Menu

Soruyorsun kendine: nasıl gittiler, ne düşündüler
o sonsuz ölüm yürüyüşüne
bacakları nasıl taşıdı yorgun ayaklarını

Soruyorsun kendine: nasıl düştüler, o tozlu yolda
o açlık yolunda, o boğucu kızgın yolda
nasıl kalktılar, nasıl kalkmadılar
uçuruma sürülen bizonlar gibi
nasıl öldüler?

Oğullarıyla, kızlarıyla konuşuyorsun
inkâr edilen şeyden nasıl kurtuldular?
dudaklarını yakan sözcüğü işaret ediyorsun

Artık olmayan eve özlem duyuyorsun
kapının önünde büyükbaban ve büyükannen, âşıklar birbirlerine
bir mucize sayesinde saklanan o fotoğrafı basıyorsun bağrına
bir kez daha yasak sözcüğü işaret ediyorsun

Irmağın suyu söylüyor o şarkıyı
kara sürülen toprak söylüyor o şarkıyı
kardeşin söylüyor onu, biliyorsun
kimse kaçamaz vicdanlardan

Kitabı yeniden okuyorsun:
THE TRUTH WILL SET US FREE(*)

(*) Geroge Yeryian

Hollandaca’ dan çeviren: İbrahim Eroğlu

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.