Menu

Sanatçılarımız Eserlerini Özgür Düşünce Ortamında Yaratamıyorlar

Zarife Çalışkan Kimi şairler için şiir bir kaçıştır, kurtulmaktır günlük hayatın yükünden. İçinizdeki acıları, öfkeyi, sıkıntıları şiire teslim ettiğinizde sizin de nefes almanız rahatlıyor mu? Şiir yazmak benim için kaçmaktan çok hayatın içinde olmaktır. Hayatı irdelemek, kendi acılarımla birlikte diğer insanların dertlerine de ortak olabilmektir. Yazarken kırgınlıklarımı, öfkemi bir kenara atıp farklı bir dünyada yaşıyorum. […]

Zomers Genot

niet omdat je bent waar je bent omdat het eigeel er zo zacht stolt niet vanwege de dakpannen die er schouder aan schouder liggen te zonnen of de straatnamen die klinken als poëzie niet vanwege de voorname stilte in de lange gangen met schilderijen of het gefilterde licht uit het raam van de apsis niet […]

Yarının Getireceği Gün İçin

Eğer yarın ölürsem, ağaca anlat seni ne kadar sevdiğimi. Ağaca tırmanan, veya dallardan düşene rüzgara anlat, seni ne kadar sevdiğimi. Bir çocuğa anlat anlayabilecek genç yaşta olan. Bir hayvana anlat belki gözlerinin içine bakmak yeterli olacak. Taştan yapılmış evlere anlat, kente anlat seni ne kadar sevdiğimi. Fakat hiçbir yetişkine anlatma onlar inanmazlar. Onlar inanmak istemezler […]

Vluchtstrook

Nee, ik heb hier niet altijd gezeten. Dat zit eigenlijk zo. We zouden nog één keer over de vluchtstrook gaan met onze Canta. Zo’n gehandicaptenkarretje kan niet harder dan 45, maar over de snelweg was echt een stuk korter. Bovendien zaten wij er met ons vieren in: Mama, m’n zusje Kettie, baby Bobje en ik: […]

Türk Edebiyatındaki Avrupa Yolculuğu

Türk edebiyatının tarihi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanmaktadır. Bilinen en eski Türk yazıları 8. yüzyıldan kalma Orta Moğolistan’daki Orhun Irmağı vadisinde bulunan Orhun Yazıtları’dır. Türklerin İslam’ı kabul ettikten sonraki edebiyat metinleri lügatlar, fıkıh eserleri, peygâmberler tarihi, şecere türü eserlerdir. 15. yüzyılda Dede Korkut Kitabı ile başlayan destan türüne ek olarak, mektuplar, menakipler, tarihler, tezkireler nesir […]

Söylentiden Söylenceye

Kapağına düşe girer gibi bir demir at ilahi bir denizdir eğleş sen de bu dergide Azıcık soluklan, anımsa servinin altında çenesi düşük rüyalarda gördüklerini de Ruhundaki yasak sözcüklerin döküldüğü baraja nasıl vicdan yapmıştık hatırla Ağlak bir adam güler en derin sesiyle küfrederek şiirde binlerce muzip satırla Zor saatti lakin cinayet saati sırf ben de oradayım […]

Şiir, Dünyayı Anlama İşidir

Salih Bolat, 1980’lerden bu yana şiirleri belli başlı dergilerde yayımlanan, şiir kitaplarıyla da Ceyhun Atuf Kansu, Yaşar Nabi Nayır, Ahmed Arif, Metin Altıok için   verilen şiir ödüllerine değer görülmüş bir şair. Salih Bolat’ın bugüne kadar yayımlanan 9 şiir kitabı “İlk Kar” adıyla Varlık Yayınevi tarafından yayımlandı. Bolat ile toplu şiirleri “İlk Kar” ve şiir üzerine […]

Şiir Varoluşun Bedeni, Felsefe Ruhudur

Ferda Güneş Aydın Ferda Güneş Aydın uzun yıllardır edebiyatla ilgiliydi. TRT Türkiye’nin Sesi radyosu tarafından ‘Bozkırın Beyaz Sevdası’ öyküsü üç dilde yayınlandı. Temmuz 2016 da ilk eseri Dokunmak Acıtmamalı Teni olan kitabı yayınlandı. Öncelikle kendinizi bize tanıtır mısınız? Ferda Güneş Aydın kimdir? 1971 yılının ikinci günü, Güneş ailesinin dokuzuncu çocuğu olarak Şereflikoçhisar’da doğdum. İlk ve […]

