Menu

Yasak Sözcük

Soruyorsun kendine: nasıl gittiler, ne düşündüler o sonsuz ölüm yürüyüşüne bacakları nasıl taşıdı yorgun ayaklarını Soruyorsun kendine: nasıl düştüler, o tozlu yolda o açlık yolunda, o boğucu kızgın yolda nasıl kalktılar, nasıl kalkmadılar uçuruma sürülen bizonlar gibi nasıl öldüler? Oğullarıyla, kızlarıyla konuşuyorsun inkâr edilen şeyden nasıl kurtuldular? dudaklarını yakan sözcüğü işaret ediyorsun Artık olmayan eve […]

Wintertijd

De bomen krommen zich als oude mannen maar vertonen souplesse en buigen als jongens terug als de wind weer liggen gaat een groene regen bedekt de grond met goud en geel en laat de mens zich tobbend zien, zijn eigen pad vegend het zweet van het gelaat een golvenzweem over de velden, het water dat […]

Türk- Alman Edebiyatına Tarihsel Bir Bakış

İlk işçiler Düselldorf Havaalanı’na indiğinden bu yana 56 yıl geçti ve bu süreçte hem Alman toplumu hem de göçmen işçiler birbirlerinden büyük oranda etkilendi. Bu durumu İsviçreli yazar Max Frisch’ın ünlü sözü “Biz işçi çağırdık, insanlar geldi.” en iyi şekilde ve tüm gerçekliğiyle özetlemektedir. Gelen bu insanlar, oraya sadece çalışma amacıyla gitmemişler, aynı zamanda kendi […]

Terkediyorum diyorsun ya…

Ne kolay söylüyor dilin ‘seni terkediyorum’u Tılsımı bozuluyor gördüğüm rüyaların Oyalı bakışlarım soluyor sesinin ardından Pembesi uçup tozu kalıyor avuçlarımda sevdamın Nefesim utanıyor damarlarımda Ve ‘seni terkediyorum’ diyorsun ya El değmemiş taşlar arıyorum dilimi susturmaya Gah Leyla, gah Aslı gah Şirin oluyorum Yakıyorum baş koyduğum yastıkları Arsız bir sarmaşık oluyorum dağlarında Kurşunlayıp eşkiya sevdamı bakışlarında […]

SELVİNİN ALTINDA

Sonsuzun Eşikleri 10. Elma bahçelerini anımsa Tahtalı Köprü’yü anımsa Eteklerindeki karıncayı anımsa Ağzın bütün çiçeklerin tomurcuk vakti Söğütlerin öpüşünü anımsa Göğüslerindeki teri anımsa Gözlerinden gözlerime düşen Güneş bahçelerini anımsa Unutma ölürüm, unutma ölürsün Ayva çiçeklerinin gökleri altında Ağzına fısıldadığım sözleri anımsa… Yalnızlığımın annesi İnsan ölünce yalnız kendisi ölmüyor Ne diyordu Metin Abi Yani benim gözlerimin […]

Şiirler

Tanrı bir gün olmayacak iş ama tanrı bir gün bana da “yürü ya kulum” dese ben sana yürürüm Özlüyorum işte onca rengin içinde kara kara özler mi insan ben özlüyorum işte Günaydın belki haberin yok ama ben her sabah sana “günaydın” diyorum Bu dünyanın bu dünyanın en çok seni sevdiğim kısmını sevdim Böyle böyle sessiz […]

Sanat ve Edebiyatta: İzafiyet, Kuantum Fiziği ve Gerçeklik 1

İşini ustaca yapan bir ……illüzyonistin gösterisini izler-ken yaptığı numaraların gerçek olmadığını bilmemize rağmen çoğu zaman büyük bir şaşkınlık yaşarız. Avucundaki yumurta bir anda kaybolur, boş görünen şapkadan tavşan çıkar, mendil bir demet güle dönüşür, boş kutuya kapatılan yardımcısı kutunun her yanından içeri sokulan kılıçlara rağmen oradan sapasağlam çıkar, birini belinden iki parçaya böler… İllüzyonist o […]

Oyunlar: Baştan çıkartan

Biri sandalyenin ayağını okşamakta Ta ki sandalye yerinden kımıldayana dek Ve ayağı ile yapar sevimli bir jest Bir başkası anahtar deliğin öper Bir çılgın gibi öper Anahtar deliği de onu öpene kadar Üçüncü ise yan taraftan izlemekte İzlemekte ikisini Başını sallamakta ve sallamakta Ta ki başı düşene kadar Türkçeye çeviren: Ali Şerik

