Menu
Şerafettin Muş

Şerafettin Muş ile tanışıklıǧımız otuz yedi yıllık bir zaman dilimini kapsar. Tanışıklıǧımız zamanla köklü bir dostluǧa dӧnüştü. O, pos bıyıklarını sıvazlayarak usul usul “ben bizden olan bütün insanların dostu” der gibi konuşur, bir dava adamı olduǧunu her zaman hissettirirdi.
O da, her yoksul Anadolu insanı gibi daha çocuk yaşlarda düşmüştü ekmek derdine. Ölümünden kısa bir süre önce yayımlanan “Gönül Dilinden” adlı şiir kitabının arka kapağındaki “Yüreğimi Yora Yora Büyüdüm” başlıklı şiirinde özyaşam öyküsünü şiir tadında şӧyle anlatır:

YÜREĞİMİ YORA YORA BÜYÜDÜM

Kırsal alan dediğimiz yerlerde
Yoksulluk içinde doğdum büyüdüm
Yaşamın zor olduğu o köylerde
Çelik çomak oynayarak büyüdüm

Beni anam yoksullukla büyüttü
Çile değirmeni oldu öğüttü
Benim anam Tanrı’dan da büyüktü
Sevgisiyle gözyaşıyla büyüdüm

Okul ile okumayı düşledim
Yedisinde ilkokula başladım
Köy malını yaydım çok it taşladım
Zorlukları yaşayarak büyüdüm

Gençlik hazinemi çabuk yitirdim
Paylaşımı bir ömrüme yetirdim
İlkokulu diplomasız bitirdim
Eksiğimi göre göre büyüdüm

Değmiş idim henüz on dört yaşına
Gurbete gidenin düştüm peşine
Yorgan attım İstanbul’ un döşüne
Gurbetliği tada tada büyüdüm

Kader ile şükür ile yaşardım
Sabrımın bendinde dolup taşardım
Adım adım değişime koşardım
Ufak ufak değişerek büyüdüm

Sendikanın örgütlenme biçimi
Tanıdıkça huzur sardı içimi
Değişimim sola vurdu göçümü
Yavaş yavaş değişerek büyüdüm

Madde idim varlığımla yol aldım
Bin bir çiçek olan soldan bal aldım
Karabulutlar içinde daraldım
Soldan nefes ala ala büyüdüm

Dost Şeref’i aldım burdan götürdüm
Geçmişini bir masaya yatırdım
Son durağım TKP’ydi oturdum
Yüreğimi yora yora büyüdüm

Şerafettin Muş deyince akla önce Hollanda’daki eşit haklar mücadelesi gelir elbette. Hollandalı Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB)’nin Den Haag Şubesi’nin kurucularından olan Şerafettin Muş, eşit haklar mücadelesinin hep ön saflarında yer alarak “soldan nefes aldığını” gösterdi.
Yaşamının belirli bir döneminden sonra halk şiiri tarzında şiir yazmaya ağırlık verdi. Yazdığı şiirleri sanal ortamdaki www.antoloji.com’ da düzenli olarak paylaşmanın yanı sıra, geniş bir arkadaş grubuna da elektronik postayla gönderdi. Sık sık şiirlerini paylaştı bizlerle. Neden şiirlerini sık sık paylaştıǧı şimdi daha iyi anlaşılıyor; acelesi varmış meǧer!..
O’nun şiirlerinde barış, özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi temalar ağır bassa da “aşk” teması daha geniş bir yer tutar. “Korkar Mıyım Yaşamaktan Nazlı Yar?” adlı şiirinin bir dizesinde dile getirdiği gibi “Sevgi denen ibadeti bulmuştur” o. Çünkü yine onun deyişiyle “Sevdamızdan yüce olamaz dağlar.”
“Yüreğini yaşadığı vatan” olarak tarif eden Şerafettin Muş gibi, eşine bu kadar fazla aşk şiiri yazan başka bir şair var mıdır, ben hatırlamıyorum.