Senira’ya Âşık Olmak

Roman mektebinde İnce telli saz gibidir tutar yetmişinde adama akortsuz yirmi yaş giydirir… Senira, dün gibidir diker cebine incir ağacı bir güne el uzatmaz küfürlü intizar ettirir Yan mahalleye uğramaz tüm tasası düşe ziyan kalkar düşer uslanmaz Dedi’si gün bitirir… Mayısta bekleme dostum! koyma hazirana takar ardına üç – beş serkeş kevgir mintan giydirir… 01 […]

Sen

Özgürlüğün olmadığı yerde özgürlük, onurun olmadığı yerde onursun. Sıcaklığın olmadığı, insanın insana uzak durduğu yerde yakınlık ve sıcaklık sen bu kalpsiz dünyanın kalbisin. Dudakların ve dilin hem soru hem yanıt, kolların ve kucağın huzurdur. Senden her zorunlu ayrılış sana yeniden dönüştür. Sen geleceğin başlangıcı, sen bu kalpsiz dünyanın kalbisin. Sen ne bir inanç ne felsefesin, […]

Sanat ve Edebiyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 2

“Gerçek nedir,” sorusu aslında bizim ve dahası bütün bilimin en temel sorunu. Kendi inceleme alanımızdan yola çıkınca şöyle bir ‘gerçekle’ yüzleşiyoruz; gerçeklik her zaman için bir sanat eseri içinde kendini sübjektif olarak var ediyor. Hele ki bir sanat eseri ‘ne olmuş ve olmakta’ değil de ‘nasıl olması gerekir’ üzerine yoğunlaşıp bunu işliyorsa sübjektif olma durumu […]

Şair ve Şiir

Denir ki, şair sözcükleri bir araya getirendir Doğru değil bu Şair şansı varsa yarım yamalak da olsa sözcükleri ilişkilendirendir şansı yoksa eğer şairi parçalar sözcükler Almancadan çeviren: MEVLÜT ASAR

Roze Marja

Gül çapkını adam yatıyor yerde “ahını almış atlar” sokağı çıkmazında üstünde gazete… Adına vurulmuş kentin Roze Marja! hoş gelirdi kulağa dört kitaplı kelime sorgusuz kaldı düşünce… Omzuna azalan edası amansız bilmecesiydi şehrin kirli şarkılarıyla yazılı hüzün bileyle pası tek eğlencesiydi sarhoş nehrin… Nakaratı parasız dinleyen pervasız ağızlara asılı… Sevmişti! ilmeksiz kadın düşünü şehri sevdiği kadar […]

Ömrü Çocuklar İle Çiçekler Arasında Geçen Şair

İbrahim Eroğlu İbrahim Eroğlu kim. Sizi tanımayan birine kendinizi nasıl tanıtırdınız? Hangi eseriniz mutlaka okunmalı? 1963 yılında Yozgat’ın Bahadın Kasabası’nda doğdum. 1980 yılından beri Hollanda’da yaşıyorum. 14 yıl bir çiçek serasında  işçi olarak çalıştıktan sonra Rotterdam Eğitim Bilimleri Akademisi Türkçe Bölümü’nü ve Inholland Öğretmen Okulu’nu (Hollandaca sınıf öğretmenliği bölümünü)’nu bitirdim. Den Haag’da bir ilköğretim okulunda […]

Neyse o…

Aptallık diyor akıl Neyse o’dur diyor sevgi Felaket diyor öngörü Sadece acı diyor korku Umarsız diyor içgörü Neyse o’dur diyor sevgi Gülünç diyor gurur Tedbirsizlik diyor ihtiyat İmkansız diyor tecrübe Neyse o’dur diyor sevgi Almancadan çeviren: MEVLÜT ASAR