Ontluiken

 “De zon doet vrouwen ontluiken,” had jij gezegd vadertje minnenmonds, turend naar de vrolijke menigte vóór ons in een plantsoen te Deventer. Toen was ik pas een jaar of twaalf en begreep nog niet wat jij daarmee bedoelde, maar die hele middag had ik mij wel het hoofd over dat woord ‘ontluiken’ gebroken. In mijn […]

lappenman

een huis dat wankelt in de schemer mijn stad zij slaat de ogen neer plastic ankers op vier meter de bodem is niet meer dan twintig ijle tassen diep even mag ik mee naar binnen waar water land raakt leven ondergaande dieren en stille demonstranten de contouren van een laatste stap ik zie je – […]

HOLLANDALI-TÜRK FIKRALARI

GELİR Mİ? Bir internet kafenin sahibi Tufan, Hollandalı bir müşterisinin cebinden cüzdanını çalan diğer Hollandalıyı yakalar. Hırsız Hollandalı, kaşla göz arasında internet kullanan Hollandalının parasını cebine indirmiştir yakalandığı anda. İki Hollandalı genç birbirine girer. Kavga edenleri zor ayırır Türk. Cüzdanı çalınan Hollandalı parasını alamayınca polise telefon eder: −Memur Bey, bir Türk paramı çaldı vermiyor. Kafe […]

Hollanda’da Türk Edebiyatı

Hollanda’daki Türk edebiyatını ele alırken Hollandalı okuyucunun edebiyatımızla ne zaman tanıştığını da kısaca ele almak gerekir. Daha önceleri tacirlerin İstanbul’dan getirdiği yazma eserlerden yapılan alıntıların çevirisini bir yana bırakırsak Hollandalı okur ve edebiyat çevreleri ilk olarak  1937 yılında Halide Edip Adıvar’ın Sinekli Bakkal adlı romanının  Dochter van den Pias adıyla İngilizceden Hollandaca’ya çevrisiyle edebiyatımızla tanışmıştır. […]

Hollanda Türk Göçmen Edebiyatı

Kara Zambak dergisine 2016 yazı öncesi merhaba derken gerilere dönüp Hollanda’ya Türkiye’den gelenlerin göçmenlerin  oluşturduğu edebiyatın  bugünlere nasıl geldiğini kimlerin neler yazdığını, bu işin ağır işçilerini bir hatırlamak istedik. Sıfır noktası: İlke Dergisi 60’lı yılların başlarında Türklerin Hollanda’ya göçünden sonra ilk çıkan dergi İlke dergisi. İlke işçilerin sorunları, Hollanda’daki yasaların işleyişi gibi konuların yanı sıra […]

Gölge Jileti

“Gölge Jileti” taşıyan adamları tanır mısınız? Ayakları altında ezmekle kalmazlar onlar gölgelerini. Köşe bucak keserler gölge jiletleriyle onları. karanlıkta, kuytuda. Karanlıklarında. Her gün doğumunda gölgelerine düşman adamdır onlar. Işık yükselir, Gölgeleri uzar, üç kuruşluk kendilerini geçer. işte o an hasetlerinde ölür, gölgelerini bile keserler “Yapış yapış” Diye tiksinirler gölgelerinden. Aynı tiksindikleri gibi, gerçeğin samimiyetinden. Her […]

GÖLGE

Gece yarısı geldiler göründüğün çiçeğe kökünden asıldılar olmadı kestiler ağaçlar otlar şaşkın o var içinde dedim dinlemediler. Hepsi güzellik düşmanı. Öldürme emri vardı ellerinde katildiler barındığın bahçeye baştan sona infaz kazdılar altüst ettiler yoruldukça özgürleşti zift. Hepsi zincirini kopardı. Kan yağmaya başladı gözlerimden onlar ıslanmadılar alı sevmiyordu kara kırık dikenlere takılmış kolun kaldı öylece leylak […]

