Menu

Vroeger Wordt Alles Beter

Een heerlijkheid aan gedachten van vroegere tijden doet met enige regelmaat mij als veertiger een vreugdesprongetje maken. Tijden van weleer die de revue dan passeren en clichématige herinneringen van zowel mijn ouders als grootouders een glimlach teweeg brengt. Ik prijs mijzelf gelukkig dat ik in een tijdperk ben opgegroeid waarin ik letterlijk van een voetbalveldje […]

Uyku Kaçması

uyandım gece yarısından sonra sokakta bir yasemin altında uykuya dalmıştı dünya tanrı ve şeytan konuşuyorlardı benim odamda birinin sesi toprağa düşen yağmur gibi ötekinin kuyuya dökülen bir avuç toprak Türkçeye çeviren: TAHEREH MİRZAYİ

Troya Dediğin

“Troya dediğin nedir ki? Birkaç evle, birkaç mezar. Rüzgâr, rüzgâr, rüzgâr…” “Tanrı Boreas’ı gücendireceksin Hekabe. Bu kente zenginliği, refahı rüzgâr getirdi. Sert esen rüzgârlar nedeniyle boğazı geçemeyen gemiler günlerce Troya açıklarına demir atmasa hâlimiz nice olurdu! Halkımız bugün refah içinde yaşıyorsa bunu rüzgâra borçludur.” Troya kraliçesi Hekabe omuzlarını silkti. Başını ellerinin arasına aldı. Lodosun onu […]

Uyarı

Ben seni kendine karşı kendini uyarıyorum. Sakın kendine güvenme. Sen kendi ensene kurşun sıkabilirisin bunun hiç farkına varmadan bile. Veya kendi kendini geçebilirisin ve kendini unutarak ve arkada bırakarak. Bunu yapabilirisin sıkıntısız. Sağ eline sakın güvenme. Ölüm fermanını imzalayabilir. Güvenme sol eline sakın sağ elin olma yeteneğine sahip. Düşüncelerine dikkat et seni ansızın terk eden […]

üç duyum

bakabilirsin yüzce bince bir ömür boyunca kelebeğin kolundaki saat yirmidördü vurduğunda görebilir misin girerken -zamanın kefen niyetine diktiği- kaftana dinleyebilirsin almadan zihnin nefes vermeden nehrin su yaşadığın bu hayat uyku mahmuru hep kınında sazın kırılıp kör ozanın gördüğü duyabilir misin herkesin avaz avaz yandığı o meçhul anda dokunmak yakın sana heykeltıraş gibi olmasa da vapurun […]

Şiir Sanatların, Toplumun, Bireyin En Güzel Aynasıdır ve Dilidir

MOLLA DEMİREL Molla Demirel, 1948 yılında Akçadağ’da doğdu. Ortaöğrenimini Malatya’da tamamladıktan sonra Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat eğitimi gördü. 1972 yılından sonra yaşamaya başladığı Almanya’da Meslek Yüksek Okulu Sosyal Danışmanlık Bölümü’nü bitirdi. Kimya işçiliğinden sosyal danışmanlığa dek birçok iş yaptı. Şiirleri ve yazıları, birçok Avrupa ülkesi ve Türkiye’de çeşitli kitap, gazete ve dergilerde yayımlandı. Ayrıca 1960’dan bu yana yayınlanan […]

Sokaklar Babam Kokuyordu

Babamı hiç tanımadım ben. Kokusunu duymadım. Kulaklarımda asılı değil sesi. Resmi de yoktu duvarımızda. Olsaydı bakardım… İki üç yaşında var yoktum. Bir gün anneme sordum babamı. “Beni kaçırdı köyümüzden, alıp getirdi buralara. Gerçi İzmir çok güzel ama…” dedi. Sustu, gözlerini tavana dikti, sonra da, “Benim için çoktan öldü baban” dedi. “Benim için neden ölmedi?” diye […]

Sır Odası

bu eksik dünyada bildiğim her şey daraldı gövdemdeki telaşı da alıp annemin tenhalığına çekildim ellerimin üstünde tanımsız bir acı, sonra yaşamaktan başka bir yol olmadığına inanmam için ellerime su serptin fırat sandım nereye gittiysem bir içli türküydü içimde yüzün bu yüzden neşet ertaş’ı çok sevdim, unutur muyum gökte uçan kuşun ayrılık olduğunu bir ah eskisi […]

