Menu

İki adım ötesi dikenli teller
Soğuk namlular
Dokunmaya hazır tetikler
Bekler pusularda sinsice
Uğursuz baykuş çığlıkları
Yılan-çıyan hışırtısı
Ölüm sessizliği
Ve
Şaha kalkan ihanet
Çatlatır yüreğimi
Kurutur iliğimi
Ne ben vazgeçebildim
Bu belalı yolculuklardan
Ne beklenen güvercinler kondu
Gül bahçemin çitlerine

Üç adım ötesi mayın tarlası
Zincirlere vurulur
Yarınlara gebe düşlerim
Yürürüm ceset kokan
Bu kimsesizler mezarlığında
Esir alınır hasretim
Bu toz-toprak tümseklerde
Kudurur öfkem
Zapt edilmez
Bu can pazarında
Hapsedilmişim
Göklerinde alıcı kuşların dolandığı
Bu ihanet çemberinde
Ne ben vazgeçebildim
Sevdasından özgürlüğün
Ne de
Özgürlük sunabildi bana
Özlenen o zafer türküsünü

Dört adım ötesi
Bir kadim şehir
Çocukluğumun esir şehri
Boynu bükük tozlu sokaklar
Teslim alınan suskun meydanlar
Sakıncalı hayallerim
Yetim anılarım
Uzun yol hikâyelerim
Yağmur-bahar kokan dostlarım
Toprağa emanet arkadaşlarım
Ve
Kaçak günlerim
Bakar ardımdan hüzünle
Ne ben müşerref oldum
Zincire vurulmuş
Barış-huzur melekleriyle
Ne
Barış melekleri konuk oldu bana
Özlenen sabahların birinde

Bir nefes ötesi özgürlük
Uslanmaz hasretim
Kamçılanan özlemlerim
Doludizgin inadım
Mazide kalan hesaplaşmalarım
Ayaklanır yeniden
Yelken açar ölümlere
Düşürür beni yollara
Savurur beni uçurumlara
Ne ben buldum
En rahatından bir hayat
Ne de
Hayat sundu bana
Güvercin gagasından bir yaprak.

06.08.2015 / Nijmegen

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.