Gelincik Yaprağına Nakış Edilen Şiirler

Kimi şairler dağların doruklarına vurgundur, dağ yamaçlarında yeşeren bin bir çiçeği konu ederler şiirlerine. Bütün nebat çeşitlerini bir bir bilirler. Renk ve kokularıyla aşinadırlar. Bu yüzden bütün şiirleri kekik, reyhan ve nergis kokar. Kimi ozanlar geleceğe dair bütün umutlarını bir buğday tarlasında sarı başaklara yükler. Zamanı geldiğinde tohuma durur umut. Esen ılık bir yel ile […]

Eylül’e Sor Neden

Yaprak ipliği eğiren Susamışlık yorgunu Cevheri ağaç ağlatan Küflenmiş söz verilmişler Hasreti sırtüstü devrilmişlikler Eylül’e sor neden? Öykü satımı içgüdüler Zemheri sevdalı Kırık düş arası geceler Zamansız gün bitimi Sancılar Eylül’e sor neden? Gölgesiz sıcaklık Almış ardına Sor sorsun güneşe Utansın hüznünden Ölmeden Şiirler Bir tutam Gazele yenilmeden Eylül’e sor NEDEN? Hoorn

Ekleyiniz Günaydın Dın

yeni adımlar uğradı ayaklarıma genişleyen nerede onlar orda hipodrom rom sesinin arkasındaki ikinci sesiyle gelirdi paylaştığımız dilimde yürüdü hatta duyan duysun hızlanırdım sondan başlardım adımlamaya dım kendim kadar yer kapladığım bir dünya dünya kadar bir dünya ya beni bıraksalar kuşlara katılırım

Diyâr-ı bekir

Dicle kenarında saklı bir düş büyüdükçe büyüyecek … kesmece içine saklanan gecekondu bir sandık.. kavanozlara doldurulan alın teri .. bir cila , iki fırça , dört iskambil kağıdı ve emek… bilmiyor Bekir sömürü ne demek… ölüm, özgürlük mü? özgürlük için ölüm mü? hangisi daha yakın uzak olan hangisi bilemiyor Bekir. kapılar demir … kapılardan geçecek […]

DE TURKEN KOMEN

Murat Işık (İzmir, 11 september 1977) is een Nederlandse schrijver en jurist van Zaza-Turkse afkomst. Işık studeerde rechtsgeleerdheid aan de Universiteit van Amsterdam en San Francisco State University. Zijn eerste prijs kwam voor zijn korte verhaal ‘De purperen citroen’ tijdens de juni Kunstmaand van 2007. Dit verhaal is door regisseur Thomas Bijsterbosch vertaald in een […]

Davut Yücel’de kelimeler kendi gerçeğinde

Davut Yücel’in şiirleri yeni bir pencere şiirde. Kelimeleri tarif etmek için değil göstermek için kullanıyor. Sade bir dille ve uzaklaşmadan; şiir severlerini zorluyor düşünmeye, anlamı başlangıcına geri götürüyor. Kelimeler somuttan soyuta ve şiirde tekrar somutta dönüşüyor. Enis Akın söyle tarif eder Davut Yücel’in şiirini: “Davut Yücel şiirinden kelimeleri atmıyor, nesneleri atıyor; duyguları; anlatıları atıyor. Behçet […]

Bir diyeceğim var

bir diyeceğim, yaldızlı : gökten aşağı yalnızlıktan yukarı. parçası olmayan bir hayatı hediye edesim, sevdiğimi öpüp alnıma koyasım var. şarkılar, şarkılar, şarkılar’a sarılıp ölesim var. kalabalıktan kaçıp, kendimi azarlayasım. eskimeyen karanlığa yenilip duygularımı unutuşun koynuna yatırasım var. bir diyeceğim, çalıntıdır, dövmedir askıdır. insan… insanı sevesim dokunmadan, aşka bakasım gözlerim kapalı. yıldız boncuk düş toplayıp, serap […]

Ben zaten sadece “bizi” yazdım!