Sanat ve Ebediyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 3

Kuantum teorisi 19. yüzyılın sonlarında Max Plank’ın çalışmalarıyla ortaya çıkar. Plank ısı ve ışık radyasyonunun niteliği üzerine bir araştırma yapar. Deneylerinden yola çıkarak radyasyon enerjisinin sürekli bir akış değil kuantal denilen taneciklerden ibaret olduğunu ileri sürer. Yaptığı ölçümler sırasında her türlü radyasyonun ölçüm alanına kuantal biçimde verildiğini ama aynı biçimde alınamadığını saptar, dolayısıyla enerjinin ve […]

niemand is overbodig

maar ik geloof mijn eigen woorden niet het is in alles dat ik je ontga het vonnis is geveld een spel wil het niet worden ik ben een reiziger in wartaal besta uit een handvol uitgelekte verhalen en een vloed aan vragen zij die dit onderpand bewonen zijn de laatste patronen van een schijnbeweging

NÂZIM HİKMET’İN ŞİİRLERİ

Nâzım Hikmet’in Edebî Hayatı ve Eserleri Nâzım Hikmet’in hayatı adeta edebiyat ve yazarlarla kuşatılmıştır. Çocukken çok okumaktadır, en çok sevdiği yazarlar ise Tevfik Fikret, Mehmet Emin, Ziya Paşa, Halide Edip Adıvar, Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Namık Kemal’dir. Genç yaşta farklı edebiyat çevrelerine girer, dergilerde şiir, gazetelerde yazı yazmaya başlar. Çok kısa zamanda şiir […]

İSTANBUL

Ey erguvanlar şehri İstanbul. Yedi tepeden topladım seni, çiçek gibi tek tek Sense iki kıtayι birleştirip sundun bana Çağlar kapayıp çağlarι açtın Nice imparatorluklara başkentlik yaptın Onbeş milyonluk nüfusu la ey şehr-i İstanbul Türkiye’de; Bir Türkiye var bir de İstanbul. Boğazında uğrun uğrun süzülen gemilerin Güzel bir kadının boynundaki sıra sıra inci gerdanlık Boğaziçi ve […]

İki adım Ötesi

İki adım ötesi dikenli teller Soğuk namlular Dokunmaya hazır tetikler Bekler pusularda sinsice Uğursuz baykuş çığlıkları Yılan-çıyan hışırtısı Ölüm sessizliği Ve Şaha kalkan ihanet Çatlatır yüreğimi Kurutur iliğimi Ne ben vazgeçebildim Bu belalı yolculuklardan Ne beklenen güvercinler kondu Gül bahçemin çitlerine Üç adım ötesi mayın tarlası Zincirlere vurulur Yarınlara gebe düşlerim Yürürüm ceset kokan Bu […]

Hoşgörüye Övgü*

Hoş bir fıkradır; öyle olduğu için de, tekrarında yarar vardır: Mevlevî dedesi ile Bektaşi babası sohbet ederlermiş. Biliyorsunuz, Mevlevî giysileri bol yenli, Bektaşi giysileri ise dar yenli olup kola yapışıktır. Bektaşi babası sorar:  “Dedem der, giysileriniz neden böyle geniş yenlidir? Ne yaparsınız bununla?” Mevlevî dedesi yanıt verir: “Biz der, insanların bir kusurunu gördüğümüzde, yenimizi şöyle […]

Gözyaşı Yanağında

Bir soluk durdu adam Yorulmuştu Ahşap bir merdiven tırmanıyordu sanki Döndü geriye Geldiği zaman dilimine baktı Bir zamanlar içini ısıtan mutluluk Sisler içinde kalmış Göremedi Anılarını zorladı Güzelliğe dair anımsadıkları Silik, kopuk Geçmişine duman çökmüş Buralara nasıl geldiğinin, ayırımına varamadı Kendini boşlukta hissetti Yalınız, çaresiz! Ayağının altından, merdiven kayıyordu sanki Korkuyla ürperdi Düşmemek için, acılarına […]

Eindstation

Het is een station waar men niet zitten kan ik hang mijzelf te leun aan uitgebouwde richels en overzie perrons die als kades wachten op langgerekte schepen op dubbele sporen wie hier niet moet zijn gaat verder of terug er is iemand neergevallen zomaar zonder aan te geven dat het gebeuren zou een groepje mensen […]

