Menu

Voorbij De Bron

langs de eindeloos rechte weg staan hekken aan weerszijden om in het licht van de koplampen herten het verlammen te beletten wij zitten naast elkaar voorin de lege rolstoel achter vastgegespt aan riemen met zware haken en we zingen luidkeels met de radio laat dit niet ons laatste lied zijn nee laat dit niet ons […]

Toprak Ana

yaşam; insanı götürmek istediği.. tersi yaşanmazmış, o zaman fark edermişim sesini dağların, üzülmeden fark edilirmiş kentlerin kaderi ben o zaman bir yudum şarabından selam ederim muazzam. kederlenmeden, gülüşürler çocuklar keyfince. aşk çiçeği buğularla besler güneşi ki, tam da kalbinde… zambaklar ağlarlar, güneş tam da onun kalbinde. bu tarih anlatırmış bizi meğer, düşermişiz her defasında. yeni […]

Üç Taş Basamak

Ucu kapalı bir labirentte, uzanıyor, uzanıyorum. Birer adım yalnızca, Demir gibi… Ağır. Soğuk. Kararsız. Mesafe alış bir özleme çıkmasa, Etmese yolumdan, Günden, bugünden beni hep. Çocuksu sevincim yine geçmişte uyusa, Uyuşsa orada. Donsa hatta. Hiç uyanmasam düne. Dibek taşı usul usul kımıldanırken yalnızca tahılı öğütse. Dokunmasa düşlere. Bacalıkta dizili meşe odunu atılmasa kuzineye. Tütmese baca. […]

Sevince Toprak Gibi Seveceksin

Canlıyken üstünde Ölüyken bağrına basan Toprak gibi Sevdim seni O karanfil kokan toprağını Üç tarafı deniz Gök mavisi Gökkuşağı kadar renkli halklarını Sarı sıcağını, zemherini ve baharını Çok sevdim Çok sevdim seni sevgilim Hem de çok Adı konulmadık bir sevgi Yaşanmadık bir sevgiyle sevdim seni sevgilim Tek bir şey istedim senden Benim seni sevdiğim kadar […]

Sefa Geldin Roze 2

Bu kent ölüyor Suskun bir ağıt sızar Köprücük kemiğinden kentin Son kez gözleri açılıyor Kırk yıl gezmiş Çocuk pervanelerin Sağır ve dilsiz Bir nutuk haykırıyor Kentin havarileri. Son nefer terk ediyor Gerilmeden gönül çarmıhına Ömür terkini… Gidelim ROZE ! Yağıp çekiliyor Sefil yağmurları Sefahat arıyor Yılgın ata binenler. İncili safran tezgahına Mihrican dizmişler ROZE ! […]

Sefa Geldin Roze 1

Geldiğinde Ağır aksak Bir kuş uçuracağım Meskun mahalde Kanadında çilelenmiş em Roze.. Giderken Başıboş çocukluğum düşmüştü Ardı sıra gözlerine İyi bak ! Dökülmesin yerlere… Örselenmiş zamandı bedeli En üryan caddesinde kentin Tedirgin eşkıya hükmünde Şimdi! Çırpınmış bir güz beklemede Seni Roze… Gel gör ki ! Gök küskünüyüm Kıskanırım… Saçlarına Zühre şavkının Düşmüşlüğü var… Haydi ! […]

Sitem

Bu son çalışmam olabilirdi yaşam izin verseydi dolu dolu yaşamak isterdim günü geceyi yağmurdda yağardı saçlarıma güneş de vururdu dört bir yana ekmek diye önüme uzanan avuçları Ağrıda, okul diye karda yürüyen yalınayaklı, kartal bakışlı çocukları da tanımazdım belki Belki solcu da olmazdım Memleket türküleri Bu kadar bağrımı yakmazdı belki de Uzak kokan düşlerime sarardım […]

Sandalye

Otobüse bindim. Tıklım tıklım dolu. Zorla ayakta durmaktayım. Bir ses oturabileceğimi söylüyor. Berberde sıramı beklemekteyim. Kapuçinonun tadı güzel. Dalıp gitmişim bir dergiye. Bir ses oturabileceğimi söylüyor. Hücredeyim. İki gardiyan boş bir odaya götürüyor beni. Tam ortada bir sandalye durmakta. Bir ses oturabileceğimi söylüyor. Türkçeye çeviren: KAZIM CUMERT & ALİ ŞERİK

Şaire Nazire

benim adım kayıtlarda yanlış yazılmış bu yüzden komşumla mektuplarım karışıyor adresim cezam oldu keşke ölü sikici borsalarda gençliğim haram olsaydı ölülerin baş ölüsü olsaydım da haykırabilseydim en canlı sesimle bakın uzaklaşmakta herşey bakın kaçarak uzaklaşmakta herşey bakın yazık ölüler kadar cahilim öldüğünü bilmeyerek lakin ölüm sakin bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan papaz imam haham bir de […]