Sevda Kuran, 1961 yılında Elazığ’da doğdu.  1960, 1970 ve 1980 darbelerine cepheden maruz kalan Kürt ve Alevi  bir ailenin yedi çocuğunun en küçüğü. 1982 yılında tutuklandı, Mamak Askeri Ceza ve Tutukevinde kaldı. 1989’dan beri siyasi sığınma aldığı Hollanda’da yaşıyor. Eserleri: Düş Ülkenin Kadınları (Anı-Roman, Siyah Beyaz Yayınları, 2009) Kar Çiçekleri  (Şiir, Kurgu Kültür Merkezi Yayınları,2013) […]

Ben Seni Neden Sevdim

Babalar çaresizliklerini kızlarının saçlarının arasına saklasın diye mi ben seni sevdim Analar çocukların kefenlerine sarılsınlar diye mi sıcak tuttular ellerini ben bunun için mi sevdim seni Düşündün mü hiç kayıp olan insanların adlarıyla kaç kez kendi adımız yazılır Nöbet sırasında kaç asker ölürüm diye korkar kaç insan çaresizliğini kına gibi evinin duvarına sürer kaç insan […]

Avrupada Türk edebiyatı

Yıllar önce gördüğüm bir karikatür beni çok etkilemiş, düşündürmüştür. Elinde tahta bavulu, yamalı pantolunlu, kasketli bir köylü yürüyor, önünde “Almanya” yazılı bir yön tabelası doğrultusunda. Sağ elinde bir değnek, sağ omzunun özerinde değneğine bağlanmış bir çıkını var … Çıkınından köyü dökülüyor. Sol ayağı önde, sağ ayağı arkada, ayakkabısının altından toprağa tutunmuş kökler… Almanya yönüne doğru […]

Atila Kanbir´in son çalışmalarɪ üstüne bir deneme

Kökü uzun yıllar öncesine dayanan büyük bir rüzgar esti seksenli yıllarda bütün dünyada. Zamanın moda deyimiyle periferide kalan ülkeleri derinden etkileyen bu dalgalanma modernizme bir çeşit başkaldırıydı aynı zamanda. Bizim coğrafyamızı da yakından ilgilendiren bu rüzgar çağdaş düşünürleri ve sanatçıları ciddi anlamda sarsmıștı. Postmodern durum olarak dillendirilen bu dalga giderek sığlașan, tektipleștirici, yerel değerleri küçük […]

ATEŞLE DANS

Hikmet Usta, yaklaşık beş bin metrekare kapalı alan üstüne kurulu çelikhanenin kapısından henüz girmişti. İlk bakışta her şey yolunda görünüyordu. Görevli olduğu kumanda odasının bulunduğu altı metre koduna çıkmak için merdivenlere doğru yönelmişti ki ocak tarafından gelen bir patlamayla irkildi. Ark ocağı yöntemiyle çelik üretilen fabrikalarda, daha hafifleri çoğunlukta olmak üzere, benzeri patlamaların olması kaçınılmazdı. […]

Ağlamak ne kadar da güzelmiş meğer

Isınamadım Ne bu yere, ne de bu eve Sıcaklık bir nefes sevgiymiş meğer beklentisiz Sokaklar bunaltır Ulaşılmaz uzaklığını anlarsın bir merhabanın Dostlar elenir eleğinden zamanın Bir hüzün süzülür bakışlarımdan Akar yanaklarımdan şiir şiir Ağlamak ne kadar da güzelmiş meğer Neler akmaz ki gözyaşlarımdan Vedalaştıklarım olur, çaresiz arzularım Yağmur kurur gözyaşlarımda Bir ben yağarım, bir ben […]

Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı

 Attila İlhan için “romancı, gazeteci, senarist, deneme yazarı, Mavi akımının kurucusu ve lokomotifi, bilhassa toplumcu şiirde teşkil ettiği konuma ek olarak, Türk Edebiyatı’nın bir dönemine yön vermiş ve yön vermeye devam eden, sayısız eser bırakmış bir kalem” çerçevesinde bir girizgah -eksik olmakla birlikte- yapılabilinir. Ama bu yazıda sıkıntımız başka: Attila İlhan’ın kaleminden bir cinayete tanıklık […]

Kara Zambak, Sayı 2, 2016 Sonbahar

Selvinin Altında ŞÜKRÜ ERBAŞ Hollanda Türk Göçmen Edebiyatı ATİLLA İPEK Yasak Sözcük JANA BERANOVÁ Türk – Alman Edebiyatına Tarihsel Bir Bakış ERKAN ZENGİN Bir adam GÜLEREN KILINÇARSLAN Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı VOLKAN YAZICI Cinayet Saati ATTİLA İLHAN Meyve ve sebze şiirleri , Erik , Mandalina , Havuç , Bamya , İBRAHİM EROĞLU Ontluiken […]