Edebiyat’ın Entropisini Azaltmak

1865’te Rudolf Clausius evrenin toplam entropisindeki net değişiklik daima sıfırdan büyüktür dediğinde dönemin şartlarında üretilen lokomotif ve benzeri insan yapımı makinelerdeki verimsizliğin sebebini açıklamak istemişti. Bu zararsız görünen basit ve yalın bulgu Antik Yunan’dan bu yana insanlığın binlerce yıldır kurmaya çalıştığı ve günümüze kadar gelen sonuncu isi teorisinin temelini teşkil edecekti. Fakat ısıl değişiklikleri açıklamanın […]

Ferda Güneş Aydın’ın İlk Şiir Kitabı “Dokunmak Acıtmamalı Teni”

Bu yılın başında Ferda Güneş Aydın’ın ilk şiir kitabı Dokunmak Acıtmamalı Teni çıktı. Ferda’nın kimi şiirleri uzun ömürlü, okunmaya her zaman değer. Bırakın kitaplığınızda kalsın, kitap belki zaman içinde tozlanacak . Tekrar elinize aldığınızda kitap yeni yazılmış şiirler gibi karşılayacak sizi. Şiirlerde zaman olgusu pek yok, daha çok duygu olgusu öne çıkmış. Belki bu duyu […]

Eteğinde Dünyanın

Hiç yitirmedik kendimizi, hiç başkası olmaya çalışmadık. Ama kendimiz gibi olmamıza da izin vermediler be Karafiti. Ne yaptık, ne ettikse olmadı, bizi olduğumuz gibi kabul etmediler. Kardeşimle eteğine tutunup, birkaç sokaktan ibaret olan mahalleyi, o koca dünyayı keşfe çıktığımız yıllardan siyah beyaz kareler kalmış aklımda. Şimdi yerinde çirkin apartmanların olduğu ulu bir ceviz ağacıyla son […]

Dostluğa Akan Yazar/Şair: Mevlüt Asar

1951 yılında Konya – Beyşehir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1974’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1977 sonunda Federal Almanya’ya geldi. 1980 yılında, Duisburg’da öğretmen olarak göreve başladı. Öğretmenliğin yanı sıra göçmen çocuk ve gençlerinin eğitim ve öğretimi konusunda hizmet veren RAA adlı kuruluşta danışman olarak çalışarak, 2010 yılında emekli oldu. Alman […]

DOST ŞEREF’İN ARDINDAN

Şerafettin Muş ile tanışıklıǧımız otuz yedi yıllık bir zaman dilimini kapsar. Tanışıklıǧımız zamanla köklü bir dostluǧa dӧnüştü. O, pos bıyıklarını sıvazlayarak usul usul “ben bizden olan bütün insanların dostu” der gibi konuşur, bir dava adamı olduǧunu her zaman hissettirirdi. O da, her yoksul Anadolu insanı gibi daha çocuk yaşlarda düşmüştü ekmek derdine. Ölümünden kısa bir […]

De Waarheid Hoeft Niet Altijd Duidelijk Te Zijn

Jolanda Oudijk (1976) woont in Amersfoort en is creatief op verschillende gebieden. Ze schrijft, ze tekent en ze schildert. Daarnaast geeft ze ook creatieve schrijfoefeningen bij Schrijfcafé Amersfoort. Ook schreef ze samen met Annette Verspoor en Karin Horst het kinderboek ‘Het Geheim van de Haspelnap’. Schrijfgenres die haar goed liggen zijn: korte verhalen, gedichten, sprookjes […]

Çocukluk Elbiselerim

– O günler Annem Su dolu leğende Biraz sabun Ve birkaç parça elbiseyle Güneşi yıkadı. -O günler Benim tüm elbiselerim Güneş kokardı. Türkçeye çeviren: TAHEREH MİRZAYİ

Cemal Akça İle “Fotoğrafçılık ve Edebiyat” Üzerine Söyleşi

Cemal Akça Binlerce insanı fotoğraf karelerine sığdıran, hayatı göçlere karışmış usta fotoğrafçı Cemal (Temel) Akça kimdir? Yaşamınızdan, göçlerden ve sizde bıraktıklarından biraz söz eder misiniz?  1957’de Muş’un Bulanık ilçesinde doğdum. Bir yıl sonra (1958) ailem yeniden asıl köyümüz olan Kars’ın Tuzluca ilçesinin Ağabey köyüne göçmüş. Köyümüzde ilkokul olmadığı için okul yaşına gelince yakındaki Çiyrikli köyünde […]

