kafasını kaldırım kenarına çarpıp ağır bir darba alıp orada can verdi. Vuran araba zorlukla durdu, şoför, şoförün yanındaki ve arka koltukta oturan kişi arabadan indi. Çocuğun cansız bedenini görünce şoförün yanındaki bağırdı “Kaçalım, çocuğu öldürdün,” dedi.  Sonra ” Haydın atlayın arabaya” dedi ve arka koltuktaki, “Ne duruyorsun salak, sürsene. Yakalanmak mı istiyorsun” dedi şoföre ve arabaya binip kaçtılar.”

“Hayır canım öyle olmadı, bağıran yanındaki yolcu değildi, bağıran bu sözleri söyleyen şoförün ta kendisiydi. Hatta yanındaki arkadaşları kaçmak bile itemedi. Hatta arka koltukta oturan kişinin “Ambulans çağıralım” dediğini duydum, şoför aldırış etmedi, şoför arabaya binmeleri için zorladı ve kaçtılar. Bunların hepsi on saniyede içinde yaşandı”

“Olur mu, şoförün kaçmaya niyeti yoktu, arkadaşları sebep oldu bu davranışa.”

“Bakın Beyefendi, kocam yanılmakta; olayları karıştırmakta haklı, aradan koca on iki yıl geçti.  Bir film gibi olay hala gözlerinin önünde canlanmakta, tüm detayları söylediğim gibi, suçlu şoför ve arkadaşları da bizim gibi bu olayın mağdurları.”

“Yapma canım olur mu? Her şey benim söylediğim gibi, mahkemeye ifade verirken olayların böyle geliştiğini anlattım, buna da çok emimim. Tüm suçu şoförün üstüne yıkmak doğru değil, adalet nasıl yerini bulacak.”

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.