*
Bahadın Huzurevi ile Dayanışma Gecesi’nde şiir okuyacaktım. Ortak dostumuz Yasin Akın, “Şeref Muş’un Gönül Dilinden” adlı şiir kitabının yayımlandığını, bahçe evinde yarın (5 mart 2016) imza ve söyleşi günü olacağını” söyleyerek “programım sırasında duyurmamı” rica etti. Yasin Akın’ın ricasını yerine getirdim. Ne tesadüftür ki, Huzurevi Dayanışma Gecesi’nin ertesi günü aynı yerde Balad Şiir Vakfı’nın genel kurulu vardı, dolayısıyla saatler çakışıyordu. Balad’ın o zamanki başkanı Kadir Büyükkaya’ya “mümkünse genel kurulu biraz erken bitirelim ve topluca Şerafettin Muş’un imza ve söyleşi gününe katılalım” diye önerdim. Önerime çok sıcak baktı Kadir Büyükkaya. “Topluca imza ve söyleşi gününe gidelim” diye anlaştık, ama ne yazık ki, genel kurul tasarladığımızdan uzun sürdü ve biz Şerafettin Muş’un imza ve söyleşi gününe katılamadık.
İmza ve söyleşi gününden kısa bir süre sonra ağabeyim Haydar’la karşılaşmış Şerafettin Muş; “İbrahim’le birlikte bahçeye gelin, size kitabımı imzalayacağım” demiş. Ağabeyim ile 11 Mart Cumartesi gününe randevulaşmışlar. Bir gün önce “randevumuza hiçbir zaman gelemeyeceğim” der gibi aramızdan ayrılmıştı, ama “Gönül Dilinden” adlı
kitabından bir adet bana, bir adet ağabeyim Haydar’a, bir adet de Bahadın Belediye Başkanı Dilaver Özcan’a imzalamayı unutmamıştı. Dost Şeref’in dostları olarak bizler de onu unutmamak, unutturmamak adına “Şerafettin Muş Şiir Evi, Şerafettin Muş Kitaplığı ve yurtdışında yaşayan şairler arasında her yıl düzenlenecek olan Şerafettin Muş Şiir Yarışması düzenliyoruz. Bahadın Belediye Başkanı Dilaver Özcan da Nazım’ın “Vasiyet” şiirini o’na uyarlar gibi mezarının başına bir çınar dikerek sanki “bu kӧy mezarlıǧında artık başında taş-maş da istemez hani, rahat uyu gӧnüllerin adamı” dedi.
Ölümüyle, yüreǧimizi yarıya indirilmiş bir bayraǧa çeviren Şerafettin Muş, şimdi dorukları bulutlara değecekmiş gibi duran Çomak Daǧı’nın eteklerinden şiirleriyle selamlıyor bizi.

Şerafettin Muş ile tanışıklıǧımız otuz yedi yıllık bir zaman dilimini kapsar. Tanışıklıǧımız zamanla köklü bir dostluǧa dӧnüştü. O, pos bıyıklarını sıvazlayarak usul usul “ben bizden olan bütün insanların dostu” der gibi konuşur, bir dava adamı olduǧunu her zaman hissettirirdi.
O da, her yoksul Anadolu insanı gibi daha çocuk yaşlarda düşmüştü ekmek derdine. Ölümünden kısa bir süre önce yayımlanan “Gönül Dilinden” adlı şiir kitabının arka kapağındaki “Yüreğimi Yora Yora Büyüdüm” başlıklı şiirinde özyaşam öyküsünü şiir tadında şӧyle anlatır:

YÜREĞİMİ YORA YORA BÜYÜDÜM

Kırsal alan dediğimiz yerlerde
Yoksulluk içinde doğdum büyüdüm
Yaşamın zor olduğu o köylerde
Çelik çomak oynayarak büyüdüm

Beni anam yoksullukla büyüttü
Çile değirmeni oldu öğüttü
Benim anam Tanrı’dan da büyüktü
Sevgisiyle gözyaşıyla büyüdüm

Okul ile okumayı düşledim
Yedisinde ilkokula başladım
Köy malını yaydım çok it taşladım
Zorlukları yaşayarak büyüdüm

Gençlik hazinemi çabuk yitirdim
Paylaşımı bir ömrüme yetirdim
İlkokulu diplomasız bitirdim
Eksiğimi göre göre büyüdüm

Değmiş idim henüz on dört yaşına
Gurbete gidenin düştüm peşine
Yorgan attım İstanbul’ un döşüne
Gurbetliği tada tada büyüdüm

Kader ile şükür ile yaşardım
Sabrımın bendinde dolup taşardım
Adım adım değişime koşardım
Ufak ufak değişerek büyüdüm

Sendikanın örgütlenme biçimi
Tanıdıkça huzur sardı içimi
Değişimim sola vurdu göçümü
Yavaş yavaş değişerek büyüdüm

Madde idim varlığımla yol aldım
Bin bir çiçek olan soldan bal aldım
Karabulutlar içinde daraldım
Soldan nefes ala ala büyüdüm

