Menu

Artık,
Ne kapı kaldı girilesi
Ne ışık, süzülesi
Ne de bir yüz kaldı görülesi…
Hepsi kirlendi
Bir sen kaldın
Annemi yitireli beri

Bir ses düşer akşamın koyuluğuna
Yorgun argın…
Oysa sahilde dalgalar
Lacivertle beyazı karıp
Taze aşklara sarınıp
Aymak için sabah mahmurluğundan
Her şeyden habersiz
Bir adam sahilde oltasını atmış
Dalgınlığını tutuyorken
En kırılganında mavinin…

Her nasılsa
Sabah dalgası,
Biraz çapkındır
Vurur
Döker kendini
Kendi gibi bir güzele
Kollar kendini…

Bilirim,
Kimi zaman kırılgan bir maviye
Tutunuyorsun…
Kimi zaman sabah yeline
Gün doğuşlarıyla yıka yüzünü
En olmaz zamanlarda

Soğuk ve yağışlı bir havada
Yağmur yağar
Evin penceresinden
Dışarıyı seyre koyulursun
Camdan süzülen yağmur damlacıkları
Akar gider usul usul…
Bakışlarını
Su damlacıklarının buğusunda
Süzdüm seni…
Yağmur suyu arı sudur bilirsin
İşte, o arı suda buldum seni…
Umutsuzluğun, umuda evirildiği yerde
Gördüm seni…

Korkusuzum,
Çatal yüreklim
Bir de, şen şakrak kahkahalarına
Gülüşlerine sordum seni…

Nicesin
Koca yürekli
O koca yüreğin gölgesinde
Sordum seni
Fesleğen kokulu gülüşüyle gülerken
Anneme.

29 Mayıs 2015, Brüksel

One Comment for "Kırılgan Mavi"

Leave a comment

Het e-mailadres wordt niet gepubliceerd.