Menu

Kimi şairler dağların doruklarına vurgundur, dağ yamaçlarında yeşeren bin bir çiçeği konu ederler şiirlerine. Bütün nebat çeşitlerini bir bir bilirler. Renk ve kokularıyla aşinadırlar. Bu yüzden bütün şiirleri kekik, reyhan ve nergis kokar.

Kimi ozanlar geleceğe dair bütün umutlarını bir buğday tarlasında sarı başaklara yükler. Zamanı geldiğinde tohuma durur umut. Esen ılık bir yel ile saçılır toprağa tohumlar. Gün gelir kök salar, boy verir serpilir dört bir yanda. Böylesi şairler şiirlerini toprak ve doğaya adar. Yazdıkları şiirler toprağın bereketini, tohumun bitmek tükenmek bilmeyen devinmesini anlatır insanlığa, durmadan usanmadan.

Kimi şairler doğup büyüdüğü topraklarda susturulan içli kaval seslerine hasrettir. Arar durur gecelerin sessizliğinde. Kaleme aldığı şiirlerinde yaşlı bir çobanın kavalından çıkan bir eski zaman ezgisinin sarhoşluğu vardır. Yazdığı şiirler insanın başını döndürecek kadar gizemlidir. Okuyunca insan bu şiirleri dünden bugüne, bugünden yarına savrulur habire. Geçmişi geleceği bir arada yaşayarak hem kendisi olur hem de bir başkası.

Kimi şairler çıkmaz sokaklarda ve istasyon peron-larında sabahlar. Sessizlik dipsiz bir kuyu, kimsesizlik ucu zehirli kör bir hançerdir onlar için. Uzaklaşan trenlerin penceresinden raylara hüzün ve keder dökülür onların üstüne. Yorgun ve bitkin yüreklerinde hüzün ve keder birikir. Karanlık gecelerin

sessizliğinde döllenen mısralar gün doğumunda şiire dönüşür ve gün boyu ağıt yakar ayrılık denen püsküllü belaya.

Kimi şairler dost eteğinde doğurur şiirlerini, dost kucağında büyütür türkülerini ve onlarla paylaşır başa bela dertlerini. Bütün şiirleri buram buram vefa ve dostluk kokar. Yazdıkları şiirler özlenen yaşamın iksiri gibidir. Muradına ermemişlerin elinde bir tutam derman olur.

Kimi şairler çeşmi siyahtan yemiştir vurgunu. Bütün şiirleri yarın zülfüne gözyaşı döker durmadan. Şair endamına vurulduğu bir sevgilinin derin sevgisine yer açmıştır yüreğinde. Bütün gönül kapılarını ona açmıştır sonuna kadar. Anadan, babadan önce onu konuk etmiştir gönül köşküne. Baş köşeye buyur etmiştir onu. Şairin sevda kapısından içeriye buyur ettiği sevgili bazen onu ihya eden bir melek, bazen de nefesine kasteden hain bir felektir. Yer bitirir şairi. Dünyası tersine dönen şaire aşk ve sevdaya dair yetim ve öksüz şiirler yazmak düşer.

Kimi şair aşkın izini bir gelincik tarlasında sürer. Bahar gelip gelincikler yaprak yaprak açtığında şair gelincik tarlasına koşar ve her gelincik yaprağında sevgilisinin kokusunu ve rengini arar. Bazen bulur bazen bulamaz ama aramaya hep devam eder. Onun için gelincik yardir, her bahar, yar ise gelincik.

Şair arkadaşımız Yüksel Şahin’in Kasım 2016’te Ozan Yayıncılık’tan çıkan şiir kitabında aşka ve sevdaya dair boynu bükük yetim şiirler vardır. Şiirlerinde tam anlamıyla nokta vuruşları vardır. Söyleyeceklerini dağ bayır dolaştırmaya lüzum görmez. Yara olan tarifsiz özlemini sıkıştırmış iki-üç kelimelik şiirlere ve tutuş-turmuş sevgilisinin eline. Böyle yapmakla ne kendine ne yare ne de okuyucuya eziyet vermek ister.

Şiir özlü söz söyleme sanatıysa ve şair de bunun usta mimarıysa eğer, Yüksel Şahin bunun hakkından faz-lasıyla gelmiştir,  diyorum.

Savrulduğu Hollanda coğrafyasında ekmek kavgasının yanı sıra şiirler yazan şair Yüksel Şahin’e bol ilham diliyorum…

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd. Vereiste velden zijn gemarkeerd met *