Ne Zaman Bahar Gelirse…

Ne zaman bahar gelirse Ve ben çoktan ölmüş olursam Çiçekler olduğu gibi yeşerecek Ve ağaçlar geçen sene gibi aynı yeşilliklerini eksiksiz koruyacak. Hakikatin bana ihtiyacı yok. Muazzam bir sevinç hiz ediyorum Düşündükçe benim ölümümün kesinlikle önemsiz olduğunu Yarın öleceğimi bilseydim Ve yarından sonra bahar geleceğini, O zaman rahat ölürdüm, çünkü yarından sonra bahar olacak. Eğer […]

Kuyucaklı Yusuf’ta Arzu Üçgenleri

Rene Girard, Romantik Yalan ve Romansal Hakikat (Edebi Yapıda Ben ve Öteki) adlı eserinde arzunun taklitçi bir doğası olduğunu belirtir ve bunu “üçgen arzu” kavramıyla açıklar. Bu yapıda üçgenin köşelerini; arzulayan özne, arzulanan nesne ve arzunun doğuşunda etken unsur olan arzunun dolayımlayıcısı oluşturur. Anlatı-roman türüne yönelik olarak tasarlanan üçgen arzu modelinde öznenin nesneye yönelik arzusunun […]

İnsan(sız)lık Anıtı

sonu bilinen bir kırağı vurmasıdır dedikleriniz dediklerimiz olsun diyedir istediğiniz sırasını şaşırmadan bütün boncukları ehil bir elle sayan yasalarınız ve asalarınız ne güzel bir vatan bıraktınız çocuklarımıza saygıdeğer, ederi belli atalarımız. atalarım deyince uzunca susmayınız çocuklar için yazılan ekran tarihi Pozantı’dan başlar o el ‘ucube’ taşlar fırlatır komşuların sürgünlüğü üstüne yaşları on üç kadınlar ve […]

İkili – Üçlü

annem şiir yazma artık, dedi söylemeliydim: kalemden parmaklarım mağara boşluğu hiyeroglif kızmadım kızmadım beni sancılı doğurmuş halbuki.zaten.neyse balon alınabilen umutsuzluğum mutsuzluk da istenmeyen babam bir türkiye şampiyon takımları olmasa gururlu takımları korkumla tekrar titrek siyah beyaz her film baba, güneş yok muydu o zaman tarihselliğini unuttuğum nasihat göz deseni, dün bitimi bütün söylemedikleri gibidir cep […]

Kadın ve Sokak Lambası

Kadın balkonda sigara içiyordu yine. Balkonun tam karşısındaki sokak lambası, sarı bir hüzünle yere eğmişti başını. Kadının tüm üzüntülerini, kederlerini lamba da yüklenmişti adeta. Nasıl olmuştu da bir lamba, bir insanla duygudaşlık kurmayı öğrenebilmişti, hiç konuşmadan sadece seyrederek kadının duygularını anlamayı başarabilmişti. Kadın balkonda sigara içiyordu. Kadının gözü, hep sokağın başında görünecek, tüm ağırlığını tekerlerine […]

İki dilim ekmek

İki dilim ekmekti babamın gurbeti İki adım oda annemin esareti Yamalıydı kardeşlerimin elbiseleri Gülüşürlerdi okulda almazlardı oyuna Yeşili aynıydı göğü mavi ama sahipleri vardı sevmediler bizi

Güvercin Uçurmaları

Bu dik başlı güvercin, sevimsiz, geçimsiz, kavgacı bir kuştu. Durduk yerde hırçınlaşır, huysuzlaşır, sağa sola saldırırdı. Kaldı ki taklaların en güzelini de o atardı. Ötekiler gibi havada birkaç kez dönenip yere inmez, verilecek yemi beklemezdi. Uzun, zarif süzülüşleri, kıvrak pikeleriyle Birol’da heyecan yaratır, duygularını çalkalar, dalgalandırırdı. Uçup dururken birden dönmeye başlar, dönmesi gitgide hızlanır, sonra […]