Dost Şeref’i aldım burdan götürdüm
Geçmişini bir masaya yatırdım
Son durağım TKP’ydi oturdum
Yüreğimi yora yora büyüdüm

Şerafettin Muş deyince akla önce Hollanda’daki eşit haklar mücadelesi gelir elbette. Hollandalı Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB)’nin Den Haag Şubesi’nin kurucularından olan Şerafettin Muş, eşit haklar mücadelesinin hep ön saflarında yer alarak “soldan nefes aldığını” gösterdi.
Yaşamının belirli bir döneminden sonra halk şiiri tarzında şiir yazmaya ağırlık verdi. Yazdığı şiirleri sanal ortamdaki www.antoloji.com’ da düzenli olarak paylaşmanın yanı sıra, geniş bir arkadaş grubuna da elektronik postayla gönderdi. Sık sık şiirlerini paylaştı bizlerle. Neden şiirlerini sık sık paylaştıǧı şimdi daha iyi anlaşılıyor; acelesi varmış meǧer!..
O’nun şiirlerinde barış, özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi temalar ağır bassa da “aşk” teması daha geniş bir yer tutar. “Korkar Mıyım Yaşamaktan Nazlı Yar?” adlı şiirinin bir dizesinde dile getirdiği gibi “Sevgi denen ibadeti bulmuştur” o. Çünkü yine onun deyişiyle “Sevdamızdan yüce olamaz dağlar.”
“Yüreğini yaşadığı vatan” olarak tarif eden Şerafettin Muş gibi, eşine bu kadar fazla aşk şiiri yazan başka bir şair var mıdır, ben hatırlamıyorum.

*
Bahadın Huzurevi ile Dayanışma Gecesi’nde şiir okuyacaktım. Ortak dostumuz Yasin Akın, “Şeref Muş’un Gönül Dilinden” adlı şiir kitabının yayımlandığını, bahçe evinde yarın (5 mart 2016) imza ve söyleşi günü olacağını” söyleyerek “programım sırasında duyurmamı” rica etti. Yasin Akın’ın ricasını yerine getirdim. Ne tesadüftür ki, Huzurevi Dayanışma Gecesi’nin ertesi günü aynı yerde Balad Şiir Vakfı’nın genel kurulu vardı, dolayısıyla saatler çakışıyordu. Balad’ın o zamanki başkanı Kadir Büyükkaya’ya “mümkünse genel kurulu biraz erken bitirelim ve topluca Şerafettin Muş’un imza ve söyleşi gününe katılalım” diye önerdim. Önerime çok sıcak baktı Kadir Büyükkaya. “Topluca imza ve söyleşi gününe gidelim” diye anlaştık, ama ne yazık ki, genel kurul tasarladığımızdan uzun sürdü ve biz Şerafettin Muş’un imza ve söyleşi gününe katılamadık.
İmza ve söyleşi gününden kısa bir süre sonra ağabeyim Haydar’la karşılaşmış Şerafettin Muş; “İbrahim’le birlikte bahçeye gelin, size kitabımı imzalayacağım” demiş. Ağabeyim ile 11 Mart Cumartesi gününe randevulaşmışlar. Bir gün önce “randevumuza hiçbir zaman gelemeyeceğim” der gibi aramızdan ayrılmıştı, ama “Gönül Dilinden” adlı
kitabından bir adet bana, bir adet ağabeyim Haydar’a, bir adet de Bahadın Belediye Başkanı Dilaver Özcan’a imzalamayı unutmamıştı. Dost Şeref’in dostları olarak bizler de onu unutmamak, unutturmamak adına “Şerafettin Muş Şiir Evi, Şerafettin Muş Kitaplığı ve yurtdışında yaşayan şairler arasında her yıl düzenlenecek olan Şerafettin Muş Şiir Yarışması düzenliyoruz. Bahadın Belediye Başkanı Dilaver Özcan da Nazım’ın “Vasiyet” şiirini o’na uyarlar gibi mezarının başına bir çınar dikerek sanki “bu kӧy mezarlıǧında artık başında taş-maş da istemez hani, rahat uyu gӧnüllerin adamı” dedi.
Ölümüyle, yüreǧimizi yarıya indirilmiş bir bayraǧa çeviren Şerafettin Muş, şimdi dorukları bulutlara değecekmiş gibi duran Çomak Daǧı’nın eteklerinden şiirleriyle selamlıyor bizi.

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.