Menu

Okumaktan çok yazmaya meraklı bir toplumun köpürttüğü yazınımızın, değerli yapıtlarını seçmekte bugün zorlanıyor olabiliriz. Ama bileceğiz ki altını en iyi sarraf bilir örneği, beğenisine güvendiğimiz birileri yoksa çevremizde, deneye yanıla ‘o iyi kitaplara’ ulaşacağız. Bileceğiz ki her okuyucuya göre bir kitap, her kitaba göre bir okuyucu vardır. (Kitap Anayasası) Bir kişiye kitap önermek, bir hastaya ilaç önermeye benzer. Kanada Ünversitesi’nin raporuna göre, dünyada okumayı sevmeyecek insan yoktur. Yaşına, birikimine, okur özelliğine göre yanlış kitaplarla okumayı deneyimlemiş ve bu nedenle kitaptan uzaklaşmış insan vardır. Yanlış kitap, yanlış ilaç gibi genç okuru, erken dönemde daha kötü yapar çünkü. Kitaptan soğutur, uzaklaştırır. Bir araştırmaya göre okumayı sevmeyenlerin % 20’si, ilk kitaplarını yanlış seçmiş olanlar ya da kendilerine yanlış kitap verilmiş olanlardır. Örneğin Ortaokul 2. sınıfta (11, 12 yaş) bir çocuğa Gogol’un Ölü Canlar’ı verilmişse, bu çocuğun bir daha kitap okuması çok zor olacaktır. Taa ki yaşına uygun doğru bir kitapla karşılaşıncaya dek. Bunu bilirsek, bizim için doğru kitabı aramayı sürdürürüz. Buluncaya dek üstelik… Kitap tanıtım dergileri örneğin ‘o iyi kitapları’ bulmak içindir. Çünkü o dergilerde, örneğin benim uzun yıllardır, uzun aralıklarla da olsa, yazdığım Cumhuriyet Kitap’ta ya da şimdi yazdığım Kasabadan Esinti’de hatır gönül için yazı yayınlanmaz.

Doğru kitap nedir o zaman? Tanıtılması gereken doğru ya da ‘iyi kitap’, kişiyi kafaca yücelten, ruhça zenginleştiren kitaptır. Niche, “Bir kitap seni başka bir kitaba götürmüyorsa, beş para etmez” der ve ekler “Tek kitap okuyandan korkarım.” Çünkü ‘iyi kitap’, yeni başlayanlarda okuma isteğini uyandırıp ateşleyen kitaptır. Beyin motorunu çalıştıran, beyinde düşünmeyi, sorgulamayı başlatan kitaplardır. ‘O iyi kitaplar’ı okuyunca, beyne kan gitmeye, beyinde kan dolaşımı gibi düşünce dolaşımı gerçekleşmeye başlar. Ve beyin, mideyle ters yönde çalıştığı için, doymak bilmez, okudukça okumak, daha çok, daha, daha çok okumak ister.

Emin Özdemir’in son kitabı işte böyle bir kitap… Ne ki bu kitaplar kitabını da herkese ve okumaya yeni başlayanlara değil; bu kitabı alımlayabilecek donanıma sahip, okurluktan yazarlığa geçmiş ya da geçmek isteyen ileri ya da orta düzey okurlara ve yazmaya meraklılara öneriyorum özellikle… Yazmak isteyenlerin baş ucu kitabı olacak bu Emin Özdemir kitabının adı da ilginç: O İyi Kitaplar Olmasaydı. (₂)

Emin Özdemir, onlarca o iyi kitaptan, tadımlık alıntılar damıtıyor. Bunlardan birinde, Mario Vargas Lılos’tan yaptığı bir alıntıda geçen bir tümceye vuruluyor ve Vargas’tan ödünç alıp kitabına başlık yapıyor (Bence çok iyi yapıyor) : “Okuduğumuz o iyi kitaplar olmasaydı, şimdikinden daha kötü durumda, şimdikinden daha uzlaşmacı, daha itaatkâr olurduk; ilerlemenin motoru olan eleştirel ruhun esâmesi bile okunmazdı.” (s.38)

Emin Özdemir, yılların bilgesi… Okumayı söktüğü günden bugüne, kitapsız geçen günü var mıdır?

Yaptığı okumalar onu, Batı’da örneği olduğu üzere, okuma teorisyenliğine (metin bilimci, yazın bilimci) yükseltmiş, dahası onu bilgeler bilgesi yapmıştır. İşte, O İyi Kitaplar Olmasaydı onun kaleminden çıkmış bir baş yapıt… Çünkü bugün, baskı teknolojilerindeki gelişmeler, her on saniyede bir kitabın basıldığı zamana getirdi bizi. Bu zamanda nitelik, nicelikle vuruluyor ve iyi kitabın önü kesiliyor. Kitabı kutsamadan, iyi kitabı kötüsünden, W. Faulkner dedikçe, kalpten değil de salgı bezlerinden yazanlardan (s.16) ayıracak beceriyi de kazanmayı gerektiriyor. Bu da bol okumayı elbette; ama başlangıçta özellikle, yaşımıza, okur düzeyimize, okur özelliğimize (romantik miyiz, gerçekçi mi, entelektüel mi, vb.) göre seveceğimiz doğru kitapları okumamız gerekiyor. Böyle, sevginin gösterdiği yoldan ancak o iyi kitaplara geçebiliriz.

Sevgi demişken Emin Özdemir’in o iyi kitaplardan kitabına aldığı sevgi, sevmek üstüne birkaç alıntıyla bitireyim yazımı. Franz Kafka’nın “Cehennemimden edebiyat sayesinde çıktım” (s.13) sözü yalnızca bu bağlamda değil her açıdan çok önemli… Dostoyevski’nin “Dünyamızı kin, nefret, ve şiddet değil; sevgi, güzellik kurtaracaktır. Sevgiyi, güzelliği üreten, besleyip büyüten güçlerden biri de edebiyattır.” (s.14) sözü de öyle. Sait Faik’in “Her şey insanı sevmekle başlar” (s.15) sözü kadar, Zülfü Livaneli’nin “Dünyayı güzellik kurtaracak” (Ada) sözü de…

Hem Van Gogh hem Fischer ne diyordu ? “Sanat Tanrı’nın insanda eksik bıraktığını tamamlar.” (s.19)

 (₂) Eğitimci yazar, Okuma Araştırmacısı, Okuyan Toplum Projesi Yürütücüsü. Esinti Dergisinde yayınlandı. Ağustaos 2017 sayısı. (ı)O İyi Kitaplar Olmasaydı, Emin Özdemir, Bilgi Yayınevi 2017, sayfa, 345

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.