Ebruyu Otantik ve Yerel Bir Türk Sanatı Olarak Görüyorlar

OKAN AKIN Okan Akın, 1969’da Erzurum’da öğretmen bir baba ile ebe bir annenin üç çocuğundan ortancası olarak dünyaya geldi. 1978’de ailece Bursa’ya göçtüler. 1991’de Uludağ Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümünü bitirdi. 1996’da sevdiği kadını takip ederek Hollanda’ya yerleşti. 2006’da  “Atelier Okan Akın” isminde bir sanat atölyesi açtı. Atölyesinde kurslar, sergiler, edebiyat etkinlikleri düzenlemekte. 2009’dan itibaren […]

Daha

Yıldızlıdır gece ne dileyim bilemem Unutsam ihaneti özlemin kadar sevsem Perdeleri kapatsam aynaları ters çevirsem Bilmesem ben de bilmesem Gelsen Birkaç an daha kalsa durmuş zamanlardan yarına

Bir Akşam Üstü

Akşamüstüydü, Yıldızlar birer birer göz açmaktaydı Güneş kendini gizliyordu bulutların doruklarına Yarasalar uçuşmaktaydı Baykuşlar kuşanmaktaydı Av başlamaktaydı İçerimde ateşi harlanmış ufak bir hasret Akşamla birlikte boy atmaktaydı Akşam gibi gitgide kararmaktaydı Kendine iyi bak, gözüm yolda kalmasın Kendine iyi bak, yüreğinde kemirgen bir sevdanın acı veren izi kalmasın Akşamüstüydü Yüzüme vurduğun soğukça yalnızlığın izi Benle […]

Almanya’daki Türkçe Edebiyata Kısa Bir Bakış

Ülkelerini terk edip  farklı bir coğrafyada ve kültürde yaşamak zorunda kalan, kitleler yabancı bir kültür ve dille karşı karşıya kalma olgusunu birlikte yaşarlar. Bu tek tek bireyler için kendi  kültürel dilsel ortamından bir kopuş, yeni bir kültür ve dilde yaşamda kalma mücadelesi anlamına gelir. Bu durum karşısında bireylerin gösterdikleri tepki, kendi kültürü ve dileri ile […]

Ad

ıslak kumun üstüne ırmağın kenarında adını parmağımla yazmıştım kum kıvrılarak sarıldı kelimelerle ırmak az bir zaman içinde kumu geri serdi ve silindi her şey adını yeniden yazdım tekrar ve tekrar her seferinde belli belirsiz yumuşak dalgalar alıp götürdü tüm kum senin adın olana kadar yazdım tüm kıyı dolana kadar ve kamışlar tüm harfleri doldurana dek […]

Kızıl Saçlı Kadın

                   Nermin………’nin anısına Yıldızlı bir sonbahar akşamı. Twente’de bir köy ve o köyün kıyıcığındaki ormanda geçmişi yadederek yürüyen üç kişi: İki Hasan ve ben. Konuşmadan, ormanın sessizliğinin sesini duymaya çalışarak yürüyoruz. Suskunluğumuzu karanlıklarla paylaşırken, yalnızlığımızı bize göz kırpan yıldızlar aydınlatıyor. İçimiz duru ve aydınlık, tıpkı yıldız kaynayan gökyüzü gibi. Aylardan Kasım, memleketlerden Hollanda ve onlarla […]

Wat Hetzelfde Blijft Als Een Kind Groeit

Al verandert de rups in een vlinder breekt een ei zijn schaal van binnenuit wordt van een hoorn een kam gemaakt later of vroeger verandert alles uiteindelijk blijft niets achter dan het begin sporen van wat men ooit was de zool van een oude schoen in deterugblik voordat de vloed komt kiezelstenen vullen de hand […]

Sayı 3, 2017 Bahar

SenErich Fried Bizden EdebiyatımızaŞ. Zare Erik Kızıl Saçlı KadınKazım Cumert Şiir, Dünyayı Anlama İşidirKadi İncesu İkili-ÜçlüÖrsan Gürkan Aplak Yarının Getireceği Gün İçinHans Andreus Kuyucaklı Yusuf’ta Arzu Üçgenleri #1Hanife Özer İnsan(sız)lık AnıtıBilsen Başaran Ebruyu Otantik ve Yerel Bir Türk Sanatı Olarak GörüyorlarOkan Akın Ne Zaman Bahar Gelirse…Fernando Pessoa Ömrü Çocuklar İle Çiçekler Arasında Geçen Şairİbrahim Eroğlu […]