Babalar

Babalar gördüm birbirinden efendi, birbirinden ağırbaşlı türkü söyleseler, kervan yolluna devam eder babalar gördüm, sanki bakışları kar suyunda kabaran nehir babalar gördüm, kiminin sırları bir avuç gazel, önemsiz ve gerekli kiminin sırları derin bir kuyu, keder içinde üstünü örtecek toprağı bekler babalar gördüm, kiminin sırları poyraz, saçları çocuk kokusu, alınları başak kiminin bilekleri, gece gündüz […]

Aydınlar Görevini Yapıyor Mu?*

İşçi arkadaşlarla yazınsal konularda söyleşirken sık sık ortaya atılan bir soru var: “Yurtta bunca acı olay yaşanıyor. Evler, köyler yakılıyor. Yargısız infazlar sıram sıram genci yere seriyor. Aydınlarda tıs yok. Acaba bunlar görevini niçin yapmıyor?” İşçi arkadaşlar kimi zaman siyasal konulara, kimi zaman kültürel konulara ilgili görünürler. Ama bu ilgi derneklerde yapılan söyleşilere sıkışır kalır. […]

Als Het Zo Ver Is

de rivier stroomt waarheen hij moet meeuwen zwemmen in de lucht vissen vliegen over de kade wolken drijven in de woestijn stilte is alleen aanwezig als iemand haar waarneemt als iemand haar laat wankelen met geluid maar het geluid is ook de stilte de stilte ook de storm voor het geluid uiteindelijk blijft niets over […]

Ahmet Sefa (Mavinin Yalnızlığı)

Yaşanılası dünyanın penceresinden bakıyor sevdalı sevdalı Ahmet Sefa. Lacivert gecelerini, elini uzatsan yakalayacağını sandığın yıldızı bol gökyüzünü, portakal çiçeklerinin kokularını taşıya sindire, yurt sevgisi için dövüşe dövüşe yol alıyor ve o dönemde kaçınılmazı yaşayıp, yurt dışına atıyor kapağı, yaralı bereli hiç şikâyet etmeksizin. Onun yaralı yalnızlığı, bir yıldızı bol Adana’nın gece lacivertiyle kesişiyor, bir Akdeniz’in […]

adsız ve bitmemiş

uyumu kundaklayan manzarayı silerek tasvir etmiş saksıdaki kekiğe bir apartman dairesinde balkon aradım karayolu gürültüsünün gelmediği ama onu şimdi anlatmayacaksın güneşten tökezleyen her bir yansımayı ufka serdiği halısına bastıran-bastırmayan o uykusuz bulutlara adadım aynada yansıması buğulanmış çizdiğim sınırları ama onu şimdi anlatmayacaksın ağaçtan çok aşırı büyümüş çalıya benzeyen “bu bahar kesip yerine limon dikeceğim” fikrine […]

76 Yıl Sonra Emanet Çeyizleri Sahiplerine Verdim

Rum komşumuz Minoğlu Ailesi 1920 yılı Eylül ayında mecburi sürgüne ve ölüm yolculuğuna çıkacakları gün kızlarının çeyizlerini dedem Gacaroğlu Mehmet Kemal Yalçın’a emanet bırakmışlar. Ben bu emanet çeyizleri 1996 yılında Volos’ta sahiplerine geri verdim. Bu hikâyeyi dokuz yaşımda iken babam Ramazan Yalçın’dan tarlamızda mısır ekerken dinlemiştim. Benim doğduğum Denizli’nin Honaz bucağında 1920 yılına kadar 1000 […]

Slinger

wanneer ik in jouw ogen kijk word ik van binnen wat van een oorlog achterblijft trek ik aan het uiteinde van meren bekijk de sterren in de wateren niet ver van mij liggen schepen in die schepen ben jij mijn verstand is een slinger die in het midden draait wanneer ik in jouw ogen kijk […]

Kara Zambak, Sayı 4, 2017 Sonbahar

Nâzım Hikmet’in Şiirleri MARİYA LEONTİÇ Kuyucaklı Yusuf’ta Arzu Üçgenleri (2. Bölüm) HANİFE ÖZER Sanat ve Ebediyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 3 NURİ AKALIN Sır Odası HÜSEYİN ŞAHİN Uyarı EWA LIPSKA Uyku Kaçması , Bir Askerin Cebindeki Notlar , Çocukluk Elbiselerim VAHE ARMEN Edebiyat’ın Entropisini Azaltmak VOLKAN YAZICI Gözyaşı Yanağında TAHİR EKER De Waarheid Hoeft […]